TÜRKİYE'NİN EN GENİŞ TARİH SİTESİ Forum Ana Sayfa TÜRKİYE'NİN EN GENİŞ TARİH SİTESİ
Tarih çok bilinmeyenli bir denklemler dizisidir çözdüm diyen yalan söyler!!!----------------------------------------------------------------- ÜYELİKLER YÖNETİCİ ONAYINDAN SONRA BAŞLAMAKTADIR BU FORUMDAN DAHA ÇOK FAYDANILMASI İÇİN GEREKMEKTEDİR.
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

SİLSİLENAMELER

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    TÜRKİYE'NİN EN GENİŞ TARİH SİTESİ Forum Ana Sayfa -> TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMA VE MAKALELER
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Ads






Tarih: Cum Tem 25, 2014 10:50 am    Mesaj konusu: Ads

Başa dön
cengiz
Site Admin


Kayıt: 11 Şub 2007
Mesajlar: 590

MesajTarih: Sal May 08, 2007 12:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA'NIN II.VİYANA BOZGUNUNDA VİYANA'DA BIRAKTIĞI SİLSİLE-NÂME

Silsile-nâme, Batı medeniyetinin “genalogie” diye tanımladıkları, Türklerin soy ağacı veya şecere diye adlandırdıkları,” nesebnâme”diye de bahsedilen, sülâlelerin (soyun) kimlerle akraba olduklarını gösteren bir nev'i’ şemadır.

Ataerkil aile düzeni içinde olan Türkler [1] sülâleye geniş önem vermişler, atalarına daima saygılı davranmışlardır. Bu münasebetle çeşitli soy ağacı yapmışlardır. Anadolu’da bu adet halen devam etmektedir.

Hz.Muhammed’in sülâlesi mensuplarının işleriyle meşgul olan “Nakib-ül-Eşraf” adıyla bir makam kurulmuş; bu makam, peygamber sülâlesi mensuplarının işleriyle meşgul olan “Nakib-ül-Eşraf” adıyla bir makam kurulmuş; bu makam, peygamber sülâlesinin işlerine bakmış ölümlerini deftere geçmiş, yani bir nev’i şecere tutmuşlar, onları adî san’ata girmekten, fena hallerde bulunmaktan men eder, bir çeşit vasilik yapmışlardır. Abbasiler’de Halife’den sonra bu makam gelirdi. Osmanlılar’da da Yıldırım Bayezıd Devrinde Nakibü’l-Eşraflık tesis edilmiş, padişahların kılıçlarını, bunlar takmışlardır. II.Abdulhamid Devrinde Yıldız’da bir konak tahsis edilmiştir.

1908’den sonra maaşları 5.000 kuruşa çıkarılmış, saltanatın son bulmasıyla bu müesssese tarihe karışmıştır. Nakibü’l-Eşraflar, peygamber soyundan gelen kimselere şecereler vermişler, bunları kendi özel mühürleriyle de tasdik etmişlerdir. [2]

Avrupa ve Asya ülkelerinde de bulunan prens, prenses, kont, kontes, baron, barones, şeyh, şehinşah, mihrâce, emir gibi ünvanlar bu an’anenin en müşahhas misalleridir.

Tekke ve dergâhlar kapanmadan önce, İslâm dininin çeşitli tarikatlarının şeyh, halife, dede, ve bektaşî babalarının şecerelerinin bulunduğu bir hakikâttir. [3]

Misal olarak, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan Y.186 numaralı Silsilenâme-ı Meşâyih isimli tomarı; H. 324 numaralı Hacagan fi adab ‘ubu diyet-al a’yan; A.3556 numaralı Silsilâtü as-Sâdâtüan-Nakşibendiyye adı eserleri zikredebiliriz.

Genelde silsile-nâmeler [4] , madalyon içinde minyatürlü veya minyatürsüz olarak yapılmaktadır. Minyatürsüz silsile-nâmelerde sadece, kollar 1, 1,5, 2, 3 cm çaplarında, bir daire içinde sadece isimler ve buradan ayrılan kollar gösterilmiştir. Minyatürlü olanlar ise, Hz. Adem’den başlayarak Kur’an-ı Kerim’de geçen 28 peygamber ile bazı halifeler ve tarihte iz bırakmış kahramanlar veya padişahların küçük portrelerine yer verilmektedir. Dolayısıyla minyatür sayısı, her esere göre değişmektedir.

Minyatürlerde resme büyük bir yaklaşma bulunmaktadır. Renkler ve şahısların üzerindeki elbiseler, özellikle resmi yapılan kişinin karakterine uygun seçilmiştir. Kumaş desenleri de şifahî folklorik edebiyatın donelerini yansıtmaktadır.

Merzifon’lu Kara Mustafa Paşa, II. Viyana Kuşatmasına giderken, yolda boş zamanlarını değerlendirmek üzere yanında kitaplar götürmüş, bu arada bir de silsilename götürmüş olup, bu silsilenâme, Halen Viyana National Bibliotkek’de Cod. 50 numara ile muhafaza edilmektedir.

Eser, Hz. Adem’den başlayarak Hz. Nuh, Hz. Salih, Hz. Hud, Hz. Hızır, Hz. İbrahim, Hz. Lût, Hz. İshak, Hz. İsmail, Hz. İlyas, Hz. Yakup, Hz. Harun. Hz. Musa, Hz. Şuayb, Hz. Davut, Hz. Süleyman, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. İsa gibi 28 peygamberin minyatür tarzında resimleri olup. Altında dört halife ve Hz. Ali’nin iki erkek çocuğu olan Hz. Hasan ve Hüseyin yer almaktadır.

Daha sonra ise halifeler ve cihana hükmetmiş devrin sultan ve kahramanları yer alır. Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşuna şu şekilde yer verilir:

Öyle rivayet edilmiştir ki, Rum Diyarının son zamanlarındaki en bahtiyar insanlar bunlardır. Zira saltanat ve hilâfete mazhar olmuşlardır.

Hz.Nuh’dan beri âbâ ve ecdâdı han oğlu han olup, Osman Gazi’den bu tarafa içlerinden her birisi âdalet timsali idiler. Tüm Rum, Arap ve Acem memleketleri bunların emrine boyun eğmişlerdir. Cenab-ı Hak cümle mü'’in ve müslümanları onların sancakları altında kıyamete kadar asude kılsın ( Amin ).

Osman Gazi’nin dedeleri Türkistan’dan gelerek Horasan, Irak ve Azerbaycan’ı zapdederek 170 yıl Ahlat yollarında kaldılar. Cengiz Han’ın çıkışıyla Ertuğrul kendisini onun hışmından kurtarmak için dörtyüz kişi ile Vilâyet- I Rum’a geldi. Rum diyarında o zaman Padişah Sultan Mes’ud Selçukî oğlu Cengiz oğlu Keykubad oğlu Alâeddin idi. Ertuğrul’u iyi karşıladı. Ankara civarında Karacadağ adlı yeri ona verdi. Bu zaman Sultan Alâeddin’in Tatarlarla muharebesi vardı. Ertuğrul bu savaşta Alâeddin’e yardım etti ve Tatarları yendiler. Bu durum Alâeddin’in çok hoşuna gitti ve Ertuğrulla daha yakınlaştı. Bundan sonra Alâeddin İstanbul küffarıyla savaşırken de Ertuğrul’un çok yararlıklarını gördü. Bundan sonra Alâeddin, Söğüt , Domaniç ve Ermen Vilâyetini tamamen onlara verdi. Sultan Alâeddin vefat ettiğinde yerine oğlu Feramuz Padişah oldu. ( sene 680). Bu sıralarda Tatar askerleri Ereğli’ye geldi. Sultan Alâeddin oğlu Feramuz da bunların üzerine kendisine vekâleten Osman Gazi’yi gönderdi. Osman Gazi buralardan Tatarlar’ı kovduktan başka bir çok kale zaptetti ve ganimetler ele geçirdi.

Bundan sonra Bilecik’ i ele geçirdi. Fetih sırasında kalede Bileciklilerden kimse kalmadı ama hiç önemi yok. Ondan sonra Osman Gazi’nin saltanatı günden güne, saat be saat büyüdü ve gelişti. Osman Gazi, Babası Ertuğrul’un yerine tahta oturdu (680). Bilecik ve İnegöl Kalelerini de 695’de fethetti. Otuz dokuz yıl saltanat sürdü. Seksen iki yaşında vefat etti. Allah rahmet eylesin.

Bu metnin sağında ve solunda ; Kızıl Boğa Han, Kaya Alp, Süleyman Şah, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi’nin minyatür tarzı portreleri bulunmaktadır. Daha sonraki sahifelerde ; Sultan Orhan [5] , I. Murad, Yıldırım Bayezıd, Merzifon için önemli olan ve bugünkü Çınar Oteli yerinde Zaviyesi bulunan Devlet Hatun’un oğlu Çelebi Sultan Mehmed, Merzifon’da Camisi, medresesi ve hamamı bulunan Sultan II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezıd, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murad, III. Mehmed, I. Ahmed, Genç Osman, I. Mustafa, IV: Murad, I. İbrahim, ve son olarak da Sultan IV. Mehmed’in yer aldığı Osmanlı Padişahlarının minyatür tarzı portreleri verilmektedir.

Silsilenâmenin bir ön el yazması kopyası, İstanbullu Hüseyin tarafından [6] 1682 tarihinde Levnî ekolünde yapılmış olup, Vakıflar Genel Müdürlüğünde ki eser de aynı müzehhip tarafından yapılmış olup, Prof.Dr. Hans Georg Majer ‘de [7] bizimle aynı kanaatte olduğunu 1995 yılında Cenevre’deki Milletlerarası 10.Türk Sanatları Kongresinde vermiş olduğu bildirisinde kabul etmiştir.

Viyana National Bibliothek’ de bulunan Cod. Af.50 numaralı eserin son sayfasında ise şu bilgiler bulunmaktadır :

Ol sultani sipehr-i iktidarın velâdet bâ-izzü seâdeti binelli bir senesinde vâki olub nurdur geldi Muhammed sulbi İbrahim’den mısra’i vilâdet-i hümayunlarına târih olmuştur Sinni şerifleri yedi seneye baliğ oldukta, binelli sekiz Recebinin onsekizinci günü taht-ı devleti baht-ı Âl-i Osmaniye cülüs eyledi. Halledallahü fi basitil-ardi evâmirihi ve ahkâmihi ve refe’a bil-fethi vennasrı ale’lberâ’yi a’lâmihî ve azze serirel, mülki bi vucudihi ve efade ale’l- karibi ve’lbaidi asarı adlü vucüde bu sultanı Feriduni ‘fismetin zemânı saltanatlarında feth olan kıla’dır ki zikr olunur. Feth yanuhe an yedi Köprülü Muhammed Paşa el-vezir fi sene 1067 H. Fethi verâtı anyedi serdar Ali Paşa fi sene 1070 H.fethi Uyvar an-yed-i Fazıl Ahmet Paşa el-Vezir fi sene 1074 H. Feth-i Yeni Kal’a ve sulh-i Ba kıralı Nemçe ve Macar an-yed-i Ahmed Paşa el-vezir fi-sene 1075 H. Fethi Kandiye ve Cezire-i Girit an- yedi Ahmet Paşa El-vezir fi-sene 1080 H. ve ol Pâdişâh-ı cemcah hazretleri bizzat varub kahri kahramanileriyle gelidi. Memâlik-i Leh ve Kazak olan Kamençe Kal’asın yedi günde feth ve tasih eylediler fi sene 1083 H.Ve yine bizzat Cenab-i celâled meâbleri ihtimamiyle Kazak-ı bedmezakın metâned ve hasenedte âlem olan ladijin nam kal’aî meniası feth olundu fi sene 1085 H. Mahalle-i mezburden kaim makam Mustafa Paşa Hazretlerini asakir-i bişumal üzerine Serdar tayin buyurub merkez daire bahr-i muhid iklim-i kazak olan Amman nam hisnı hasim müşeyyedü’l erkân fethine irsal buyurmagıyle kal’ai mezbure ve mütenâzeü’n-fih Leh ve Musku ve kazak olan çehreyn kal’ası feth olundu. An yedi Vezir-i Azam Mustafa Paşa Hak sübhânehu ve Tealâ ol Padişah-ı Celili’ş-şani nice fütühat ile müşerref eyleye. Amin.

İlahî adlü dadin daim eyleye
Serir-i saltanadda kaim eyle

Cihanın canıdır canın cihanı
Bu cümle âlemin sahib-i kırani

Osmanlıca metnin günümüzdeki anlamı :

Yer yüzünün padişahı, krallar kralı, karaların ve denizlerin hâkimi, Mekke ve Medine’nin hizmetkârı, Sultan İbrahim oğlu Gazi Sultan Mehmed Han zamanında meydana gelen fetihler ( Cenab-ı Hak devletlerini kıyamete kadar devam ettirsin ) : Bu muhteşem sultanın doğumu ( 1051 H.) 1641 olup “ Nurdur geldi Muhammed sulb-i İbrahim’den “ mısrası ile doğumuna tarih düşürülmüştür. Bin elli sekiz Recebi’nin on sekizinci günü ( 8.8.1648), henüz yedi yaşında iken, saltanata geçti. Allah O’nun güç ve kuvvetini daim kılsın, fetihler ve yardımlar ihsan etsin, adâlet ve ihsanından uzak-yakın herkes faydalansın. (Amin). Bu eşsiz sultan zamanında fethedilen kaleler şunlardır: Yanuhe Kalesi (1067) 1656 Vezir Köprülü Mehmed Paşa, Verat Kalesi fethi (1070 H.) 1659 Âli Paşa, Uyvar Kalesi (1074) 1663 Fazıl Ahmed Paşa, Yeni Kale ve Macaristan’ın fethi (1075) 1664 Vezir Ahmed Paşa, Kandiye [8] ve Girit’in fethi (1080) 1669 Vezir Ahmed Paşa, Leh ve Kazakların bulunduğu Kemençe Kalesi ise bizzat Padişah’ın kendisi muhasara ederek yedi günde feth eyledi ( 1083) 1672.

Ayrıca yine bu Kazakların elinde olan ve çok güçlü bir donama sahip olan Ladjin Kalesini [9] de yine Padişahımızın himmetleriyle feth edildi ( 1085) 1674. Bu kale feth edildikten sonra burası karargah yapılarak Vezir- i Âzam ( Merzifonlu Kara ) Mustafa Paşa komutasındaki bir ordu ile Latin Amman Kalesiyle Lehler, Muskular ve Kazaklar arasında devamlı savaş konusu olan Çehreyn [10] Kalesi de fethedildi.

Cenab-ı Hak, Padişahımıza daha nice fetihler nasip eyleye. Amin. Beyit.

İlahî adlü dadin daim eyleye
Serir-i saltanadda kaim eyle
Cihanın canıdır canın cihanı
Bu cümle âlemin sahib-i kırani

Yukarıda hatimede en son Vezir-i Âzam (Merzifonlu Kara) Mustafa’dan bahsetmesi, Viyana Muhasarasından ve dolayısıyla Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Belgrad’da idamından sonra Sadâret mevkiine geçen yetiştirmesi, eski Mirahoru, İbrahim Paşa’dan söz etmemesi sebebiyle, Viyana’da bulunan eserin asıl sahibinin Merzifonlu Kara Mustafa Paşa olması icabeder. Ancak; Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın İstanbul Kütüphanelerinde bulunan kitaplarındaki mühürleri ile Merzifon’da bulunan ve Ankara’ya getirilen kitaplardaki mühürler farklı olarak kazınmıştır. Viyana’da bulunan eserde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın mührü yoktur. Ya henüz bizzat kendisi inceliyordu daha sonra kütüphanesine intikal edecekti. Burası biraz meçhul ? Subhatu’l-Ahbâr, tahminimize göre, bozgun sırasında Kara Mustafa Paşa’nın Viyana’da kalan otağında bulunarak, Avusturya orduları kumandanı Prens Eugene de Savoie’nin eline geçmiş olmalıdır. Kara Mustafa Paşa’nın otağı, halen Avusturya Askerî Müzesi’nde teşhirdedir.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Almanya’nın Karlsruhe şehrinde “ Ehemals Badische Landesbibliothek -Eski Baden Devlet Kütüphanesi “ de, Türk Yönetimi No.238, Hs.Rastatt. 270 numarada kayıtlı 7 Haziran 1683 tarihli, Kont Hermann von Baden’e yazdığı 59x 43,5 cm. ebadında, başında vezirin armasını taşıyan mühür vurulmuş, divanî hatla, üç ay filigranlı iyi cins italyan kağıdına yazılmış, 19 satırlık bir mektubu bulunmaktadır. Mektup atlas bir kese içinde gönderilmiş olup, Osiek Kal’asında yazılmıştır.

Hans Georg Majer [11] tarafından tanıtılan metninde; 26 Nisan 1683 tarihinde Devlet Başkanı ve Genel Kurmay Başkanı unvanını almış olan Kont Herman von Baden, Başvezir Kara Mustafa Paşa’dan sert bir mektup alır. Habsburg-Osmanlı müzakerelerinin koptuğu ve kesinleştiği için Osmanlı Müzakerelerini düzenleyen Kont Albrecht Caprara’nın geri çağrılması istenir. 19 Mayıs’ta Esseng’de Albrecht Caprara’ya bir yazı ulaşır. 7 Haziranda yukarıda belirtilen mektup gelir. 12 Haziran’da Caprara Viyana’ya doğru yola çıkar ve Kraliyet mensuplarından Georg Christoph Kunitz’e Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın bu mektubu ile yetkilerinin bittiği açıklanır ve Viyana Kuşatması başlar. Bu arada da Kara Mustafa Paşa’nın mektubu Odenburg halkına duyrulur.

Kara Mustafa Paşa’ya ait eserlerin toplandığı seminerde söz edilmesi ve yayınlanmasının uygun olacağını düşünerek tanıtmayı aynen alıyoruz :

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya ait olan ve içinde 102 adet minyatür tarzında portre bulunan silsilenâme, kültür tarihimiz açısından son derece önemli olup, Türklerde resim sanatı yok diyenlere müşahhas bir cevaptır. Aynı zamanda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın san’ata karşı verdiği önemi vurgulamaktadır. Zaten san’ata ve edebiyata bu kadar fazla ilgi göstermeseydi, Viyana’yı iki ay gibi bir süre beklemeden, kısa sürede yakıp-yıkarak teslim alabilirdi. Şehrin yıkılmasını ve insanların zarar görmesini engellemek amacıyla, kuşatma uzun süre tutulmuş, Viyana’nın teslim olması beklenmiştir. Kırım Hanı Giray Han’ın [12] anlaşılmaz kin ve ihmalinden kaynaklanan tutum ve davranışı, Viyana bozgununu yaratmıştır. II. Viyana Bozgununun asıl suçlusu Giray Han’dır. Ancak Merzifonlu Kara Mustafa Paşa [13] , bozgunun sonucunu Belgrad’da başı ile ödeyen onurlu bir Sadrazam ve Başkomutandır. Kendisini burada bir hemşehri ve kahraman, fedâkâr Türk komutanı olarak, rahmet ve minnetle anıyoruz. Viyanalılar ise müzelerinde buluna otağı, harp ganimetleri ve Türk Kahvesi ile yüzyıllardan beri hafızalarında Türk kültür ve medeniyetini iyi ve kötü yönleriyle yaşatmaktadırlar.
DİPNOT :
[1] Ebûl Gazi Bahadır Han, Şecere-I Terakkime ( Türkler’in Soy Kütüğü ), Tercüman 1001 Temel Eser, No.33; Emel Esen, Son Çağatay Devrinde Doğu Türkistan’dan Resimli Bir Han Silsile-nâmesi (Prof. Zeki Velidi Toğan’ın İran’da Bulduğu Bir Yazma ), İslâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, C.V, İstanbul 1973, s.171-204.; Sadi Bayram; Kaynaklara Göre Güney-Doğu Anadolu’da Proto-Türk İzleri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1989, s.37-57.
[2] Osman Zeki Pakalın, Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C.II, s.647.
[3] Ankara Etnografya Müzesi’nde 9667 numaralı Nakşibendi, 1349 numaralı Şecere- i Tayyibe, 10158 numaralı Kadiri, 1256-a numaralı Mevlevî şecereleri dinî nesepnâmeler arasında sayılabilir.
[4] Bkz.Sadi Bayram; "Haza Kitab-ü Silsilenâme" And "Subhatu'l Ahbar" Form The National Library of Austria, V th İnternational Congress Turkish Art, Budapest, 1975, Magyar Nemzeti Muzeum, s.33-35.; Medallioned Genealogies (Silsilenâme's), Ayyıldız Matbaası, Ankara, 1975, 8 s.; Medallioned Genealogles ( Silsile-nâme’s), Fifth International Congres of Turkish Art, Budapest 1975, Akademia Kiado, Budapest 1978, s.161-165; Musavvir Hüseyin tarafından Minyatürleri Yapılan ve Halen Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde Muhafaza Edilen Silsile-nâme, Vakıflar Dergisi, S.XIII, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1981, s. 253-338. Sadi BAYRAM; Madalyonlu Silsilenâmeler, Milli Kültür, Kültür Bakanlığı Yayınları, S.3, Mart 1977, Ongun Kardeşler Matbaası, s.69-73.; Medallioned Genealogies, Image, S.30, Desen Matbaası, Ankara, 1990, s. 11-15. ; Osmanischen Portrat-Stammbaume, Newspot, Basın Yayın Genel Müdürlüğü yayınları, 10 Jahr 90/24, Ankara, 14 Juni 1990, s.8-(Almanca); Medallioned Genealogies, Newspot, Year 10-90/24 Ankara, 4June 1990, s.8, (İngilizce).; Genealogies en Medaillon, Newspot, Annee 10-90/24 Ankara, 14 Juin 1990, s.8, (Fransızca); Şeceretü'l-insâbi ve'l-müsemmat, Newspot, Ankara, 14.6.1990, s.9, (Arapça). Günsel Renda; Topkapı Sarayı Müzesi’nde H.1321 Nolu Silsilenamenin Minyatürleri, Sanat Tarihi Yıllığı, S.V, İstanbul 1973, s.443-495; New Light on the Painters of the Zubdat-al-Tawarikh in the Museum of Turkish and Islamic Arts in İstanbul, IV eme Congre Internationale d’Art Turc, Aix-en Provence, 1976, s.183-2000.; Ankara Etnografya Müzesi’ndeki 8457 Nolu Silsilename Üzerine Bazı Düşünceler, Kemal Çığ’a Armağan, İstanbul 1984, s.175-202.
[5] 7 Haziran 2000 tarihinde, İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi Harem Dairesi’nde Osmanlı Padişah Portreleri Sergisi açılmış olup, yurt içi ve yurt dışından 240 eser halen teşhir edilmekte olup, Eylül 2000 tarihine kadar söz konusu sergi halkın ziyaretine açık bulıunmaktadır. Bkz. .Padişahın Portresi, Tesavir-I Âl-i Osman, Sergi Kataloğu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Mas Matbaacılık, İstanbul 2000, 575 s.
[6] Sadi Bayram, Musavvir Hüseyin tarafından Minyatürleri Yapılan ve Halen Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde Muhafaza Edilen Silsile-nâme, Vakıflar Dergisi, S.XIII, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1981, s. 253-338.
[7] HaBkz. Prof.Dr.Hans Georg Majer; Individualized Sultans and Sexy Women the Works of Musavvir Huseyin and Their Esast_West Context, Turkish Art, X.International Congress of Turkish Art, Geneve, 1996, Foundation Max Von Berchem, s.463-471.
[8] Bkz. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, C. III., Ks. I, +. Baskı, Türk Tarih Kıurumu Basımevi, Ankara 1988, s.332-334
[9] Bkz. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, C. III., Ks. I, +. Baskı, Türk Tarih Kıurumu Basımevi, Ankara 1988, s.
[10] A.g.e. s. 429-431.
[11] Hans Georg Majer; Türckische Kammer, Die Karlsruher Türkenbeute, München, 1991, s.359.
[12] A.g.e. s. 451.
[13] A.g.e. s.440-459.

Yazar : Sadi BAYRAM
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
cengiz
Site Admin


Kayıt: 11 Şub 2007
Mesajlar: 590

MesajTarih: Sal May 08, 2007 12:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

İRLANDA - DUBLİN, CHESTER BEATTY LİBRARY'DE BULUNAN 1598 TARİHLİ ZÜBDETÜ'T-TEVARİH

Asılzâdelik tutku ve düşüncesi, batı dünyasında olduğu gibi, doğu dünyasında da Orta Çağ'dan beri çoğu insanımıza konu olmuştur. Batı dünyasında, kont-kontes, baron-barones gibi...Kral- kraliçe, baron barones, kont-konteslerin müstesna salonlarını, aile büyüklerinin portreleri süslemiştir. Ressamlar ise, konuyu istismar ederek , şahsî çalışma alanlarını genişletmek imkânını bulmuşlardır.
Doğu dünyasında ise; emir-sultan, padişah, kral ve derebeyler, beyler, meşhur ağalar felsefelerine göre geçmişlerini, daha ziyade kahramanlara ve din büyüklerine bağlama ihtiyacını duymuşlardır. İslâmiyetin kabulünden sonra ; İslâmiyetteki geleneksel resim yasaklarını dikkate alarak, şair meddah folklorik tarihçiler kanalı ile padişah-sultan, emir-bey gibi devrin önemli idarecilerinin soylarını, ya bir kahramana veya bir din büyüğüne bağlamayı, âdet haline getirmeye çok uğraşmışlardır. Bu şekilde de sanatcıların aldıkları ihsan, önemli oranda arttığı zannedilmektedır. Konu edilen şahsın da bundan dolayı, mevkii ve etrafındaki hegemonyasının arttığı varsayımlar arasındadır.
Devrin önemli idarecilerine, kendilerinden önceki cihân tarihinin özetlerini, onların anlayabileceği açıklıkta ve seviyede anlatma veya yazma alışkanlıkları da yerleşik düzene geçer geçmez başlamış ve yüzyıllarca devam etmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in babası Sultan II. Murad'a takdim edilen 824, 835, 843 H./ 1421, 1431-32, 1439-40 M. tarihli takvimler bunlardan birkaçıdir (1). Sultan III. Murad zamanında yazılan Tevârîh-i Cedîd-i Mir'ât-ı Cihân bunlardan sayılabilir (2).
Önceki yüzyıllarda başlayan şifahî tarihi yazıp, padişahlara verme ve bu tarihlerden padişah ve vezirlerin ders alması geleneğinin, Orta Asya, Abbasiler , Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları'nda ve Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine kadar devam ettiğini zannediyoruz. Zira taş baskılı silsile-nâmeler , Nakibü'l -eşraflar tarafından verilen ber'atlar, seyyidlik ünvanları, bunların
birer delilidir.
Osmanlı toplumu, Hz. Muhammed soyundan gelenlerin; yani, seyyidlerin soyağaçlarını Nakibu'l eşraf adı verilen bir makam tarafından tutulmasını emretmiş, yakın tarihlere kadar bu müessese devam etmiştir. Dolayısıyla her önüne gelenin seyyidlik vasfını alması bir nebze önlenmiştir. Soyağaçlarının ekserisi rulo şeklinde ve kırmızı-siyah mürekkeple yazılmıştır.
XVI. asırda ise bu moda, oldukça yaygın olup, belli bir kısmı da tezhipli ve madalyonlu minyatürler halindedir (3). Bu yazma eserler Zübdetü't-Tevârih, Subhatu'l-Ahbar veya Silsile-nâme adıyla da anılmaktadırlar. Söz konusu minyatür portreli eserler; Bağdad, İstanbul, Edirne, Kazvin, Konya'da yapılarak, ekoller, atölyeler de kurulmuştur. Mevlevî Dergâhları (4) da bu çalışmalara destek olmuştur. Bağdad ekolüne ait bir Zübdetü't Tevârih, İrlanda'nın Dublin şehrinde Chester Beatty Kütüphanesinde T. 423 numara ile muhafaza edilmektedir. Eser, Şevval 1006 H./ Nisan 1598 M. tarihlidir ( 5). Hattatı, Bağdad'da ikâmet eden Isfahanlı Ebu Talib'dir. Yazma üç kısımdan ibarettir. Ketebe, birinci kısmın sonundadır.

I.kısım : Bir çok Zübdetü't Tevârihler de olduğu gibi, Yusuf bin Abdülhadi tarafından arapça olarak kaleme alınmış olup, Hz. Muhammed ve Ashabına ait biyografik bilgilere haizdir. 1 a varağı boştur.

1 b - 2 a varakları karşılıklı zahriye sayfası olup, tezyinatı XVI. asırdan çok XVII. asır özelliklerini tam olarak yansıtır. Kartuşlar cetvel dışına taşar. Üst,alt ve yanlarda da kartuş ilâveleri vardır.

İki sayfalık arapca metin bulunan her sayfada 12 satır mevcut olup Elhamdülillâhillezi kelimesiyle başlar ve aşağıdaki anlamı veren metin bulunur :
Allah'a hamdolsun ki; en iyi yarattığı bütün halkından Hazret-i Resul-ü Ekrem nuri vücudu ilâhiden ve gizli emniyetli yarattığı en iyi mahlûkattır. Fazlasıyla verdiği nimet ve yardımlar sûkûr hamdi hak etmiştir.

Şahadet ederim ki; Allah'tan başka ilâh yoktur, saltanatında ve mülkünde tekdir ki, iyiliğiile ve yardımı ile yarattiklarını kendine sevindirmiştir. Vaad olunan Cennetine yaklaştırmıştır. Haznelenen ateşten uzak tutmuştur. Ve yine şehadet ederim ki; Hz. Muhammed Allah'ın kulu ve elçisidir ve sevgilisi ve arkadaşıdır. Allah'ın selât ve selâmı üstüne ve ehline ve arkadaşlarına ve eşlerine ve emniyet içinde yaşayan ümmetine çok selâm olsun.

Sonra, ateşe atılan ve sırtında bol ve büyük günahlari ile tanınan kulu Abdülhadi oğlu Yusuf sözlerine dayanılarak hazırlandı (6).
Kardeşlerden bir kardeş ve tanıdıklarından bir sevgili ve yücelerden biri bu Nebevî şecere ve parlayan inciyi tanıtan ve gösteren ceherlerden bir cevher ve incilerin en pahalısı, düşünceleri ihya eder ve yanındaki beyinler dururve bazılarıRacım Kıssasını aldırış etmeyip halife alır ise, Baracım ( 7) kavmi gibi kayber (?) Peygamberlerinahvalinde ve buyruklarını bir çıkar için değiştirip ve iyi emirlerine itatat ve rızalarını almayıp ve onlardan istenileni yerine getirip,tamamlayıpve vasfına şereflendiriprızıklarını paylaştırmada hızlandırıp ve beş safhada belirlenmiştir.
Birincisi; Hizmet görenlerve kullarını ihtiva eder.
İkincisi ; Komutan ve askerlerini,

Üçüncüsü ; Silâh ve malzemelerini,
Dördüncüsü; Askerleri ve bineklerini,
Beşincisi ; Peygamberin sîret yani hayatını ve ondan olan cevherler ve layık görülen inciler anlatılır.

Metin oldukca ağdalı olup, ekseriyeti Allah'a ve Hz. Muhammed'e methiye ile yapılmış bir giriştir. Eski çağlardan XIX. yüzyılın sonuna kadar; devlet büyükleri, Padişah, Hz. Muhammed ve Allah'ın şefkatine sığınmak için bu tür yakarış ve övücü cümlelerden müteşekkil iki sahifelik başlangıç-konuya giriş yazılması, âdeti bulunmaktadır.( 8 )
2 b - 3 a varakları; Hz.Peygamberimizin soy ağacı olup, Hz.Muhammed'in babası Abdulllah, dedesi Abdülmuttalib'den, Ka'b'a kadar getirilir.
3 b- 4 a varakları , Hz. Muhammedi'in hanımlarının sülâlesi soy ağacıdır. Ancak burada bir yanlış ciltlenmeden olsa gerekir, Meymune, Havle, Sevde binti Zem'a ile başlar. Reyhâne, 3 b varağında yer alır. 4 a varağında; Cuveyriye, Safiyye, Zeynep, Mariye'nin soyu bulunmaktadır.
4 b varağında; Hz. Muhammed'in ilk eşi, Hz.Hatice Validemiz, Hz. Aişe, Ümmü'l Habibe ve Esma Hanım'ın şeceresi bulunur.
5 a varağında; yine Hz. Muhammed'in eşlerinden, Hafsa, Ümmül Seleme, Zeynep, Ümmül Şerik'in isim ve soyları yer alır.

5 b varağı evlâd-ı Nebî olup ; el-Kasım, Tahir,et-Tayyib, İbrahim,
Zeynel, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fatıma'nın soy ağacı bulunur.
6 a varağında, Hz. Muhammed'in birlikte gerdeğe girmemiş hanımları'nın soyları vardır.
6 b -7a varağı Ashab-ı Nebî sayfası olup; Hz. Ebubekr, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz. Ali, Hz.Zübeyr, Hz.Sadid, Hz.Saad, Hz.Ebu Ubeyde, Hz. Abdurrahman'ın soyları vardır.

7b- varağı Peygamberimizin amca oğulları ; 8 a varağı, Hz.Muhammed'in kız çocuklarının evladlarının soyu yeralmaktadır.

8 b-9 a varaklarında Hz. Muhammed'in amcalarının soyu bulunmaktadır.
9 b varağı Peygamberimizin halaları; 10 a varağı Peygamber'imizin halalarının çocuklarının soyu bulunur.

10 b varağı, Hz.Peygamberimizin babası ve dedesi ismi bulunur. Tezyinatlıdır.
11 a varağında ; Hz. Muhammed'in cariyelerinin soyu bulunur.
11 b varağı köleleri; 12 a varağı binekleri ( develeri ) ve yemek kapları, kullandığı eşyalar hakkında bilgi vardır.

12 b varağı; kâtipleri, silâhdarları, emirleri yer alır.
13 a varağı 4 x 4 = 16 kareye ayrılmış olup her kare içinde; Peygamberimizin işcileri,vezirleri, hâkimleri, hazine eminleri ,polis görevini üstlenen korumaları, develerini güden çobanları, silâhdarları yer alır. Aynı varağın altında 7 satır halinde, Hz.Muhammed zamanında meydana gelen hadiseler özetle anlatılır.
13 b varağı 13 x 12 kare çapraz cetvellidir. Burada Peygamberimizin amcaları,kızları, torunları,komutanları, ümerâlar, kâtipler, Peygamber Efendimizin doğumundan vefatına kadar geçen çarpışmalar, fütühatlar vak'alar, kısa ve öz olarak yazılmıştır.
14 a varağı 9 x 9 kareye ayrılmış, altında ise, birer kare azaltılarak toplam 113 kare elde edilmiştir. Sağdan-sola çapraz biçimde siyah mürekkeple yazılmış metin ; soldan-sağa (çapraz, sağdan sola okunmak üzere ) kırmızı mürekkeple metinler yazılmış ve yukarıda sözünü ettiğimiz karelere siyah-kırmızı metinler tek kareye gelecek tarzda , hizaları da bozulmamak kaydıyla oturmuştur. Aynı şekil, Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan Zübdetü'l Tevârihlerde de bulunmaktadır.(9)
Yukarıda şeklini izah etmeye çalıştığımız cetvelde sırası ile ; Hz.Muhammed, Hz.Ebubekr, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali, Hz.Hasan, Muaviye, Yezid bin Muaviye, Muaviye bin Yezid, Abdullah bin Zübeyr, Mervan bin Hakîm, Abdülmelîk Mervan, Abdülmelîkoğlu..., Süleyman bin Abdülmelîk, Ömer bin Abdülaziz'in ömür,hilâfet, vefat, gasıl, kefin, defin gibi kronolojik bilgileri, güzel bir mizanpaj tekniği ile okuyucuya sunulmaktadır.
Son karelerin sağında ve solundaki dairelerde; hattat adı, şehir ve Allah onu affetsin, ibaresi vardır. Dairelerin yanındaki zemini koyulaştırılmış kısımda ise, Şevval 1006 tarihi arapca yazı ile verilmiştir.

II.kısım : 14 b varağında başlar. Diğer eserlerde olduğu gibi dünya tarihi kısa olarak anlatılır. Osmanlıca yazılmıştır. 14 b varağı yine yaldız bir akroterle vakfiye tarzı tezyin edilmiş olup altında 8 satır metin bulunmaktadır. Kısa dünya tarihini anlatan metin 16 b varağına kadar devam eder. Ancak metin bitmemekte devam ettiği kelimelerden anlaşılmaktadır. Ancak metnin devamı boş sayfa olduğu halde yazılmaması, eserin eksikliğini ortaya koymaktadır. Her sahifede 17 satır bulunur. 16 a varağı altın yaldızle cetveli diğer sayfalardan biraz küçüktür, ancak yine 17 satır sıkıştırılmıştır.
Metin Sipas ale'l-ıtlak ve sitayiş ol Bari Halâyık ibaresi ile başlar ve Vakıflar nüshasında (10) olduğu gibi bir buçuk sayfa 3- 4 kelime değişiklikle aynen devam eder ,daha sonra özetlenerek değişir ve Sultan III. Murad oğlu Sultan Mehmed'in adı geçer ve devam eder. Hattat, genelde ( b ) yerine devamlı (p) harfi kullanmıştır. Dolayısıyla azeri olması veya fars tesirinde olduğu kabul edilebilir ? ihtimaller arasındadır.
II. kısmın latin harflerine çevrisi şöyledir :
Sipas ale'l-ıtlak ve sitayiş ol Bâri Halâyık, Hakîm-i kadîm hazretlerine olsun ki; vücûd-i âlem , bel âlem-i vücûdanın bahr-i cûdundan bir katredir ve şuhud-i nur-u zuhur anın zuhûr-i şuhudundan bir lemhadır bir mübdi'dir ki, bir kelime-i kün ile bunca bin kelimat-ı hakayık zât-ı ümmü'l-kitabdan levh-i fıtra üzere tasvir buyurdu. Vücûd-i insan kelime-i câmia ve hem sahife-i kâmile kulûb-i âlem nüshasından intihap edüp lâtif düzdi ki, içinde suver-i cümle maâni ve kelimât-ı seb u'lmesâni tecrid buyurdu bir muhteri'dir ki mahz-ı istifâ ve hulus-i ictibayla Hazret-i Adem-i safî aleyhis-selâm mecmuasından güzin-i kulûp " hammertu tiynete âdeme bi-yedi erbâine sabahen " ( 11 ) mucib-i üzre dest-i kudret ve pürkârâdet birle dâire i vücud safha-i şuhûd-i âlem üzre zer'etti. " Ve Lekad kerremnâ ben-i âdeme ve hamelnahüm fi'l-berri ve'l-bahri..." (12) muktezasınca livay-ı kerâmet-i ben-i âdem bir - mefârik-i ehl-i âlem üzre fer'etti, ana hil'at-ı suretle " innallâhe teâlâ halaka âdeme âlâ surettihi "( 13 ) hil'atın geydirüp ve tuğray-ı ğarrayı " lekad halaknel-insâne fi ahsen-i takvim " ( 14) unvân-ı menşur tıynet eyledi vasiyet-i hilâfet-i " İnni câilün fi'l-erzi halifeteh ( 15 ) vefkı üzre arsa-i gabrâdan mele i a'lâya eriştirdi ve anun zat-i zürriyatından enbiya ve evliyay-i fazılve ni'met ve mezîd-i kerâmet ile mahsus ve mükerrem kılûp kenef i ismetde ve hücre-iriâyette perviş kıldı ve cümle enbiyadan seyyidil-mürselin ve hatimin-nebiyyin Hazret-i Muhammed Mustafa sallâl-lâhü aleyh-i ve âlihî vesellem güzin kıldı ve batı ebed tahta-i nisba yâd edüp tâc-ı mahbûb ser saadetine nihad etti. Salavat-ı zekiyat-ı na'ma'dûd ve tahiyat ve vâfiyat-ı nâ mahdûd ilâ yevmil'l-mev'ud evvel nûr-i pâk sahib-i makam-ı idrak subhâneke mâ arafnâke ve ki'le-fi şanihi " levlâke lema halektul ( 16 ) -eflâke kail-i kavil künt-ü nebiyyen ve kenzi hazain-i künt-ü kenzen mahfiyya rehnümay-i akvam-ı sübül ve Pişvay-i ve ma Muhammed'ün illâ rasûlün kad halet min kablihir-rüsûlü ( 17) serdefter sahife enbiya ve fihrist-i ceride (18 ) evliya ve hurşidfelek i asfiyâ ve merkez i dâire i asfiya Hazret i Muhammed Mustafa Sallallâhü aleyh-i ve selâme ve âli müctebâ ve eshab-ı muktada ve hulefâ-i mühtedâ üzerine olsun ki cümle enbiyaya pişva ve zümre-i evliyaya rehnümadır emma ba'dü ( 19 ) er tevlûd-i kavaid-i mahamid-i ilâhi ve tesis-i mebani dûrdur . Selef-i penahi sultan berhaka ve burhan mutlak-ı hasıl-ı kevn-i ve mekân sahip Kur'an zaman fahr-i Ali Osman essultan ibn essultan ibn essultan ibn essultan Mehmed Han
( 20 ) ibn-i Sultan Murad Han hamise evvel Sultan girdun Cenab-ı etnap serâdekat izzet ve kamaran-i vesrapert felek-i asay-ı sahib-i Kur'an-i bavted devamdır.Arsa-i eyyam müekket ve muhallet müebbed-i bad ve kavaid-i saltanat ve esas-ı devlet bir basit memleket ve eftab-i inayet Padişah-ı esfasık mahtemah-i bir sersururan memâlik-i namütenahi taban ve derhaşan-ı bedal-i yevmu mübasül adem-i ya rızakul ibad.
Nüsharaçon tam kırdımun gübdettarih-i nam kırdım. Min ağazbiyan berkerd i Adem peygambere salavatullah-i nam kırdım min ağazbiyan berkerd-i Adem Peygamber'e salavatullah-i aleyhi derunundan beru ta hatem-i Resul-ü Muhammmed Mustafa Resulullah-i aleyhi vesellem vilâdetine diğer ehl-i acem eder ki, altı bin on üç yıldır, bazıları derler ki, beş bin dokuz yüz yıldır ( 21) ve bazı eshab-ı hesap eder ki ebced i hurufun adedi mikdarınca der ki beş bin dokuz yüz doksan beş yıldır. Emma Yahudiler türabından şöyle nakıl ederler ki ( 22), Hz. Adem Aleyhisselâm zamanından ta evvel zamana değin ki, Hz. Resulullah ( Sallallahü aleyhi vessellem) Mekke'den Medineye'ye hicret etti. Beşbin kırküç yıldır. Ve Nasar-î İncil'den rivayet ederler ki ( 23), Hz. Adem Aleyhisselâm zamanından ta Resulullah Hazretleri (Sallallahü aleyhi vessellem ) zuhuruna değin beş bin yüz yetmiş iki yıldır. Amma kavl-ü ibn-i Abbas ( Radiyallahü Anh ) böyledir ki Adem safiyullah vaktinden ta Hz. Nuh Aleyhisselâm Tevafanına ( 24) değin iki bin iki yüz elli altı yıldır. Ve Ondan Hz. İbrahim Aleyhiselâm mevlûduna değin bin yetmiş dokuz yıldır. Veondan ta Hz. Süleyman Nebi zamanına değin ki, Beytü'l Mekdis ( Küdüs ) bina etmiş idi. Beş yüz otuz altı yıldır. Ve Ondan ta Hz. Musa Aleyhisselâm zamanına değin beş yüz altmış beş yıldır. Ve Ondan berû Hz. İskender Yecuce ve Mecûce Sedd-i yaptığı zamana değin yedi yüz onyedi yıldır.( 25) Ve Ondan berû Hz. İsa Ruhullah mevlûduna değin üç yüz altmış dokuz yıldır, ve ondan beru ta Hz. Muhammed Mustafa ( Sallallahü aleyhi vesellem ) ve aleyhim ecmaîn dûne değin dört yüz otuz dört yıldır. Bu takdirce Adem aleyhisselâm devrinden Hz. Resulullah ( Sallallahü aleyhi vesellem ) devrine değin beş bin dokuz yüz elli altı yıldır ( 26). bu irade ihtilaf çoktur. Amma Seyyid Nimetullah Hazreti'nden rivayet olundu ki, Hicret-i Nebeviyye'den dokuz yüz doksanıncı yılında dûr kamer nihayet bulup dûr duhul hakimdir. Ve evvel-i tarihte vücüde gelen evladın on sekiz yıldan sonra vücuda gelen eşrat pahte yetişe denmiştür. Yıllar Kamerî hisapla mıydır , yoksa Şemsiyye dummiyle hisaplamıydır malûm değildir. Netekim, Eshab-ı Kehf Kıssasından haber verir. " Velebisû fi kehfihim sinine vezdad-ü tis'a " (27) Bu âyet-i Kerime nüzulünden sonra Yehud ve Nasara mübahişe düşüp dediler; üç yüz yıldan biz bilmemiş ve kitaplarımızda yoktur, deyû biz Hâk Teâlâ celle ve Alâ buyurdu ki, kul Allah-u âlem " Bima lebisû ğaybessemavat-i ve'l ard-i " ( 28 ) , bazıları tevil ederlerki, üç yüz yıl şemsiye oldu ve dokuz yıl dahinın üzerine ziayde oldu ve şühurî Kameriyye hesab-ı üzerine üç yüz dokuz yıl oldu. Zira ki herbelde sene-i Şemsiyyenin ve sene i Kameriyye'den on gün karîb tafavut-u olur . Bu takdirce üç yüz Şemsiyye olur ve üç yüz dokuz yıl ve iki ayca ve on dokuz gün olur. sene-i Kameriyye beşbu kadar teksir-i kelâmdan ğaraz şöyle malûm oluna ki; mahfiyat hazain-i ilâhiyye beşdirler. Elim variddır ki ana matlah olmak hiç efridanun eline verilmiş değildir. İş bu âyet-i hakime ile ki içine Yunus ilmi zikir olunur " İnnnallah'e indehu ilmussaati ve yünezzilül ğeyse ve yâlemû ma fil erham ve ma tedri nefsun mazteksibu ğaden ve ma tedri nefsun bi eyyi arzın temut. İnnallah'e alimün habir " (29) âyet-i kerimenin maanisi zahiri mazmun mahalisi budur ki beş nesnenin nun ilmine hiç nefis yol bulmak müyesser değildir. Evvel kıyam saat ikinci navakidde yağmur yağar, üçüncü ana rahmindeki oğul mudur, ya kız mıdır ? Dördüncü herkesi yarınki gün ne amel işleyesi gerekirdir ?, Beşinci herkesi ne vakdın ölesi gerek ve ne yerde defin olası gerekirdir ? İş bu beş nesneye Allah-ü Tealâdan celle ve alâdan gayri hiç kisven ıttıla i yoktur. " Vel ilm'üindellah " ( 30) ve dahi malûm evvelâ ki Cihan-ı Padişahlarunun esnaf-ı eskidirlerdir . Birî sınfı cahiliyedir, biri sınfı İslâmidir, amma evvelki sınıfı cahiliyedir, Onlar Hz. Resulullah ( Sallallahü aleyhi vesellem ) derununda evvel dünyaya gelmişlerdir. Ve onlarda bir tabakadır. Evvel Boşdadyan, ikinci Kebiseyaban, üçüncü Eşkanyan, dördüncü Sasanyan ve bunlar yetmiş iki tezer dört bin yüz seksen bir yıl ve kaç ay dahi Padişahlık etmiştir. Bu dört tabaka Keyumert ( Keyumers ) neslindendir . Bunların iptidası Kayumers ve intihase Yezdücürdür ki ahır mülk Acemdur ve Hz. Resulullah ( Sallallahü aleyhi vesellem ) derune değin ekseriyye selatin diyar-ı Acem'e ve Enbiya diyar-ı Arab'a gelmiştir. Amma onlar ki ne ? sınıfına İslâmidır. Hz. Resulullah ( Sallallahü aleyhi vesellem ) den sonra dünyaya gelmişlerdir, onlar dahi birinci tabakadır. Evvelû tabaka Beni Ummiyye'dir ki, Cihar-ı yâr Rıdvanullah Teâla aleyhim ecmain hilâfetinden sonra dünyaya beğlik onlara müyesser oldı. Ve bunlar on üç tezir bir kıyas yüz yıl mıkdarı beğlik ettiler. İkinci tabaka Abbasiyan derki Beni Ümeyye'den sonra hilafet onlara mukarrar oldu. Onlar otuz yedi tenzir beş yüz yirmi üç yıldan ve on bir ay ve bedgül hilâfet sürdüler. Üçüncü tabaka Samaniyan der ki onlar dokuz tene idi ve yüz altı yıl beğlik eylediler. Tabaka-i Al-i Büveyh dördüncü der ki, onlar on altı tenzir ve temamı ehl-i âlem iki yüz otuz yedi yıl beğlik eylediler. Beşinci tabaka Beni Sebuktekin derki, onlar on bir tenzir ve yüz yetmiş iki yıl ve beş ay miktarı beğlik eylediler. altıncı tabaka Harezmiyan der ki, onlar dokuz tezir ve yüz yetmiş iki....

16 b varağında çeşitli milletlerin tabakaları anlatılır.

1.Tabaka Emeviler; 2.tabaka, Abbasiler; 3.tabaka, Samaniler; 4.tabaka, Alî Büveyhoğulları; 5.tabaka, Sebuktekin; 6.tabaka, Harezmdir. Yüzyetmişiki kelimesi ile varak sona erer. 23 b varağında metnin devamına benzer bilgiler de bulunmaktadır. 17 a varağı tamamen boştur. Her hangi bir yazı, şekil ve tezyinat yoktur.

III. kısım ise : Madalyon içinde 87 minyatür bulunmakta, minyatür kenarlarında, peygamberler, sülâleler ve şahıslar hakkında çok kısa notlar yazılmıştır. Padişah ve hükümdarların çocuklarının isimleri de birer zemini beyaz daire içine konmuştur.
17 b- varağında, diğer eserlerde olduğu gibi Hz. Adem ve Havva minyatürleri olması gerekirken yoktur. Kayıp mı yoksa yapılmadı mı , bunu eseri bizzat göremediğimiz için bilemiyoruz (31).
Eserin madalyonlu minyatür kısmı 18 a varağından başlar ve 28 a varağına kadar devam eder. 28 a varağında, Osmanlı Padişah'ı Sultan III. Mehmed ile sona ermektedir.
18 a varağında : Nesli Keyumers, nesli Şit ve Kabil nesli devam etmektedir. Hz. İdris, elinde kitap, yazı yazarken, melekle birlikte tasvir edilmiştir. Etrafındaki notta ise, Hz.İdris'in ilk gömlek ve kaftanı diktiği, ilk yazının onun zamanında icad edildiği yazılmıştır. Bilindiği gibi ahi geleneklerine göre Hz.İdris terzilerin de pîridir. Altta, solda Cemşid, sağda , Hz. Nuh gemisiyle minyatürü yapılmıştır.
18 b varağında : üstte, Hz. Nuh'un oğulları Yafes, Ham ve Sam ; altta, Hz. Hud, Hz. Salih devesi ile görülmektedir. Hz. Hud neslini; Sam, oğlu Ebu ( Kesiler? ) Mahmud, oğlu Erfeşed, oğlu Seddar, oğlu Şalh, oğlu Hz. Hud olarak gösterilmektedir.
19 a varağında : Solda, Keyumers neslinden Persab; Altta ortada Hz. Hızır ve Hz. İlyas birlikte ; altta solda Azer, sağda, Ezru oğlu Harun kitapları ile tasvir edilmiştir.

19 b varağında : Hz. İsmail, sağda Hz. Halil; Ortada Feridun nesli Hoşenk evladı; altta solda Hz.İshak, sağda, Hz. Yakup görülmektedir.

Ayrıca şu not vardır: Bu Efrâzyâb Melîkî Türkî idi. Mecmu Türkistan ve maşrık halkı ve Maveraünnehr bunun elinde idi. Ve Persab askeri vardı. Şöyleki; adedin bilmezdi. Leşker çeküb Menuçhr üzerine geldi ve 7 yıl Menuçehr'i muhasara etti. Ahır, sulh ettiler. Bir pehlivanı vardı. İri idiş ordu arşı demavent taifi üzerinde hafezâr bir ok indi, ol attığı ok bir kör kuşun kanadına dokunup ol iklime kerkes açub Devamend ve Taberistan'u geçub Ceyhun kenarına düştü, ol diyarı cümle Afrâzyâb zaptetti. Vallahu âlem bissevab ve ileyhil mercen ve'l ma'ab.
İshak Peygamber minyatürü yanında şu not var. İshak Peygamber dua etti ki, oğulları çok ola, pes ol sebebden oğlanları çok olub ol diyarı tutdılar, sığmayub bir oğlu Rum diyarına vardı, onun nesline Ben-i Asgar derler ki aharı huruc ansız gerek.
20 a varağında : Üstte, solda Menuçehr, sağda Mısır Sultanı Yusuf Ruşen; ortada, Hz. Eyyub ve Hz. Yusuf; solda Zaloğlu Rüstem, Hz.Beşir (nesli bitiyor) ;altta solda, Hz. Zülkifil, sağda, Hz. Yuşa Nebi minyatürleri yer almakta, yanlarındaki notta ise, ikisinin de nesli munkati oldu, yani kesildi deniyor.
Zaloğlu Rüstem, miğferinin üzerinde realist bir pars başı ve elindeki gürz ucunda keçi başı, çok güzel tasvir edilmiştir.

20 b varağında : Soldan sağa, Keykavus, Hz.Harun, Hz. Musa (ejder bastonlu); altta, Hz. Leys, Hz, Şuayıb ( yaşlı olarak tasvir edilmiş); altında, Hz. İlyas, altında Hz. Elyesa el-Nebî, altında Hz. Aziz (başına hâle konmamış), altında solda Danyal Nebî, sağda İsmail Peygamber'in minyatürleri yer almaktadır.
21 a varağında : Hz. Davud Nebî, altında Hz. Süleyman, altında İskender Zülkarneyn, altında Hz. Zekeriya, altıda solda Hz. İsa Aleyhisselâm, sağda Hz. Yahya minyatürlerine yer verilmektedir.
21 b varağında : Sol kenarda, Enuşirevan-ı Adil; ortada üstte Hz. Muhammed'in babası Abdülmuttalip; altında Hz. Muhammed nikaplı olarak minyatürlenmiştir. Hz. Muhammed'in altında dört halife minyatürleri yer alır, soldan sağa, Hz.Ömer, Hz. Osman, Hz. Ebubekr ve Hz. Ali.

22 a varağında : solda Hz. Hüseyin, sağda Hz.Hasan minyatürleri yapılmış olup başlarına da peygamberlerde olduğu gibi hâle konmuştur. Altta ise, İmam-ı Azam Ebu Hanife, Eba Müslim Radiyallahu an ve İmam Şafi minyatürleri yer almaktadır. Eba Müslim yanındaki notta da; Eba Müslim Radiyallahu an, memleketi Mervaniler elinden alıp Abbasilere verdi. Ahır Halife Mansur hile ile katledüp...
22 b varağında : Solda Melîk Büveyh Deylemî; ortada altta Enuşirevan Ahmed Adil ( altındaki soy isimleri ise şöyle: Ebu Hasan, Nuh, Amdülmelik, Şedid, Ebul Hars Mansur isimleri mevcuttur. ) ; Sağda üstte Ebu Mansur el-Deylemî, altta Halife Harun Reşid, onun altında Memnun Halife minyatürleri yer almaktadır.

Bu sayfada ayrıca üç dikdörtgen çerçeve içinde Abbasiler, Samanoğulları ve Büveyh oğulları hakkında bilgi bulunmaktadır :
Tabaka-i Abbasiyan oğulları otuzyedi sene 523 yıl hilâfet sürdüler. Ol dest ki Hz. Resulün Sallallahü aleyhi vesellem Ahmed Fahri Seyyidina mübârek başın yardılar. Hz. Abbas, elin alıp galdırdı. Resulullah, ona dûa edüp dedi ki; " Refeallahü gadrake Ya Habib" ve bir gün dahi, Hz. Resul Abbas'dan sordu ki, sen mi ferkisden mi? Abbas dedi ki," Ya Resulullah, sen mil vesen ben ya mesgu" dedi. Resulullah Hazretleri bu söze cûş gelüp bâreke fi cemâlike" deyu dûa etti. Tez Resulün dûası bir kandile silsile hilâfet sürdüler ve Abbasi neslinden ol hilâfet eden Ebu'l Abbas Seffa dedi ki, şehr-i Zü'lkâde'nin onbeşinde sene 131. Mace vakte olsun bu daireler Ebu Abbas Saffa evlâdın ve beyan eder.

Tabaka-i Samanyan, bunlar dokuz tanedir, 106 yıl beylik sürdüler. Bunlardan ol tahta culûs eden İsmailoğlu Ahmed Adil idi ve İsmail'in dört oğlu var idi. Ahmed ve Nuh ve Yahya ve İlyas. Ve bunlar Irak'tan Horasan'a geldiler. Mutemedbillâhi Halife Buhara ve Maverâünnehr'i ve her yıl(?) Horasan'ı... verdi bu tarih sene 280.
Tabaka-i Ali Yuya ( Yüye ?- Büveyh ), bunlar 16 tanedir. 237 yıl hu...( hüküm ?) sürdüler. bunların emeli kaplan Padişahı oğullarından idi. Nesilleri, Günsüm (?) asrına çıkarki hümeyı restsel etmiş, bunların iptida tahta geçmedik Yûya idi. Yevm-i ahar mübârek bir adem zilkade şehrin onbeşi gününde vaki olmuştur. İşbu tarih sene 320.
23 a varağında : Solda Sultan Mahmud Gaznevî, ortada Biltekin, sağda El Mutezzibillâh minyatürleri bulunmaktadır. Altta , solda Behram Şah Gaznevî, sağda El- Muktedirbillâh minyatürleri görülüyor.
23 b varağında : Üstte ortada Sultan Sencer; altta, solda Melîk Şah Ebulfeth; sağda , El-Müsterşidbillâh minyatürü yer alıyor.

Minyatürlerin üzerinde bulunan iki parçanotta şu bilgiler bulunmaktadır :
Tabaka-i Harezmiyan bunlar dokuz tanedir. 172 yıl ve onbeş ay beylik sürdüler ve Hevkâkeyn ve müstekeyni hep oğulları Sultan Sencer havaslarından idi. Sultan sencer bu Havarizmi bekleyen virdi ve çünkü vefat etti. Pek oğlu otuz Havarizmi yine ona verdi ve Havarizm Şah edâ etti. İş bu tarih sene 391.
Tabaka-i Sebuktekin; bunlar, cümle 11 tanedir. 172 yıl beş ay beylik sürdüler ve Sebuktekin Mevâli Samanyân der amir-i Nuh Samanî ani Horasan'a
gönderdi. Emiran-ı Horasan ki anı olmuştular dilde( ?)çün Samanyan Devleti zaif oldu. Mahmud Sebuktekin Abdülmelik bin Nuh ile muharebe edüp muzaffer oldu ve Padişahlar kendine bu kararar oldu ve dar ı hilâfetten teşrif ve ahdi nam ile saltanat kıldı, sene 387
24 a varağında : Solda altta Cengiz Han Minyatürü görülüyor. Sağ kenarda üstte, Abbasi sülâlesi devam ediyor ve El-Mustansırbillâh minyatürü, altında El-Mutasımbillâh minyatürü yer alıyor.
24 b varağında : Avusturya National Bibliothek'de bulunan Silsile-nâme ile Vakıflar Genel Müdürlüğü'ndeki Silsile-nâme'nin 31. sayfası, Topkapı Sarayı Müzesi H.1324, H.1591, H.1624, A.3110 ve rahmetli üstadımız, Ord.Prof.Dr. Ahmed Süheyl Ünver'de bulunan silsile-nâme ile büyük benzerlikler gösterir. Sayfa kalıpları hemen hemen aynıdır.
Bu sayfada; Kaan Oktay bin Cengiz Han; altında Mengü Kaan bin Tûlî Han bin Cengiz Han; onun altında Hülâgü Han bin Tûlî Han bin Cengiz Han'ın minyatürleri yer almaktadır.
25 a varağı : Bu sayfanın üst ortasında Masal Padişahı Gazan Mahmud'un minyatürü yer alır. yanındaki notta ise, Gazan Mahmud Padişah idi. Cengiz Han neslinden... ol islâm ... buldu. Mekke ve Medine ... Fırat'tan bir nehir çıkarub... adına mensuptur. Osman Gazi Diyar-ı Rum'da zuhur edüb, Sultan Alaeddîn Keykubad'tan sonra padişah oldu. 699 H./1299 M.
Gazan Mahmud'un altında ise; Sultan Mehmed Hüdâbene'nin minyatürü yer alır. Yanında bulunan notta ise: Yerine oğlu Ebu Said Han culûs etti. Ondan sonra Cengiz Han ( neslinde ) müstakil padişah kalmadı. Herkes bir tarafın padişahı oldu. Nesli Cengiz Han temam oldu. Irak-ı Arapta Sultan Ahmed yerine Sultan Hüseyin yerine culûs etti.
25 b varağı : Diğer silsile-nâmelerde olduğu gibi burada da Osmanlı Devleti'nin kuruluşu anlatırlır. Başında, Nuh oğlu Yafes Neslidir bu daire, diye de not düşülmüştür. Sol kenardaki sayfanın altına kadar inen metinden sonra sağ kenarda Kızılboğa Han; Kaya Alp Han'ın isimleri görülür. Minyatürlerine rastlanmaz. Bu sayfanın tamamı metindir.
26 a varağı : Sayfanın üst, sol yan kenarları ince; alt kenarı sayfanın 1/3'ünü kaplayacak biçimde bantla ayrılmış ve bu alanın içinde kalan kısmına, 25 b varağının devamı olan Osmanlı Devleti'nin kuruluş metini yerleştirilmiştir.
Sol kenar bandının en üst noktasında; yarım daire içinde, Hz. Nuh Nebî oğlu Yafes evlâdı ashabından Şuayıb Han evlâdı beyan etti, ibaresinden çıkan çizgi altında daire içinde Kaya Alp oğlu Süleyman, onun altındaki daire içinde, Süleyman oğlu Ertuğrul isimleri görülmekte, sayfanın altında ortada ise, Sultan Osman Gazi'nin minyatürü yer almaktadır. Bandlı kısım yaldız hatâîlerle tezyin edilmiştir.
Bu sayfada yer alan metin ise aynen şöyledir:"... ve evvel esnada Tatar askeri dahi gelüb Sultan Alâeddîn dahi Osman Gazi'yi kendi yerine kaim-i makâm etti. Ve küffar canibine gazaya gönderdi, kendisi varıp Tatar'ı def eyledi( 1240'lardaki Mogol istilâ ve baskısını kasdeder). Bu canibinden dahi Osman Han Gazi nice kal'alar feth eyleyip nice mal ve ganimet birle ahbar-ı beşaret Sultan Alâeddîn6e gönderdi. Sultan Alâeddîn dahi Osman Gazi'ye tabl ve alem verdi ve ol anda Osman Han Gazi varub Bilecik Kal'ası'nı feth edib aldı ve ol esnada Selçuklular'ın tenezül edip her vilâyette onlardan kimse kalmadı. Lâ ceseme Osman Han Gazi, hempazunu saltanat olup asar-ı devlet ve azametinde hüveyda olup, ayanı memleket ana muti oldu ve fermanberdâr oldular. Devlet ve saltanat berkarar kaldı. Ve ruzberuz, saat be saat, der tarîki bud ve hüt ve başet badelyevm inşallahi teâlâ bahet bud. Osman Han Gazi aliyülrahman atası Sultan Ertuğrul yerine culûs etti. Bu tarihte 680 (
H./1281-82 M.) . Badehu huruc edüb Bilecik ve aynı gün hisarların feth etti. Bu tarih de 699 ve otuz dokuz yıl saltanad sürdü ve 82 yıl ömr sürdü, badehu vefat etti. İşbu tarih de 720 Rahmetullahü aleyhi esteinu ecmain "
26 b varağı : Üstten itibaren aşağıya doğru, Sultan Orhan Gazi, Hazret-i Sultan Murad Han, Hazret-i Sultan Yıldırım Han ve en altta Hz.Sultan Muhammed Han( Çelebi Mehmed )'ın minyatürleri görülmektedir. Diğer silsile-nâmelerde de bu şemaya uyulmuştur. Kalıplar hemen hemen aynıdır.
Sultan Orhan Gazi yanındaki notta; rahmetullahi aleyhe tahta culûs kıldı sene 720. Badehu olreyân memleketi tevabirle feth edüb işbu tarihde sene 725. badehu, İznik hisarını feth etti iş bu tarih sene 731. Badehu, Karesi vilâyeti'ni feth etti. İşbu tarih 735. Badehu, Gelibolu'yu feth etti, işbu tarih 748.
Sultan I. Murad Han yanındaki notta; badehu 45 yıl ömr sürdü ibaresi vardır. Ayrıca şu notlar da minyatür etrafına yazılmıştır " Hz. Sultan Murad Han Gazi tahta culûs kıldı ve Edirne feth edüp işbu bar neticede sene 781 badehu, Yafa(?) vilâyetini feth etti. İşbu tarihte sene 782. Badehu, Kütahya ve Germiyan vilâyetini, Hamid şehrini, Yenişehir'i feth etti. İşbu tarihte sene 783, badehu, Serez ve Mezra (?) karye feth oldu. İşbu tarihte sene 787. Badehu otuz yıl saltanat etti ve 65 yıl ömür sürdü ve şehâdet müyesser oldu. Rahmetullâhi aleyh.
Yıldırım Beyazıd minyatürü etrafında ise " Hz. Sultan Yıldırım Han tahta culûs etti, işbu tarihte sene 791. Badehu, Manisa ve Aydın ve Saruhan vilâyetini feth etti. İşbu tarihte sene 792. Badehu, Konya, Kayseri ve Sivas feth oldu, işbu tarihte sene 797. Badehu 4 yıl saltanat sürdü, 45 yıl ömür sürdü. Rahmetullâhi aleyh (32).
Sultan Çelebi Mehmed minyatürü etrafındaki notta " Hz. Sultan Hehmed Gazi Rahmetullâhi aleyh culûs etti bu tarihte sene 812. Badehu,nice gazalar etti 8 yıl saltanat sürdüve 40 yıl ömür sürdü. Rahmetullahi aleyh.
27 a varağı : Bu sayfada, alt alta, üç Osmanlı Padişahı minyatürlerine yer verilmiştir. Hz. Sultan Murad Han; Hz. Sultan Muhammed Han Gazi ve Sultan Beyazıd. Diğer eserlerin kalıbına, bu şema aynen uymaktadır.
Sultan Murad minyatürü etrafındaki notta:" Hz. Sultan Murad Han Gazi tahta culûs etti. Bu tarihte sene 821, badehu vilâyet-i Rum'u feth etti sene 825, badehu ... feth oldu sene 825. Badehu Caplik (?)... vilâyeti feth oldu sene 831. Badehu Laz vilâyeti feth oldu sene 832, badehu Selânik şehri divan vilâyeti feth oldu sene 830-833. Badehu Akşehri feth etti sene 839... İskenderiyye feth eyledikte irili... (ufaklı?) kal'alar feht oldu. Sabıkta memâlik-i mahruse ol kadar ilhâk edüb tarihin 886.(?) yılda vefat oldu. Rahmetullâhi aleyh 30 yıl padişahlık sürdü. Vallahi âlem ve ahkemu.
Fatih Sultan Mehmed minyatürü yanındaki notta ise : " Hz. Sultan Mehmed Han Gazi tahta culûs etti sene 855. Badehu, Konstantaniyye'yi feth etti sene 857. Badehu Uzun Hasan'a hucum etti, muzaffer ve mansur oldu sene 858. Badehu Mora vilâyetini feth etti sene 863, badehu, Sundura(?) ve Ke... illeri feth etti bu tarihte sene 867. Badehu Trabzon feth oldu sene 868 ve Bosna feth oldu bu tarihte 875 ve Kefe feth etti. Bu tarihte sene 880. Badehu 52 yıl ömür sürdü... saltanat etti bu tarihte sene 908.
Sultan Bayezıd-ı Velî yanındaki notta : ya halini batın yâ Hâk idi. Tabakallahü heraehu. Tahta culûs kıldı, sene 907. Sultan Bayezıd 32 yıl saltanat sürdü. Badehu vefat etti. Bu tarihte sene ... Sultan Bayezıd Han muaddelât ve insâfla memlü iste derûni safî olub hemsini tahrir
27 b varağı : Bu sayfada diğer eserlerde de olduğu gibi Yavuz Sultan
Selim ile Kanuni Sultan Süleyman minyatürlerine yer verilmiştir. Kalıp tamamen aynıdır.

Yavuz Sultan Selim Han minyatürü etrafındaki notta : " Sultan Selim Han aleyhi rahmetü ve'l-gufran ber mucebil selâmün gavlen min rabbü'l-rahim. Ezeli ezelde tuğra-i Padişah'ı nam-ı kâryemi merkum ve nakraz olmuştu. Ve kendü vucudundan cevher-i cür'et ve kemal-i kudret mişahede edüp meşrık-ı iclâlden bihasedil selâmün hiye hattâ metlail fecr-i çünsubhi sadık tuluğ edüb ena'nü tasarruf edüb der yebzud-u memâlik bi muktezayı Allahü yebsudurızka ve men yeşaü gabzehu meşiyet ta'viz olunub şerefu imtiyazla mümtaz oldu. Badehu, ol esnada diyar-ı Acem'de Şeyh Erdebil evlâdından Şah İsmail nam tarih-i hattan tenezzül edüp küfr ve ilhad-ı zahit olup zülm ve inatla tagrib-i ibadla ve takrir-i bilâd ettikten sonra çokluk halk delâlete düştükdete Hz. Şehriyâr-ı Asker işmar ile üzerine hücun edüb ol tu'fan... yüz oldu. Bu tarihte sene 921 badehu, Mısır ve Şam'ı feth etti. Sene 920, 8 yıl selhiziyâde ( kolaylıkla) saltanat sürdü.
Kanuni Sultan Süleyman Han minyatürü etrafında ise şu not kaydedilmiş : " Sultan Süleyman Han tahta culûs kıldı bu tarihte sene 926. Badehu, Belgrad'ı feth etti.sene 931. Badehu Buğdan'ı feth etti. Kralı şehir oldu sene 932. Badehu Bağdad'a sefer kıldı bu tarihte sene 931 ve feth kıldı 931 (?), Badehu İbrahim Paşa ile ( mnr )...sefer kıldı bu tarihte sene 933 ve badehu, Kıbrıs'ı feth etti sene 939. Badehu Selman Paşa canib-i Artukâbad sene 937. Bâdehu gine Budin'e sefer kıldı sene 938 . Badehu Estergon'a sefer kıldı sene 938 badehu enhas ile Tebriz canibine sefer kıldı sene 955. Badehu Nahcivan'ı feth etti. Bu tarih de 961. Badehu, Sultan Selim ile Sultan Bayezıd muharebesi oldu sene 962. Badehu, Sigetvar'ı feth kıldı sene 972 ve 47 yıldan fazla Padişah'lık sürdü ve 74 yıl ömür sürdü.(33) Rahmetullahi aleyhi rahmeten vasıeten.
Eserin son varağı olan 28 a varağı : Sultan Selim Han ; Sultan III. Murad ve Sultan III. Mehmed'in minyatürlerine yer verilmiştir.

Sultan III. Selim minyatürü etrafındaki not ise şöyle : " Sultan Selim Han tahta culûs etti. Zudes Kal'asını Sencer zamanında işbu tarihte sene 93 Rebiulevvel dokuz şembe ( perşembe ) Mahmiye-i Konstantaniyye Saray-ı Amire'ye dahil olup erkân-ı saadet şukufdâr gazasında olmağın ılgar saniye-i mezbure Rebiulahırın onbirinci günü Belgrad'da ve tahtı Osmanî culûs etti. O tarihte sene 983 ve sinni şerif-i 44 yaşdı. Ber şehr-i yar-ı adil imiş ve zamanında şerif-i Mekke gabail-i Arab-ı mülük tavaibi ashab-ı erbab-ı selatin Hind ve Çin ve Şah-ı İran zemeni ve hükmü Kürdistan ve gazal sair-i Firengistan ve babari Abdullah Han Özbek ve Çerkes ve Kürdistan Padişahları ve cemii padişahlar islâm ve küfre itaat ve inkiyad edüb... ve elçileri gelüb idhar-ı ubudiyed eylediler ve Basra ve Bağdad yanında Cezayir ve şarkta ibni ülyan üzerine asker göderip muşti ve münkad kılıp ve Cezire-i Kıbrıs aslı diyar-ı mübazengibar iki yenileyüp (?) ve imay-ı teshirinin nazârgâhında hali kılıb anda iki yıl saltanat sürdü. Rahmetullahi aleyh sene 982.
Sultan III. Murad minyatürü etrafındaki not : " Tarih-i culûs-u Sultan Murad Han Gazi Ramazan-ı mübârek sene isneyn ve semane tis'a mie ( 982), tarih-i vefat-ı Sultan Murad Han Gazi rahmetullahi aleyh , fi sene selâse ve elf.( 1.003).
Eserin son minyatürü yanında bulunan notta " Hz. Padişah-ı felek medar ve bareke gerdunu iktidar rekaddüm zaman fahri Ali Osman seyyid selâtin ol âlem Sultanü'l- berü'l-bahr, es-Sultan-ı ibnü'l sultan, ibnü's-sultan, es-Sultan Mehemmed Han bini Sultan Murad Han halledallahü mülkehû ve saltanatına alâ ahırü'l-zeman Hazret-i tahta culûs etti bu tarihte sene. Allah teâlâ hazretleri ala ahırü'l- zeman berr ser âlemiyan ....... Amin, Yarabbü'l âlemîn, tarih-i ol saltanad Mehmed Han Gazi fi yevmü'l Cuma .. ahır, şerhi 10.. Cemaziyelevvel sene 1003/ Ocak 1595.
Eser, genel olarak Türk tezhip san'atının orijinal bir numunesidir. XVI. asrın, hatta XVII.asrın bütün özelliklerini taşır. Zeminler, yer yer serpme yaldızla hataîlerle bezenmiştir. Hz.İdris, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşu ve Osmanlı Padişah'larını yer aldığı varakların zeminlerine hataî konması, Osmanlılar'a verilen önemi göstermektedir. Minyatür olarak, Bağdad ekolü uslubun yansıtır. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde olan H.1324 , H.1591, H.1624, A.3110 numaralı eserlerle büyük bir farkı yoktur. Hemen hemen sanatcıların kalıpları dahi aynıdır. Türk minyatür portre sanatını da göstermesi açısından ilgi çekicidir. Resim sanatı açısından , daha geç tarihli olan İstanbulî Hüseyin'in eseri çok daha realisttir.

Cemşid'in elinde şarap kâsesi tutturulmuştur. Böylece şarabın Cemşid tarafından icad edildiği sembolize edilmiştir. Hz.İdris'in elinde kağıt, önünde kalemlik vardır. Melek, Hz.İdris'e yazı öğretmektedir. Bu da ilk yazının Hz. İdris devrinde ortaya çıktığını bize yansıtmaktadır. Dolayısyla minyatürlerle bazı olaylar da anlatılmak istenmiştir. Sayfanın zemini hataîlerle tezyin edilmiştir.

Türk neslinin ürediği, Hz. Nuh'un oğlu Yafes, Orta Asya tipli resmedilmiştir. Başında tek tuğ vardır. Ham, esmer tenli gösterilmiş, Sam' ise arap tipi verilmiştir.
Hz. Hud'un uçuşan atkısı, Ad kavminin fırtına ile yok edilmesini
sembolize eder.
Keyumers neslinden Porseb, başında miğferi ve tacı ile zenci tipli resmedilmiştir. Tac, geriye dönmüş koç boynuzu ile ejderi remzeder. Beline sarılı beyaz kuşağı kanlı olup, kuşakta hançeri görülmektedir. Aynı sahifedeki Hz. Hızır ile İlyas, Türk hikâye tipindeki Hızır-İlyas buluşmasını yansıtır. Hz. Hızır yaşlı , piri fani şeklinde resmedilmiştir. Hz. Harun, elinde kitapla gösterilmiştir. Azer ise, taçlı ve sarıklıdır.
19 b varağındaki Feridun veya Afrazyab, bir kısım tarihciler tarafından Türk ırkından Alp Er Tunga olarak tanımlanan efsanevî kahraman ; bir elinde gürzü, bir elinde hançeri, başında miğferi ve tuğu ile cengâverliği temsil etmektedir.
Aynı varakta bulunan Hz. İshak genç, Hz. Yakub beyaz sakallı ve yaşlı olarak tasvir edilmiştir.

20 a varağındaki Menuçehr, Orta Asya tipli; Yusuf Ruşen İran tipli; Hz. Eyyub, folklorumuzda olduğu gibi yarı çıplak ve üzeri yaralı ve başı üzeri haleli resmedilmiştir. Aynı sayfadaki Zaloğlu Rüstem, mızrağı bayraklı ( flamalı),miğferi beyaz benekli panter başlı, belinde meşin okluk ve kılıcımsı büyük kama, elinde boynuzlu keçibaşı görüntüsü verilen gürzü ile muharip asker görüntüsü ile tasvir edilmiştir. Bu sayfada bulunan Hz. Zülküfil yaşlı, Hz. Yuşa Nebi elinde kitapla tasvir edilmiştir. 8 madalyon içinde minyatür bulunan sayfa oldukca kalabalık olmasına rağmen, yapılan kompozisyonla, gözü yormayacak biçimde realize edilmiştir.
20 b varağındaki Keykâvus, şişman, tacı tuğlu, beli kemerli, kemerinde hançer bulunur, bakışları oldukca serttir. Hz.Harun, başı haleli, elbise kolları uzun olduğundan elleri gizlenmiş, zavallı biri gibi tasvir edilmiştir. Hz. Musa ise, bastonu ejder biçimi verilerek , diğer silsile-nâmelerde olduğu gibi resmedilmiştir. Hz. Şuayıb, yaşlı bir pir-i fani; Hz. Leys, arkasına bakan saf yüzlü orta yaşlı havası verilerek resmedilmiştir. Hz. İlyas, bu sayfada yalnız olarak tekrar verilmiş, burada orta yaşlı kahverengi sakallı olarak tasvir edilmiştir. Elyesa Nebi, önünde rahle ve kitapla dururken; Danyal Nebi, elinde kağıt okur vaziyette, İsmail peygamber ise elinde kitapla kır sakallı olarak gösterilmiştir.

21 a varağında; Hz. Davud, belinde kılıçlı; Hz. Süleyman oturur tarzda; İskender Zülkarneyn başı kavuklu ve iki tuğlu minyatür tarzı resmedilmiştir. Hz.Zekeriyya yaşlı ve zayıf, önündeki rahlede kitaplar ile; Hz.Yahya, genç, elinde kitapla ; Hz. İsa Aleyhisselam elinde kitapla ve çocuk yaşta tasvir edilmişlerdir.

21 b varağında; Enuşurevan-ı Adil, Orta Asya tipli, miğferi tek tuğlu olarak resmedilmiştir. Yanda kalmaktadır. Bu sayfanın merkezi, yüzü nikapla örtülü Hz. Muhammed, üstte dedesi Abdülmuttalb, altta Hz. Ömer-Hz. Osman, Hz, Ebubekr- Hz. Ali karşılıklı gösterilmiş, Hz. Ömer ve Hz. Ali kılıçsız biçimde resmedilmiştir.

22 a varağında Eba Müslim Horasanî, Kırgız tipli yapılmıştır.22 b varağında Melîk Büveyh Deylemî hind tipli, kaftanlı ve başı sorguçlu; Abbasi Halifelerinin tamamı ise siyah kıyafet ve siyah sarıkla renklendirilmiş, sanki Kadiri tarikatı üyeleri havası verilmiştir.

23 a varağında bulunan Sultan Mahmud Gaznevî, yeşil elbise ile ve Orta Asya tipli; Biltekin Hindli; Behramşah genç yaşta tasvir edilmişlerdir.

23 b varağındaki Sultan Sencer, yine Orta Asyalı,tacı tek tuğlu; Melîk Şah Ebu'l-Feth, genç yaşta, başında beyaz tuğ ve kuş görüntüsünde minyatürü yapılmıştır.

24 a varağındaki Cengiz Han'ın kavuğu özenli, şaşalı, tek tuğlu, Mogol tipli;

24 b varağındaki Kaan bin Oktay, Tulî Han yine Mogol tipli; Hülâgü biraz Abbasiler'e benzer tarzda; Gazan Mahmud ve Sultan Mehmed Hüdabende Orta Asya tipli resmedilmişlerdir.

Daha sonraki sayfalarda gelen Osmanlı padişahları; diğer Zübdetü't Tevârihler ve Silsile-nâmelerde ve batılı ressamların yaptıkları portrelere benzer. Fahih Sultan Mehmed, hep gül koklarkenki hâli gibi tasvir edilir, elinde gül yoktur. Yavuz ve Kanunî Sultan Süleyman nerede görünse, hemen tanınır.

Genel olarak üzerinde durduğumuz Zübdetü't Tevârih'in minyatürleri, bazı farklılıklarda, Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan benzer eserlerden büyük bir farkı yoktur.

18a, 19a, 20a, 21a, 23a, 24a, 25b, 26a, 27a varaklarının altın yaldızlı çerçevesi dişında, tahminimize göre bir tamir münasebetiyle kalınlı-inceli 2-3 çerçeve daha yapılmış, böylece söz konusu sayfaların daha çok ortaya çıkması temin edilmiştir.

Eseri dili; I.kısım arapca, diğer kısımlar ise, Osmanlıcadır.

İrlanda'nın Dublin şehrinde Chester Beatty Kütüphanesi'nde bulunan Zübdetü't Tevârih; yurd dışında Türk kültür tarihini ve san'atını yansıtması, Türkler'de resim san'atı yok diyenlere bir cevap teşkil etmesi bakımından, tanıtılması gerekli bir kültür varlığımızdır.

İNGİLİZCE TERCÜME İÇİN ÖZET :
THE 1598 ZÜBDETÜ'T-TEVARİH
AT THE CHESTER BEATTY LİBRARY IN IRELAND

İrlanda, Dublin Chester Beatty Library'de bulunan, Nisan 1598 tarihli Zübdetü't-Tevârih adlı eser, madalyon içinde sunulan portre san'atımız için önemlidir.
Zübdetü't-Tevârih adı verilen eserler , ağızdan ağıza anlatılan şifahî dünya tarihinin 3-5 sayfaya sığabilen kısa bir özetidir.
Bu özetle birlikte Hz. Muhammed ve akrabaları, yakınları,önemli kumandanları, eşleri, kullandığı eşyaları hakkında biyografik çok kısa bilgiler okuyucuya sunulur.
Bunlardan sonra, soy ağacı şeklinde, madalyon içinde minyatürlere yer verilir. Minyatürler; Hz. Adem ve Havva'dan başlayarak, Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen 28 peygambere sırası ile yer verilir. Daha sonra, Dört Halife, imamlar,Emevi-Abbasi Halifeleri tarih sahnesinde yerlerini alırlar. Bunlardan sonra Orta Doğu; Batı Asya; Orta Asya Hükümdarları ile, Küçük Asya ve Balkanlar'da İmparatorluk kuran Osmanlılar'a yer verilir ve eserin yapılığı tarihe kadar hüküm süren padişahların portreleri görülür.
Dublin'de bulunan 1598 tarihli eser, Chester Beatty Library'de T.423 numarada kayıtlı olup, üç kısımdam ibarettir. 1b-2a varağı zahriye sayfası
olup, devrin üslubunu yansıtır. 2b varağından 14a varağına kadan Hz. Muhammed ve dostları hakkında çok kısa biyoğrafik bilgiler vardır.
II. kısım; 14b-17a varalarında olup, başta yine güzel tezhipli bir zahriyeden sonra kısa dünya tarihine yer verilir. Eksiktir.

17b varağın 28 a varağına kadar olan III. kısımda; terzilerin piri İdris Peygamberden başlayarak Osmanlı Padişahı III. Mehmed'e kadar olan önemli şahsiyetlerin soy ağacı ve portre şelkindeki 87 adet minyatürlerine yer verilir.

Eserin I. kısmı Yusuf bin Abdülhadi tarafından yazılmış ve Bağdad'da oturan Isfahanlı Ebu Talip tarafından hattı yazılmıştır. Dili arapçadır.
Dublin'de bulunan Zübdetü't-Tevârih'in benzer kopyaları arasında; İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi'nde H.1324,H.1591,H.1624,A.3110 numaralı eserleri saymak mümkündür. Daha geç tarihliler arasınsa Silsile-nâme adı ile, Musavvir Hüseyin tarafından 1682 tarihinde yapılan Silsile-nâme, Avusturya National Bibliotheq Cod.Af.50, 17 numaralı eserler, Ankara Etnografya Müzesi 8457 numaralı eseri saymak mümkündür.
Türk kültür tarihi, minyatür sanatı ve soy ağacı yönünden önemli unic ve incelenmesi gereken bir eserdir.
DİPNOT :
1. Atsız, Osmanlı Tarihine Ait Takvimler, I,İstanbul, 1961, 123 s.
2. Osman,Tevârîh-i Cedîd-i Mir'ât-ı Cihân,(Çevirip düzenleyen: Atsız), İstanbul, 1961, 84 s.
3. Sadi Bayram, Musavvir Hüseyin Tarafından Minyatürleri yapılan Silsile-nâme, Vakıflar Dergisi, S.13, Ankara, 1981, s.253-338.; Sadi Bayram, Medallioned Genealogies, İmage, S.30, Ankara,1990, s.11-15 ; Sadi Bayram, Ankara Etnografya Müzesi'ndeki Madalyonlu Silsile-nâme'de Doğu Anadalu ve Batı Asya, VII, Türk Tarih Kongresi, C.II, Ankara, 1981, s.645-655; Günsel Renda, Topkapı Sarayı Müzesi'inde H.1321 no.lu Silsilename'nin Minyatürleri, Sanat Tarihi Yıllığı, S.V, İstanbul,1973, s.443-495; Günsel Renda, New Ligt on the Painters of the Zubdat-al Tawarikh in the Museum of Turkishand Islamic Arts in İstanbul, IV eme Congre International d'Art Turc, Aix-en Provence, 1976, s.183-200; Günsel Renda, Ankara Etnografya Müzesindeki 8457 No.lu Silsilename Üzerine Bazı Düşünceler, Kemal Çığ'a Armağan, İstanbul,1984, s.175-202.; Ebül Gazi Bahadır Han, Şecere i Terakkime ( Türkler'in Soy Kütüğü), Tercüman, 1001
Temel Eser, No.33. ; Emel Esin,Son Çağatay Devrinde Doğu Türkistan'dan Resimli Bir Han Silsilenâmesi, İslâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, C.V, İstanbul,1973, s.171-204. ; Sadi Bayram; İrlanda-Dublin, Chester Beatty Library'de Minyatürlü Bir Osmanlı Tarihi ( Zübdetü't-Tevârih), Kültür ve Sanat, S.12, Aralık 1991, T.İş Bankası Yayınları, Ajans-Türk Gazetecilik ve Matbaacılk Sanayii, s.63-68; The Zubdat-ut Tawarikh of 1598 At The Chester Beatty Library In Irland, s.93. ; Hans Georg Majer, Die Karlsruher Türkenbeute, Handschriften Und Defter, Kat.314, Das Buch Quintesssenz der Historien, Hirmer Verlag München, s.369-378.
4. Filiz Çağman, XVI. yüzyıl sonlarında Mevlevî Dergâhlarında Gelişen Bir Minyatür Okulu,I. Milletlerarası Türkoloji Kongresi, 15-20 Ekim 1973, İstanbul, 179, s.651-676.
5. Sadi Bayram; İrlanda-Dublin, Chester Beatty Library'de Minyatürlü Bir Osmanlı Tarihi ( Zübdetü't-Tevârih), Kültür ve Sanat, S.12, Aralık 1991, T.İş Bankası Yayınları, Ajans-Türk Gazetecilik ve Matbaacılk Sanayii, s.63-68; The Zubdat-ut Tawarikh of 1598 At The Chester Beatty Library In Irland, s.93.
6. Abdülhadi oğlu Yusuf ismi, ilk sayfanın son satırında geçmektedir. Bkz. S.Bayram, Vakıflar Dergisi, S.XIII, s.264, 300.
7. Baracim Kavmi ( ?)
8. Bu tip övücü girişleri VGM nüshası,Topkapı sarayı Nüshaları ve bazı vakfiye başlangıçlarında görüyoruz.
9. TKSMK. H.1324, s.25-26.
10. VGM. Nüshası, S.Bayram. Vakıflar Dergisi S. XIII, s.254-255. ile karşılaştırınız.
11.Kırk sabak Hz. Adem'in çamuru ile pişirilmiş.
12.İsra Suresi 70. âyet
13.Hadis
14.Ettin Suresi 4. âyet.
15.Bakara Suresi 30. âyet.
16.Methiye
17. Ali İmran Suresi 144/4 âyet.
18.ilave biter. VGM. nüshasında bu cetvel olmadığı için belki bu satır çıkarılmış olabilir.
19. Değişik metin buradan başlar.
20.Eserin IV. Mehmediçin hazırlandığını ifade eder. Diğer emirlere verilen eserlerde bu kısım değişir.
21. Karşilaştırınız, Atsız'ın yayınladığı takvimlerle... Bazı yerlerde 5009 yıldır ,bazı yerlerde ise 5995 yıldır (?)
22. Yahudi tarihleri de araştırılmış ve o zamanki Tevrat'tan da istifade edilmiştir.
23. İncil'den bahsetmesi, yazarın Orta-Doğu kültürünü incelediği, bu konuların sözkonusu coğrafî bölgede çok tutulduğu, yani moda olduğunu gösterir.
24. Nuh Tufanı , M.Ö. 2.200 seneleri olduğu varsayılır. Bkz. Sadi Bayram, Mukaddes Kaynaklara Göre Güney-DoğuAnadolu'da Proto-Türkler, Türk Dünyası Araştırmaları vakfı Yayını, İstanbul 1990. s. ???
25. Çin Seddi M.Ö. 400-215 yılları rasında yapılmıştır.( Bkz. ProtoTürkler s. ??? )
26. 5956 21. dipnotta 5995, 5009 tarihleri veriliyor. O devrin tarihcilerinin bu konularda anlaşamadığı VGM. nüshasında s.16'da sarahaten belirtiliyor. ( Bkz. S. Bayram, Vakıflar Dergisi S.XIII, s.259
27. Sure-i Kehf, 18/25. âyet.
28. Sure-i Kehf, 18/26. âyet 29.Sure-i Lokman, 31/34
30. Gerçek bilgi Allah'tandır.
31.Siparişimiz üzerine 1974 yılında Chester Baaty Library'nin Millî Kütüphane kanalı ile adımıza gönderdiği slaytlardan netice çıkarmaya çalışıyoruz.
32.Yazarın, Ankara Meydan Muharebesi ve Timur'un Anadolu'ya geldiğinden bahsetmemesi, dikkat çekicidir. Verdiği tarihler de tutmamaktadır.
33. Bilindiği gibi Kanunî Sultan Süleyman 46 yıl hükümdarlık yapmış ve 66 yıl ömür sürmüştür. Halbuki eserimizde 47 yıl Padişahlık yapmış ve 74 yıl ömür sürdü, denilmektedir. Bu tip tarihler tam güvenilir kaynak olarak alınması sakıncalıdır. Şifahi tarihi bize göstermesi açısından faydalı eserlerden sayılmalıdır. Bilgilerden ziyade, minyatür san'atı ve tezhip yönünden dikkate şâyan bir eserdir.

Slaytlar:
1.İrlanda,Dublin'de bulunan Zübdetü'l Tevârih adlı eserin 1 b - 2 a varakları ( zahriye sayfası )
2.Eserin ilk bölümünden, 2 b - 3 a varakları.
3. 3 b - 4 a varağı
4. 4 b - 5 a varağı
5. 5 b - 6 a varağı
6. 6 b - 7 a varağı
7. Zübdetü't Tevârih'in 7 b - 8 a varağı.Hz. Muhammed'in Amcaoğulları ve Kız çocuklarının torunlarının soy ağacı.
8. 8 b- 9 a varağı
9. Zübdetü't Tevârih'in 9 b - 10 a varağı.Hz. Muhammed'in Halaları ve Hala çocuklarının soy ağacı.
10. 10 b - 11 a varağı,
11. 11 b - 12 a varağı,
12. 12 b - 13 a varağı,
13. 13b-14a varakları, eserin tarihi ve hattatı, sol sayfa altında bulunmakta olup, Milâdi Nisan 1598 tarihlidir.
14. Zübdetü'l Tevârih'in 14 b - 15 a varakları. Tezyinatı XVI. asır özelliklerini yansıtır. (2. Bölümün başı, dünya tarihinin özeti verilir.)
15. 15 b - 16 a varağı,
16. 16 b - 17 a ,
17. 17 b- 18 a (18 a boş ) ??
18 a varağı,
19. 18 b varağı
20. 19 a varağı;
21. 19 b varağı,
22. 20 a varağı: Menuçehr, Yusuf Ruşen, Hz. Eyyub, Hz. Yusuf,Hz. Beşir,Hz. Zülküğfil, Hz. Yuşa Nebi minyatürleri görülüyor.
23 20 b varağı;
24. 21 a varağı: Hz. Davud, Hz. Süleyman, İskender Zülkarneyn, Hz.Zekeriyya, Hz. Yahya ve Hz. İsa minyatürleri ve soyları görülmekte.
25. 21 b varağı : Enuşurevân-ı Adil, Abdülmuttalib, Hz.Muhammed, Hz.Ömer, Hz. Osman, Hz. Ebubekr, Hz. Ali minyatürleri görülüyor. 26. 22a varağı,
27. 22 b varağı ;
28. 23 a varağı;
29. 23 b varağı: Sultan Sencer, Melikşah Ebu'l-feth, ve Abbasi Halifelerinden El-Musterşidbillâh minyatürü görülüyor.
30. 24 a varağı;
31. 24 b varağı; 32. 25 a varağı;
33. 25 b varağı; Osmanlı Devleti'nin kuruluşu anlatılmakta.
34. 26 a varağı; Osmanlı Devleti'nin kuruluşu ve Osman Gazi'nin minyatürü.
35. 26 b varağı ; Sultan Orhan Gazi,Murad-ı Hüdâvendiğâr, Yıldırım Beyazıd ve Çelebi Mehmed'in minyatürleri .
36. 27 a varağı. Sultan II. Murad,Fatih Sultan Mehmed, II. Beyazıd minyatürleri görülüyor..
37. 27 b varağı;
38. Eserin son sayfası, 28 a varağı. Sultan III. Selim, Sultan III. Murad ve III. Mehmed minyatürleri .

Yazar : Sadi BAYRAM
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
cengiz
Site Admin


Kayıt: 11 Şub 2007
Mesajlar: 590

MesajTarih: Sal May 08, 2007 12:21 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ANKARA ETNOGRAFYA MÜZESİ’NDE BULUNAN SİLSİLE-NÂME

Türk kültür tarihi incelendiği zaman, diğer uluslar gibi Türk milletinin de soya, büyüklerine önem verdiği görülmektedir. Bir kişinin yaptığı cesurane fedâkarlık, bir sülâleyi bir kaç asır şöhret yapabilir.Türk, Türük, Oğuz Han, Alpertunga veya diğer adıyla Afrazyap, Bilge Kaan, Selçuk Han, Alparslan, Süleymanşah, Osman Gazi, tarihimize altın harflerle imzalarını atmış devlet büyüklerimiz olup, sülâleleri asırlarca milletimize egemen olmuşlardır. Diğer taraftan Karamanoğulları, Hamitoğulları, Eratna, Dülkadiroğlu, Aydınoğulları, Candaroğulları, Taceddinoğulları, Bayramoğulları, Köprülü sülâlesi, Dürrizadeler v.b. isimler ile, ün yapmış diğer isimler, yıllarca tarihin sayfalarında yer almış kişelerdir.

Hicaz yöresinde; Haşimiler, daha sonra Emeviler, daha sonra Abbasiler Orta-Doğu’ya hükmetmiş olu, bugünde Arap Emirlikleri ve krallıkları, sülâle geleneğini hâlâ sürdürmektedirler. Misal olararak Suudi Arabistan, Ürdün, Kuveyt, Katar, Bahreyn Krallık ve emirlikleri gösterilebilir.

Ülkemizde günümüz politikacılarında da sülâle geleneği hasıl olmamış mıdır? Yakın tarihimize bakacak olursak, İnönü, Menderes, Bayar, Özal, Türkeş gibi isimler derhal karşımıza çıkmaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Vehbi Koç’un ailesi, rahmetle andığımız, rubâileri ile de meşhur şair, eski Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden emekli Büyükelçi Fuat Bayramoğlu Hacıbayram soyuna dayanır.

Kültür tarihimizde; Şeyh soyundan gelenler, peygamber soyundan gelen isimler oldukça çoktur. Peygamber soyundan gelen kişilerin secereleri takip edilmek üzere Osmanlı Döneminde “Nakib’ül eşraflık ” müessesesi kurulmamış mıdır? Bektaşilerde ve Alevilerde de, dedelik müessesesi devam etmemekte midir?

Bugünkü Doğu Anadolu’muzdaki feodal yapı, aşiret geleneğini XXI.yüzyıla girerken hâla sürdürmekte olup, Güney-Doğu Anadolu’da bir söz vardır” Kürt dinsiz olabilir, ama beysiz olamaz!…”.

XIX.yüzyıldan itibaren örnek aldığımız günümüzün Avrupası, yani Batı ülke hanedanları, hep birbirlerinin akrabasıdır. Onlarda da kont, kontes, baron, barones, prens, prenses gibi ünvanlar, günlük gazeteler ile magazinlerde gözümüze çarpar durur. İngiltere parlementosundaki Lordlar Kamarası bunların diğer bir versiyonu değil midir….. Bu ünvanları almayan asker ruhlu, gözüpek insanlar da asırlarca şövalyelik ünvanı peşinde koşmamış mıdır?…

Kültür tarihimize bakacak olursak, önemli görevlere gelen devlet adamlarının veya bazı büyüklerimizin, sülâlelerini, ya meşhur bir kişiye, yada bir din büyüğüne veya Peygamberlere dayamaya ihtiyaç duyduklarını görürüz. Bu geleneğin, Türk kültür tarihinde oldukça eski olup, en az XII. Yüzyıla kadar ineceğini düşünüyoruz. Orta Doğu’da ise daha önceki asırlara kadar indiğini söylemek mümkündür. Ancak, belgeler günümüze ulaşmamıştır. Elimizde bulunan eserlerin adı üç grupta toplanmaktadır.

Zübdetü’t-Tevarih adı verilen eserler,
Subhatu’l-Ahbâr adı verilen eserler,
Silsile-nâmeler.

Subatu’l Ahbar adı ile anılan “ Haberler Tesbihi “ anlamına gelen eserler ile Silsile-nâmeler birbirlerinin tamamen aynısıdır. Minyatürlü veya minyatürsüz olabilirler. Zübdetü’t-Tevarihler ise, şifahî tarihin bir özetidir.

Bunlardan sadece madalyon içinde minyatürlü olanları sıralayacak olursak:

İstanbul-Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine 1324 numaralı Zübdetü’t-Tevârih,
İstanbul-Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine 1591 numaralı Silsile-nâme,
İstanbul-Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine 1624 numaralı Zübdetü’t-Tevarih,
İstanbul-Topkapı Sarayı Müzesi, Hazine A-3110 numaralı Silsilenâme,
İrlanda-Dublin, Chester Beatty Library, T. 423 numaralı Zübdetü’t-Tevarih,
Avusturya-Viyana, National Bibliothek AF.17 numaralı Silsile-nâme,
Avusturya-Viyana, National Bibliothek AF.50 numaralı Zübdetü’t-Tevarih,
Ankara, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi K.4 numaralı Silsile-nâme,
Ankara Etnografya Müzesi 8457 numaralı Silsile-nâme,
Amerika Edwin Binney Kolleksiyonunda bulunan Silsile-nâme,
Almanya Karlsruhe Müzesi 241 numaralı Silsile-nâme,
Londra, el-Halil-i Kolleksiyonunda bulunan Silsile-nâme,
Kuveyt, El-Sabah Kolleksiyonunda bulunan Silsile-nâme, 244x167 mm., 1600 tarihli Bağdad ekolü.
Mısır-Kahire Millî Kütüphanesi T. 110 numaralı Silsile-nâmedir.

Karakalemle kopya olarak, Paris National Bibliotheque 12968, ve rahmetle andığım, aziz dostum Prof.Dr. Yılmaz Önge Arşivi’nde bulunan taş baskısı eser bunlar arasında sayılabilir.

Minyatürlerde resime büyük bir yaklaşma bulunmaktadır. Renkler ve şahısların üzerindeki elbiseler, yanlarında bulunan eşya veya figürler; özellikle resmi yapılan kişinin karakterine uygun seçilmiştir. Kumaş desenleri de şifahî folklorik edebiyatın izlerini yansıtmaktadır.


Renklerin sembolizmi:

Violet dediğimiz mor; Orta–Doğu medeniyetlerinde yüksek makamların statülerini belirleyen bir renktir. Büyük din ve devlet adamlarının giyiminde kullanılır. Sadâkat ve doğruluğun temsilcisi mavi ile, savaşın temsilcisi olan kırmızının karışımından meydana gelir. Mavi ile uyumlu kullanılan mor; ölümün, kaderin, pişmanlığın, vefâ, adâlet ve itidâlin sembolü olarak görülmüştür.

Mavi; ölümsüzlüğün, sonsuzluğun, saflığın, basiret ve doğruluğun rengi olarak kabul edilmiştir. Doğu felsefesinde mavi kutsal görülmüştür. Şamanizm'de ve Uzak-Doğu kültüründe gök mavisi Tanrı'yı sembolize eder.

Mavi ile sarının karışımı olan yeşil; yüzyıllardır bolluğun, bereketin, ölümsüzlüğün, zaferin rengi olarak kabul edilmiştir. Müslümanlık renk olarak, yeniden doğuşun, tabiatın canlanışını da ortaya koyan yeşili seçmiş, Hristiyanlık kırmızı ile, Musevilik gök mavisi ile sembolize edilmiştir.

Sarı; Güneşi, zenginliği ve kıymetli madenleri simgeler. Güneş ışınları, nuru, dolayısıyla da aklı ve hikmeti hatırlatır. Sabahın sarı güneşi, ilâhi varlığın ve onun nurunun evreni enerji ile canlandırmasını, dürüst çalışmayı ve kazancı sembolize eder.

Kırmızının aşk, cesaret, şehadet, metanet, itikad, iman ve cömertliği sembolize ettiğine inanılır. Tarih boyunca imparatorlar, krallar, dinî liderler, kırmızı rengi tercih eder, zira hemen göze çarparlar.

Siyah bütün renkleri yuttuğundan, ciddiyetin, asaletin, ölümün, yasın ve karanlık güçlerin sembolü olmuştur. Eskiden Büyük Türkistan'da ve Uygurlarda, gelinler evlenirken siyah giyerler. Kâdirîler ve Abbasi Halifeleri siyah rengi tercih ederler. Hz.Muhammed Hayber Gazası’ndan sonra siyah bayrak yaptırmış, bu sebeple de Emevi ve Abbasiler siyah sancak kullanmışlardır. Sancağın kılıfı yeşildir. Dolayısıyla silsile-nâmelerde genelde Abbasi Halifeleri siyah renkte verilmiştir. Bu rengin Hz.Peygamberimizin Hz.Abbas’a siyah sancak vermesi ile ilgilidir. Şii adetleri ise beyaz, siyah ve yeşil sancak kullanılması dolayısıyla, minyatür kaftan renklerinden bazı neticeler çıkarmak mümkün olmaktadır.

Beyaz; renksizliğin, saflığın, masumiyetin, ilâhi hakikate ulaşma yolunda saf ve erdemli bir ruh halinin sembolüdür. Hz. Muhammed ilk seferlerinde beyaz sancak kullanmış olup, bu sebeple Osmanlı Ordusunda Padişah sefere katıldığında Mehteran Bölüğü önünde yedi sancak bulunurdu. Bu sancakların en önündeki baş alemin beyaz, ikincinin yeşil, üçüncünün kırmızı, dördüncünün sarı, beşincinin beyaz ile yeşil, altıncının kırmızı ile sarı ( yeniçeri ), yedincinin de kırmızı ile beyaz sancak olması âdettendi.

Her ne kadar Kur’an-ı Kerim’de sûret tasvirini yasaklayan bir âyet yoksa da, Hadis-i şerifler; tapınmayı önlemek, putperestliğin canlanmasına mani olmak için ve yaratmanın ancak Allah’a mahsus olduğu fikrinden hareketle, resmi yasaklamaktadır. Ancak halkın yasaklara kesinlikle uyduğu görülmekle birlikte, saraya mensup yüksek düzeyde bürokratlar ve Mevlevî Dergâhlarında, felsefî fikirlerin enginliği sayesinde bu düşünceler aşılarak, hadislerin koyduğu yasak farklı yorumlanmıştır. Saray tezyinat atölyelerinde hazırlanan muhteşem eserler, kültür tarihimizi yansıtan, sayıları mahdut, önemli belgelerdir. "İslâmiyette ve Türklerde resim yoktur" diyenlere kültürümüzdeki en güzel cevap, silsile-nâmelerdeki minyatür tarzındaki portrelerdir. Seyyit Lokman’ın Hünernâmesi, Siyer-i, Şemail-i Osmaniye gibi eserlerde örnek olarak gösterilebilir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde bulunan Musavvir İstanbullu Hüseyin tarafından minyatürleri yapılan Silsile-nâme adlı eser, 1682 tarihli olup, imzalıdır. 40 sayfadır. 16 sayfası metin olup cihan tarihinin kısa şifahî bir numunesidir. Daha sonra Hz.Adem-Havva’dan başlıyarak Asya ve Orta-Doğu tarihine imzasını atan peygamber-nebî, halife, sultan ve padişahlardan 101 adedinin portre geleneğine uygun minyatürleri ekseriyetle 3,5 cm. Büyüklüğünde birer madalyon içinde resimlenmiştir. Osmanlı Sultanları sırasıyla eserin yapıldığı 19.Osmanlı Padişah’ı IV. Mehmed’e kadar uzanır ve madalyonlar 5 cm.ye büyür.

Hz. Adem-Havva,Habil, Kabil,Abdülharis, Enuş oğlu Keynan, Hz. İdris, Hz. Nuh, Menval oğlu Kâhtan, Tahmarsp oğlu Cemşid, Dahhak, Hz.Nuh’un oğulları Ham, Sam, Yafes, Hz. Salih, Hz.Hud, Hz.Hızır-İlyas,Hz.Lut, Hz.İbrahim, Gerşabp oğlu Neriman, Hz.İshak, Hz. İsmail, Afrazyap, Hz.Yusuf, Hz. Eyup, Zal oğlu Rüstem, Hz. Yûşa, Hz. Zülküfül, Hz.Musa, Hz. Harun, Siyavuş, Hz. Şuayıp,Hz. İsmail, Hz. Danyal, Hz. Davut, Hz.Süleyman, Hz. Zekeriya, Zülkarneyn, Hz.Yahya, Hz.İsa, Hz. Muhammed, Dört Halife Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman ve Hz.Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, İmam-ı Azam Rıza, İmam-ı Azam Ebu Hanife, Muhammed Şafi, Ebu Müslim Horasanî, İsmail Samani, Ahmed Adil, Ebu Talip,El Murasım Billah Muhammed, Sultan Mahmud Sebuktigin, El Kahirbillah, Sultan Celâleddin, Aytoğmuş Han, Melik Şah Ebul Feth, Sultan Sencer, El Nasırbillah, Hüdavend Şah, El Mustazi binurullah, Kuh Bey Han, Baki Ağa, Cengiz Han, Halife el Muta’sımbillah, Hülâgü Han, Toktamış Han, Gazan Mahmud, Emir Hüseyin, Kısıl Boğa Han, Kaya Alp Han, Kaya Alp oğlu Süleyman, Süleyman oğlu Ertuğrul ve Osmanlı sülalesi sırasıyla; Osman Bey, Orhan Gazi, Sultan Murad, Yıldırım Bayezıd, Çelebi Mehmed, II.Murad, Fatih sultan Mehmed II., Bayazıd-ı Veli, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, II.Selim, III.Murad, III.Mehmed, Sultan Ahmed, Sultan Mustafa, Sultan IV. Murad, Sultan İbrahim, ve en son olarak da eserin yapılış tarihine tahta olan IV. Mehmed’in minyatürleri eserde yer almaktadır.

Avusturya-Viyana National Bibliotheq Library’de Cod Af. 50 numara ile kayıtlı Suhbatu’l Ahbâr adlı eser ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bulunan K.4 numaralı Silsile-nâme arasında çok büyük benzerlik vardır. Hatta kanaatimize göre aynı minyatürcünün eseridir. Viyana nüshasında tarih ve minyatürcü İstanbullu Hüseyin’in mührü, yani imzası yoktur. Vezir-i Azam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya takdim edilmiş, Viyana bozgunu sırasında orada kalmış olabilir kanaatindeyiz. Dolayısıyla eserin tarihini Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ile özdeşleştirebiliriz.

Avusturya-Viyana National Bibliotheq Library’de Cod. Af.50 numara ile kayıtlı Suhbatu’l Ahbâr 34 sayfa olup, eserin baştan altı sayfasında metin vardır. Daha sonra Hz, Adem’den başlıyarak Osmanlı Padişah’ı IV. Mehmed’e kadar devam eden soy ağacında 102 adet madalyon içinde minyatür bulunmaktadır. Yapı ve Kredi Bankası sponsorluğunda 1968 yılında Doğan Kardeş Basımevi tarafından 2000 adet tıpkı basımı yapılmıştır.

İrlanda-Dublin Chester Beatty Library’de bulunan T. 423 numaralı Zübdetü’t-Tevarih adlı eser ise:

Birinci bölüm 26 sayfa olup, Abdülhadi oğlu Yusuf’un sözlerine dayanılarak kaleme alınmıştır. Kendi içinde beş bölümde incelenen metinde;

Hz.Muhammed’e hizmet edenler ve kulları,
Hz.Muhammed’in komutan ve askerleri,
Hz.Muhammed’in silah ve malzemeleri
Hz.Muhammed’in asker ve binekleri,
Hz.Muhammed’in sîret, yani hayatı ve ondan olan cevher ve lâyık görülen inciler (eşleri, cariyeleri) hakkında biyografik bilgiler, arapca olarak, tezhiplenmiş cetveller içinde verilmektedir.

26.sayfanın (14 a) sonunda ise “Tahriren fi tarih-I Şehri Şevval. Kâtibihu Ebu Talib-i İsfehânî, sâkin-i Bağdad, senete sittin ve elfin mine’l-Hicriyye, Şevval 1006 H./ Mayıs 1598 M. Gaferallahu Teâlâ seyyiate kâtibihi ve sahibi “ibaresi yer almaktadır. Bu durum da bize gösteriyor ki; Yusuf bin Hasan bin Abdülhadi, bu tarihten önce yaşamış olup, onun eserlerinden faydanılmıştır.

İkinci bölüm ise 7 sahife olup baş kısmı XIV. ssır uslubu ile tezyin edilmiş, diğer sayfalarının dış kısmına normal cetvel çekilmiştir. Bu bölümde, cihan tarihi özeti olarak anlatılmaktadır. Aslında bu kısımda metin sonra ermemekte, dolayısı ile eserin bir sahife eksik olduğu açıkca belli olmaktadır. Metnin son cümlesi şu şekildedir :….. Altınca Tabaka Harzemyandır ki anlar dokuz tendir ve yüzyetmişiki….”.

Üçüncü bölüm ise 21 sahifedir. Hz.Adem’den başlıyarak Osmanlı Sultanı III. Mehmed’e kadar devam eden silsile, madalyo içine oturtulmuş minyatürlerle tarihe iz bırakmış 87 şahsiyete yer vermektedir. Eserin son minyatürü etrafında “Tarih-i culûs-i Sultan Mehmed Han Gazi fî yevmi’l Cum’a aşare şehri Cemaziye’l-evvel sene 1003” tarihinin verilmesi, eserin 1003 H./1595 tarihinde yazıldığını gösterir.

25 a varağında Cengiz Han minyatürünün üstünde “Vilâdet sene-I 532 âfitab perest-I etrâk nâ-pâk cemi’I Vilâyet-i Çin ve Maçin ve Hıtay ve Hotan ve Türkistan ve Tatar Vilâyet-i Padişahı idi. O zamanda Maveraünnehr ve Acem vilâyetinde sultan Mehmed Harezm’de Şah Padişah idi. Evvel muhabbed iderdiler. Ahar tüccar sebebi ile davet vâki olup sene 300 (?) Hicri Ceyhun’dan geçüp İran ve Turan’ı harab ve viran edüp ve cemi’i ulemâ ve fuzelâ şehid ve mescid ve minberi ihrak olup belâ-yı asumânı gibi âlemi yaktı ve eğer mi piş-i neyl, katl ve garatta meşgul iken giriftar-ı zindan ukbâ oldu. Yedi oğlu var idi. Kaan Oktay yerine Padişah oldu. Evlâdı bi-hesâb idi”. Yazılıdır. Bu metinde Turan ibaresinin geçmesi enteresandır. Demek ki Turan tabiri daha 1595 senelerinde kullanılıyordu.


Karlsruher’de Zübdetü’t Tevarih ise, 275x175 mm. Ebadında olup, talik hatla arapca yazılmıştır. Başta üç sayfalık girişten sonra, 4 b varağından minyatürler başlamaktadır. 17 a varağında eser son bulur. Hz. Adem, Kabil, Hz.İdris, Hz.Nuh, Hz.Hud, Hz.Hızır-İlyas, Hz.İbrahim, Hz.İshak, Hz. İsmail, Hz. Yakup, Hz.Yusuf, Hz.Musa, Hz.Üzeyr, Hz.Süleyman, Hz.Yahya, Hz.İsa, Hz. Muhammed, Dört Halife Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman ve Hz.Ali, Ebu Hanife, Muhammed Şafi, Halife Me’mun, Mahmud Sebuktigin, Sultan Gazan Han, Melîk Şah, Cengiz Han, Halife Muta’sım, Tuli Han, Gazan Mahmud, Ebu Said, Osmanlı sülalesi sırasıyla; Osman Bey, Orhan Gazi, Sultan Murad, Yıldırım Bayezıd, Çelebi Mehmed, II.Murad, Fatih sultan Mehmed II., Bayazıd-ı Veli, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, II.Selim, III.Murad III.Mehmed’in minyatürleri yer almakta olup, 1595-1597 yılları arasında İstanbul veya Bağdad’da yapılmış olduğu sanılmaktadır. Minyatürlerin Levni’yi hatırlatması, İstanbul’da yapılmasının daha muhtemel olduğu fikrini kuvvetlendirmektedir. Sayın Prof.Dr.Hans Georg Majer’le yaptığımız görüşmede ve Geneve’deki bildirisinde de bu kanaati teyit etmiştir.

Topkapı Sarayı Müzesi Hazine 1324 numaralı Zübdetü’t-Tevarih:

Birinci Bölüm 26 sayfa olup, ilk iki sahifesi karşılıklı olarak tezhiplidir. Hz.Muhammed ve ashabı hakkında Dublin-Chester Beatty Library nüshasında olduğu gibi Yusuf bin Abdülhadi’den alıntı bilgiler verilmektedir. .

26. sayfanın sonunda “Tahriren fi tarihi şehri Cemaziyelevvel senete sitte ve elf minel Hicreti Nebeviyye. Kâtibihi Yusuf bin Muhammad el-Dizfulî sâkin-ı sahibihi hürmet-I elimen gafere fihi” ibaresi bulunmaktadır. Bu ibareden, eğer metin istinsah değilse, 01.05.1006 H. / 10.12.1597 M. tarihinde yazıldığı anlaşılmaktadır.

İkinci bölümde Hz.Adem’den başlıyarak Sultan II.Bayezıd’a kadar dünyada ün yapmış kişilerin 79 adedinin madalyon içinde minyatürü verilir. 1006 H./ Aralık 1597 tarihlidir.

Topkapı Sarayı Müzesi Hazine 1591 numaralı Silsile-nâme:

Birinci bölüm yine 26 sayfa olup, bu bölümün sonunda “Tahriren fi tarih-i şehr-i Safer senete sitte ve elf min el-hicreti nebeviyye. Kâtibihu Yusuf bin Muhammed Dizfilî, sâkin-u Bağdad. Gaferallahu Teâlâ li-kâtibihî ve li sahibihi ve hürmet-i Muhammed “’in kaydı vardır. Burada verilen tarih , 01.02.1006.H./ 13.09.1597 M.’dir.

Birinci ve ikinci bölüm yukarıda bahsettiğimiz Topkapı Sarayı Müzesi 1324 numaralı eser gibi olup; üçüncü bölümde 95 adet madalyon içinde minyatürü vardır. Yine Hz.Adem’den başlar ve Sultan III.Mehmed’le sona erer.1006 H./Eylül 1597 tarihlidir.

Topkapı Sarayı Müzesi Hazine 1624 numaralı Zübdetü’t-Tevarih:

Eserin tamamı 15 varak olup, birinci bölümde baştan 8 sahifede cihan tarihi anlatılır. Zahriyesi tezyinatlıdır.

İkinci bölümde madalyon içinde 66 minyatür olup, Sultan III.Mehmedle sona erer.

Topkapı Sarayı Müzesi Hazine A-3110 numaralı Silsile-nâme:

Lokman bin Seyyid Hüseyn’in silsile-nâmesi olup, eserin tamamı 17 varaktır. Birinci bölümde cihan tarihi altı sayfa içinde kısaca anlatılır.

İkinci bölümde ise, 26 sayfa içinde 92 adet minyatür bulunmaktadır. Sultan II.Mustafa ile eser sona erer. Ancak XVII. Asırda Sultan Mustafa’ya kadar ilaveler yapılmıştır. 1106 H./1695 M. 1115 H./ 1703 M. zemin hatâilerle bezenmiştir.

Fransa Bibliotheque Nationale Ccl. 12968 numaralı eser:

Lübnanlı Umayunuz veledi Şükrü el-Çelebi el-Marunî tarafından 1750 yılında Bibliotheque de L’abbaya Royale Victor Kütüphanesine hediye edilen eser, bir başka minyatürlü eserden karakalem kopyadır. İçinde 94 adet resim bulunmaktadır. Sultan III. Ahmed’e kadar olan silsile verilir.

Söz konusu eserlerden Vakıflar nüshası ile Avusturya National Bibliothek AF. 50, Dublin–Chester Beatty Library nüshası hakkında geniş makaleler yayınladık, karşılaştırmalar yaptık.

Ankara Etnografya Müzesi’de bulunan nüshayı ise 1976 yılında VIII. Türk Tarih Kongresinde bir kısmını tebliğ olarak sunduk, önemli bir bölümünün resimlerini siyah beyaz yayınladık. Burada ise; içinde 146 adet minyatür bulunan taşra ekolü olan bu eserin bütün sahifelerini renkli olarak bir arada sunmak, tıpkı basımı yapılarak eserin tamamının çoğaltılarak, gelecek nesillere intikalini sağlamak, müzelerde, kütüphanelerde bulunmasını temin ederek, Etnografya Müzesi’nin vitrininden çıkararak ilim adamlarının tetkikine arz etmek amacını güdüyoruz.

250x145 mm. Ebadında bulunan eser 18 yaprak olup, Mühendis-Müteahhit A.J.Aggiman tarafından, Ulusal Müze adıyla 1929 yılında Hamudllah Suphi Tanrıöver tarafından açılışı yapılan, Ankara Etnografya Müzesi’ne 1934 yılında hediye edilmiş ve 8457 envanter numarasıyla kaydedilmiştir.

Tâlik hatla yazılan eser, en az iki defa tamir görmüş olup, ciltleme sırasında bazı varaklar yanlış yerlere konmuştur. Bu durum, minyatürlerin tarihi gelişimi incelendiğinde açıkca belli olmaktadır. Bunlar, 6 ile 7 varak arasına girmesi gereken 12 varak; 8 ile 9 varak arasına germesi gereken 13, 10, 14, 16. Varaktır. Prof.Dr.Günsel Renda varakların doğru şeklini şöyle vermiştir. 1,2,3,4,6, 12,,7,8, 13,10,14, 16,9, 11, 15. 17. 18.

Farsca olan metin bölümü 1 b varağından başlar, dört sayfada tamamlanır. Metin Allah ve peygambere övgüler ile başlar. 2 a varağında padişahın adının geçtiği 7.satır sonradan üzerine aynı cins kağıt yapıştırarak değitirilmiştir. Prof.Dr.Günsel Renda, 4-5 cm. Uzunluğundaki yapıştırılan kağıdın altında “Şeh Ahmed” adının geçtiğini belirtmektedir. Halbuki yapıştırılan kağıdın altında Ahmet yerine İsmail adının geçtiği Prof.Dr. Güsel Renda tarafından belirtilmektedir.

Hz.Adem’den başlıyarak din büyükleri, İran tarihinde hüküm sürmüş bazı sülâleler, ve özbeklerden söz ettikten sonra, 3 a varağının 18. Satırında “Osmaniyan” yani Osmanlılar’a geçer ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan 315 sene sonrasından bahsetmesiyle eserin 1606 yıllarında yazıldığı veya kopya edildiği anlaşılmaktadır.

Metinde veya minyatürlerin arasında geçen kısa bilgilerde “Abbasiyandan, Alevîyandan, Ekraddan” söz etmesi, yazarın Azerî olduğu hissine kapılmamızı sağlamaktadır. Eserin son duası “Safevî Devletini Allahın koruyuculuğuna” bırakmasından, dört halifelerden Hz.Ebubekir, Ömer ve Osman’ın minyatürlerine yer vermemesinden, Şiilerin Zeydiye kolunun 12 imamını minyatürlemesi ve yüzlerini kapatmasından, eserin sahibi ile minyatürcünün şiî olduğunu bize göstermektedir.

Bağdat ve Edirne ekolü silsilenâmelerinden farklı, hikâye geleneklerini de veren, silsilenâmeler içinde en fazla minyatürlü olan Etnografya nüshasının Doğu Anadolu’da bir taşra ekolünün bulunduğunu göstermektedir.

Deublin-Chester Beatty nüshasının 25 a varağında olduğu gibi, 14 b varağında Turan coğrafî terminin geçmesi, diğer silsilenâmelerde yer almayan Oğuz Han minyatürüne yer vermesi, sanatcının bölgenin şifahî ve folklorik tarihini iyi bildiğini göstermektedir.

Ayrıca Eflâtun Hekim, Fişaguş Hekim (Pythgoras ?) Hoca Nasreddin Tusî, Uluğ Bey isminin geçmesi ve minyatürlerinin verilmesi, devlet adamları ile halk arasında şöhret bulmuş kişilerin ortak özelliklerinin halka yansıtılması şeklinde yorumlanabilir.

Ancak Osmanlı padişahlarından Sultan Orhan Gazi, Murad-ı Hüdavendigâr (I.Murad), Çelebi Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve I. Ahmed’in minyatürlerini görememekteyiz. Bu da bize, eseri yapan sanatkârın Osmanlı Devletini fazla önemsemediğini, minyatürlerin tetkikinden de sanatcının şiî mezhebine mensup olduğunu tahmin ediyoruz.

Diğer taraftan, eserin başlangıç bölümündeki, “ölümsüz, kutsal, büyük Safevî Devletini Allah’ın koruyuculuğuna bırakması “ cümlesinden, eserin Safevî Devletinin bir büyüğü için hazırlandığı yorumunu çıkarabiliriz.

Silsile-nâmeler incelendiğinden, en fazla minyatürlü olan eser, Etnofrafya Müzesi nüshasıdır.

Minyatürlerle şahıslar hakkında verilen özet bilgilerin aralarındaki boşluklarda, bitkisel motifler ve etrafı siyah kontürle çevrilmiş, içi sürme yaldızla yapılmış ceylân, dağ keçisi, tavşan ve leylek figürleri bulunmaktadır.



1b] Sipâs-i ale’l-ıtlâk ve sitâyiş-i be-istihkâk bâri-yi hallâk-ı hakîm hudây râst ki vucûd-ı âlem bel âlem-i vucûd ez bahr-i cûd-i û katre ve şuhûd-ı nûr-ı zuhûr ez zuhûr-ı nûr-ı û lem’aîst. Mubdi’îst ki ez yek kelime-i kun çendîn hezâr kelimât-ı hakâyık-ı zât-i ummu’l-kitâb ber levh-i fıtrat tasvîr kerd. Vucûd-ı insân râ kelime-i câmia ve sahîfe-i kâmile kerd. ..... sâht ki suver-i cumle-i maânî ve kelimât-i seba’l-mesânî tahrîr kerd. Muhteriîst ez mahz-ı hulûs-ı ..... Hazret-i Âdem-i Safî aleyhisselâm ez mecmûai intihâb kerd. “Hammertu tıynete Âdeme erbaîne sabâhen.” Dest-i kudret ve pergâr-ı irâdet ber dâire-i vucûd-i safha-i şuhûd-ı âlem-i zer’ ve muktezâ-yı “ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fi’l berri ve’l-bahr” (İsrâ/70) livâ-yı kerâmet-i benî Âdem ber fark-ı ehl-i âlem-i fer’ kerd ve hil’at-ı “alâ âdeme suverin” pûşânîde tuğrâ-yı garrâ-yı “lekad halakne’l-insâne fî ahseni takvîm.” (Tîn/4) ber unvân-ı tıynet keşîd. ve sayt-ı hilâfet-i “innî câilun fi’l-ardi halîfeten.” (Bakara/30) ez arsa-i gabrâ be-mele-i a’lâ resânîd ve ez zerrât-ı zurriyyât ve enbiyâ ve evliyâ râ be fazl-ı kerâmet mahsûs ve mukerrem gerdânîd der kenef-i ismet ve mecerre-i rekâbet perveriş dâd. ve ez cumle-i enbiyâ seyyidu’l-murselîn ve hâtemu’n-nebiyyîn hazret-i Muhammed Mustafâ sallallâhu aleyhi ve âlihi vesellem guzîn kerd ve tâc-ı .... ber ser-i saâdet gozâşt. Salavât [ve] zâkiyât-ı nâ ma’dûd [2a] ilâ yevmi’l-mev’ûd ber nûr-i pâk-i sâhib makâm-ı idrâk-i “subhâneke mâ arafnâke” ve kıyle fî şe’nihî “levlâke lemâ halakne’l-eflâk” kâil-i kavl-i “vemâ muhammede illâ resûlun kad halet min kablihi’r-rusul.” (Âlu İmrân/144) ser defter-i enbiyâ fihrist-i cerîde-i evliyâ hurşîd-i felek-i asfiyâ ve merkez-i dâire-i istafâ Muhammed Mustafâ salavâtullâhi ve selâmihi aleyh ve âlihi ve vasiyyi (?) ve Ebu’l-Fazl Aliy-yi Murtazâ ve eimme-i hüdâ salavâtullâh ve selâmihi ecmaîn. Ba’d ez temhîd-i mehâmid-i ilâhî ve te’sîs-i mebâni-yi risâlet-penâhî zikr-i cemîl-i pâdişâhî sultân-ı ber-hak ve burhân-ı mutlak hâsıl-ı kevn u mekân sâhib-kırân-ı zamân ser endâz-ı duşmen be- tîğ-ı muhammed muhibb-i çehâr yâr-ı hâlis Şah Ahmed hemîşe ân sultân-ı âlî-cenâb râ tınâb-ı surâdıkât-ı izzet ve kâmrânî ve serâperde-i felek esâs-ı sâhib-kırânî ve çetr-i âsmânî muesses ve mustahkem bâd ve şemşîr-i ân sultân ez ser-i surh serân ber neyâmed (?) ve ber ân duşmenân hemîşe nâsır ve mansûr bâd. ve kavâid-i saltanat ve eyyâm-ı devletehu ber basît-i memleket ve âftâb-ı inâyetehu ez fark-ı mâh tâ be-mâhî ber ser-i serverân nâmutenâhî tâbân ve rahşân ve ilâ yevmi’l-mîâd. Nusha râ çun tamâm kerdem men cem’-i târîh nâm kerdem men. Bâyed dânist ki ez devr-i Âdem-i Safî aleyhisselâm tâ zamân-ı vilâdet-i hâtemu’r-rusul Muhammed Mustafâ sallallâhu aleyhi ve âlihî vesellem ehl-i Acem gûyend ki şeş hezâr u sîzdeh sâl est ve ba’zî gûyend ki be-aded-i hurûf-i ebced est ki penc hezâr u nohsad u penc sâl est. Goftend Yahûd ez Tevrât ki ez devr-i Âdem peygamber aleyhisselâm [2b] tâ zamân-ı vilâdet-i hâtem tâ zamân-ı hicret-i resûlullah ez Mekke be-Medîne penc hezâr u çehil u se sâl est. Ve Nasârâ ez İncîl mî gûyend ki ez zamân-ı Âdem tâ zuhûr-ı hazret-i resûl sallallâhu aleyhi ve âlihi ve sellempenc hezâr u sad u şast u du sâl est. Kavl-i Abdullâh-ı Abbâs ki ez Adem tâ Nûh peygamber aleyhisselâm du hezâr u divist u pencâh u şeş sâl est. Tâ hazret-i İbrâhîm alâ nebiyyinâ hezâr u şast u noh sâl est tâ hazret-i Süleyman peygamber ki binâ-i Beytu’l-mukaddes kerd pansad u si yu şeş sâl est. tâ Mûsâ kelimullah tâ pansad u şast u penc sâl est tâ İskender-i Rûmî ki sedd-i ye’cûc ve me’cûc sâht sad u hefde sâl est ve ez û tâ İsâ Rûhullâh sîsad u şast u noh sâl est ve ez ancâ tâ Muhammed Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem çehârsad u sî yu çehâr sâl est be-în takdîr ez hazret-i Âdem alâ nebiyyinâ ve aleyhi vesellem tâ hazret-i Resûl sallallâhu aleyhi vesellem penc hezâr [u] sîsad [u] sî [yu] heft sâl est ve ez hazret-i Suyûtî kuddisallâhu sirrahu’l-azîz nakl est ki hicret-i nebeviyye der nohsad u noh du rakam be-nihâyet resîd evvel hukm .... der în târîh evlâdî ki be-vucûd âyed ba’d ez hijdeh sâl ser-alemhâ be-vucûd hâhed âmed ve cemî-i în sâlhâ be-hesâb-ı kameriyye est yâ be-şemsiyye-i rûmiyye çunânçi der kaziyye-i ashâb-ı kehf haber dâde şode “ve lebisû fî kehfihim selâse mietin sinîne ve ezdâdû tis’â.” [Onlar mağarada üç yüz ve ilave olarak dokuz yıl kalmışlardır.] (Kehf/25) ba’d ez nuzûl-ı âye miyân-ı Yahûdâ ve Nasârâ mubâhase şod. Ba’zî goftend ki der kitâb ez sîsad ziyâde nîst pes Hak Taâlâ nâzil kerd “kul Allâhu ya’lemu” ba’zî te’vîl kerdend ki sîsad sâl-i şemsiyye sâl-i ziyâde be-hesâb-ı kameriyye mî şeved zîrâ ki her sâl-i kamer be-yâzdeh rûz karîb tefâvut mî koned ve ma’lûm bâşed ki mahfiyyât-ı ilâhî râ penc ilm est [3a] ki kesî haber nedâred kıyâm-ı sâat dovvom çi vakt-i bârân mî şeved siyom der şikem peser est yâ dohter çehârom sabâh her kes çi hâhed kerd ve pencom herkes kocâ hâhed mord. İn penc ilm gayr ez allâmu’l-guyûbkesî vâkıf nîst el-ilmu indallâh ma’lûm bâşed ki pâdişâhân-ı cihân du kısm-end yek kısm İslâmî ve yek kısm câhilî. Îşân pîş ez zuhûr-ı Peygamber be-dunyâ âmedend çehâr tabaka-end evvel Pîşdâdiyân yâzdeh ten mulkişân duhezâr u çehârsad sâl dovvom tabaka-i Kiyân deh pâdişâh muddet-i heftsadu sî yu çehar sâl siyom mulûk-i tavâyif du şu’be-endbîst u du ten mulkişân sîsad u hifdeh sâl çehârom tabaka-i Sâsâniyân sî yu yek ten mulkişân pânsad u bîst sâl. Zikr-i ba’zî ki ba’d ez İslâm hukûmet ve saltanat dâştend muştemil berse makâle ve şeş bâb est evvel Benî Umeyye ki tekallub ve tassallut kerde hukûmet-i sîzdeh ten neved u penc sâl dovvom Benî Abbâs ki sî yu heft ten pânsad u bîst u se sâl siyom Tâhiriyân ve Saffâriyân der zikr-i Sâmâniyân noh ten sad u sî sâl mulkişân çehârom Gazneviyân yâzdeh ten mulkişân sad u şast sâl pencom Âl-i Bûye ve Deylem şânzdeh ten divist u sî yu heft sâl şeşom Hârezmşâhiyân noh ten sad u sî mulkişân bûd. Heftom tabaka-i İsmâiliyân-ı İrân ve Mağrib bîst u şeş ten sad u şast u çehâr sâl der İrân divist u şast u çehâr sâl der Mağrib heştom tabaka-i Selcûkiyân-ı İrân çehârde ten sad u şast u noh sâl Selcûkiyân-ı Rûm yâzdeh ten mulkişân divist u bîst sâl nohom tabaka-i Cengîzhâniyân bîst u yek ten muddet-i mulkişân der İrân sad u pencâh sâl dehom mulûk-i tavâif ki ba’d ez Sultân Ebû Sa’îd der İrân hukûmet kerde-end muştemil ber penc fasl. Fasl-ı evvel Çûpâniyân fasl-ı dovvom Îlekâniyân ez îşân çehâr ten saltanat kerdend. Siyom Şeyh Ebû İshak Încû çehârom Muzafferiyân îşân heft ten-end mulkişân heftâd u du sâl pencom mulûk-i Kert heşt ten mulkişân sad u sî sâl şeşom mulûk-i Serbedârân îşân devâzdeh ten hukmişân sî yu penc sâl heftom Emîr Tîmûriyân [?] pâdişâhân-ı Akkoyunlu ve Karakoyunlu mulkişân şast u se sâl Akkoyunlu muddet-i mulkişân çehil u du sâl dîger selâtîn-i Ozbekiyye ez nesl-i ... bin Cengiz Hân ki ba’d ez tiz’a mie be-Mâverâunnehr âmedend ve dîger Osmâniyân îşân çehârde ilâ yevminâ (?) sene-i sîsad u pânzdeh sâl dîger der zikr-i pâdişâhân-ı hânedân-ı velâyet-nişân imâmet ve hidâyet-i âliye-i Safeviyye hafazahumullâh bienvâri’l-celiyyeti’l-kudsiyye ve’d-devletu’s-sermediyye ki maksûd ez în ta’rîf şemmeî nîz ez menâkıb-ı ilâhiyye (?) ve meâsır-ı aliyye-i îşân est vallâhu’l-musteân ve alyhi’t-tekelân. temmet.



Çeviri


Kayıtsız şartsız şükür ve lâyık olan övgü hikmet sâhibi yüce yaratıcıya mahsus olup âlemin varlığı, hattâ varlık âlemi O’nun cömertlik denizinden bir damla, zuhur nurunun tanıklığı O’nun nurunun zuhurundan bir ışık yansımasıdır. O öyle bir yaratıcıdır ki tek bir “ol” kelimesinden Ummu’l-kitâb’ın (Kitapların Anası) özünün hakikatlerinden binlerce kelimeyi fıtrat levhasına tasvir etmiş, insan varlığını kapsayıcı bir kelime ve tam bir sayfa kılmıştır. Bütün anlamların şekillerini ve yedi âyetin (Fâtiha sûresi) kelimelerini yazdığı ...(?) kılmıştır. O öyle yoktan var edicidir ki Hz. Âdem Safî’yi (a.s.) ... hâlisliği nedeniyle bir topluluğun içinden seçmiştir. “Âdem’in tabiatını elimle kırk sabahta yoğurdum.” Kudret eli ve irâde pergeli, toprak âleminin şuhud sayfasının varlık dairesine ve “Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık.” (İsrâ/70) [buyruğu] gereğince teferruat âlemi ehlinin başına Âdem oğlunun kerâmet (üstünlük) sancağını yükseltmiş, onlara “insan için sûretler vardır” hilatini giydirmiş ve “Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” tuğrasını yaratılış başlığına vurmuştur. “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” [diye ifade edilen] hilafet şöhretini yeryüzü arsasından semâvî âleme ulaştırdı ve zürriyetlerin zerrelerinden nebileri ve velileri kerâmetinin faziletiyle özel ve şerefli kılarak ismet gölgesinde ve rekâbet samanyolunda büyütüp yetiştirdi. Nebiler arasından resullerin efendisi ve nebilerin sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa’yı (s.a.v.) seçerek ... tacını saadet başına koydu. Sayısız salavât ve övgüler vadedilen kıyâmet gününe kadar “Sen münezzehsin biz seni bilemedik.” makamının sahibinin temiz nuru olan ve hakkında “Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir.” (Âlu İmrân/144) sözünün sahibince “Sen olmasaydın gökleri yaratmazdım.” denilen, nebiler defterinin başı, veliler ceridesinin fihristi, seçilmişler göğünün güneşi ve seçme dairesinin merkezi olan Muhammed Mustafa’ya ve onun soyuna ve vasîsi Ebu’l-Fazl Ali Murtazâ’ya, hidâyet imamlarına olsun (hepsine salât ve selam olsun.) İlâhî övgülerle giriş yaptıktan ve peygamberliğin sığınağının temellerini kurduktan sonra hak üzere olan sultan, mutlak delil, varlık ve mekanın hâsılı, zamanın ikbâl sahibi Muhammed kılıcıyla düşmanın başını uçuran, dört katıksız dosta sevgi besleyen padişah Şah Ahmed’in güzel zikrine gelince; her zaman o âlicenap sultanın izzet ve mutluluk otağları, ikbâlinin felek temelli sarayları ve semâvî çadırı kurulu ve muhkem olsun. O sultanın kılıcı kızılbaşların başlarından eksik olmasın ve o düşmanlara karşı her zaman yardım eden ve yardım edilen (muzaffer) olsun. Onun saltanatının kâideleri ve devletinin günleri memleket alanında dâim olsun, onun inâyet güneşi ise balıktan aya (denizden göğe) kadar serverlerin başı üzerinde sonsuz olarak kıyamet gününe dek parlayıp ışıldasın.

[Beyit:] Nüshayı tamamlayınca adını “Cem’-i Târih” koydum.

Bilmeli ki, Âdem aleyhisselâm resullerin sonuncusu Muhammed Mustafa ( s.a.v. ) zamanına kadar Acem ehli der ki, 613 yıldır. Bazıları derler ki, ebced harfleri hesabınca 5095 yıldır. Yahudiler Tevrat’tan ( hareketle ) dediler ki, Adem Peygamber (a.s) döneminden Resulullâh’ın Mekke’den Medine’ye hicretine dek 5043 yıldır. Hıristiyanlar İncil’den ( hereketle) derler ki, Adem zamanından Hz.Resul’ün ( s.a.v.) ortaya çıkışına dek 5162’dir. Abdullah bin Abbas’ın dediğine göre ise, Adem’den Nuh Peygamber’e ( a.s.) dek 2256 yıldır. Hz.İbrahim ‘den Peygamberimize dek 1069 yıldır. Beytü’l-Mukaddes’i inşa eden Hz. Süleyman’a dek 536 yıldır. Musa Kelimullah’a dek 565 yıldır. Yecüc ve Mecüc Seddini yapan İskender-i R’ûmî’ye kadar 117 yıldır. Ruhullah İsâ’ya dek 369 yıldır. Oradan Muhammed Mustafa’ya ( s.a.v.) dek 434 yıldır. Bu durumda Adem’den Peygamberimize ( s.a.v.) dek 5337 yıldır. Suyûtî Hazretlerinden ( k.s.) nakledildiğine göre, Peygamberi’in hicreti 992’de gerçekleşti.(...) Bu tarihte meydana gelen evlâd on sekiz yıl sonra sancakların başına geçecektir. Bu yılların tamamen Kameriyye ya da Şemsiyye-i Rûmiyye hesabına göredir. Öyle ki, Ashab-ı Kehf olayında ‘ Onlar mağarada üç yüz ve ilâve olarak dokuz yıl kalmışlardır ‘( Kahf/25) diye haber verilmiştir. Âyetin inmesinden sonra Yahudiler ve Hıristiyanlar arasında tartışma çıkmıştır. Bazıları demişlerdir ki, Kitap’ta üç yüzden fazlası yoktur. Sonra Yüce Hâk ‘ De ki Allah Bilir ‘ diye nazil etmiştir. Bazıları şöyle tevil etmişlerdir. Şemsi üçyüz yıl, Kamerî hesaba göre ziyade yıl olarak hesab edilir. Çünkü her ay yılı yaklaşık on bir gün fark eder. İlâhî sırlar arasında kimsenin haberdâr olmadığı beş ilim vardır. 1.Kıyamet saati, 2.Yağmurun yağma vakti, 3.Ana karnındaki bebeğin kız mı oğlan mı olacağı, 4.Sabah kerkesin ne yapacağı, 5. Herkesin nerede öleceği. Bu beş ilme gaybı bilen Allah’tan başka kimse vâkıf değildir. Allah katındaki ilimden olarak biline ki, dünya padişahları iki kısımdır. Birincisi İslâmî kısım, ikincisi câhili kısım. Onlar Peygamber’in ortya çıkışından önce dünyaya gelmişlerdir. Dört tabakadır : 1.Pîşdâdiyân- 11 kişi, padişahlıkları 2400 yıldır. 2.Kiyân tabakası-10 padişah, 734 yıllık padişahlık süreleri vardır.3.Tâife Kralları, iki kola ayrılırlar, 22 kişidirler, padişahlıkları 317 yıldır. 4. S’asâniler tabakası- 31 kişi, padişahlıkları 520 yıldır. İslâm’dan sonra hük^ümet ve saltanatta bulunanların zikri üç makale ve altı babı kapsar: 1.Hile edip egemenlik sağlayan Benî Ümeyye, 13 kişi hükûmet edşp süreleri doksan beş yıldır. 2. Benî Abbas- 37 kişi olup 523 yıl ( saltanatta kalmışlardır). 3. Tahîriler ve Saffâriler. Sâmânilerse 9 kişi olup padişahlık süreleri 130 yıldır. 4.Gaznevîler- 11 kişi, padişahlıkları 160 yıl. 5.Âl-î Bûye ( Büveyhoğulları) ve Deylemiler- 16 kişi, 237 yıl. 6.Hazremşâhîler- 9 kişi, padişahlıkları yüz otuz yıldır. 7.İran ve Mağrib İsmailîleri -26 kişi, İran’da 164 yıl, 264 yıl Mağrib’de. 8. İran Selçukluları- 14 kişi, 169 yıl. Rûm Selçukluları- 11 kişi, 220 yıl. 9. Cengiz Hânîler tabakası – 21 kişi, İran’da padişahlık süreleri 150 yıl. 10. Sultan Ebu Sa’id’den sonra İran’a hükmetmiş olan tâife kralları beş faslı kapsar. Birinci fasıl Çûpânîler, İkşnci fasıl İlekânîler, onlardan 4 kişi hüküm sürmüştür. Üçüncüsü Ebu Ishak İncû, Dördüncüsü Muzafferiyân; bunlar yedi kişidir. Padişahlılkları 72 yıldır. Beşincisi Kert Kralları, 8 kişi, padişahlıkları 130 yıl.. Altıncısı Serbedârlar, 12 kişi, hükümdârlıkları 35 yıldır. Yedincisi Timurlular. – akkoyunlu ve Karakoyunlu padişahları, padişahlıkları 63 yıl. Akkoyunlular, padişahlık süresi 42 yıldır. Ayrıca..b.Cengiz soyundan olup 900 yılından sonra Mâverâünnehr’e gelen Çzbek sultanları. Ayrıca Osmânîler, bunlar günümüze dek, 1015’e dek, 315 yıldır Ayrıva vel+ayet nişanlı yüce imamet ve hidâyet hânedanı Safeviye’nin ( Allah onları yüce kudsî nurlarıyla ve ebedî devletiyle korusun) zikri hakkında olup, bundan maksat bir miktar da onların il+ahî menkıbeleri ve yaptıkları güzel ve yüce işlerin anlatılmasıdır. Allah’tır yardımına başvurulan ve ancak O’nadır itimat. Bitti.


Minyatürler:

Sayfa 3 b: Üstte ortada Hz.Adem, melek ve bir çocuğu ile Hz. Havva; sol altta ilk hükümdar Keyumers; sağ altta Kabil’in Habil’i öldürmesi sahnesi yer alır.

Sayfa 4 a: Ortada üstte terzilerin piri Hz.İdris ve bir melek (melek belki de okuma-yazma öğretiyor); sol altta Cemşid-i Hurşid; ortada altta Hz.Nuh Aleyhisselâm ve gemisi (Hz.Nuh sarığını çıkararak önüne koymuş, Allah’a yalvarıyor, yandada kayık biçiminde gemisi bulunmakta); sağ altta, esmer renkli, gür-beyaz sakallı sarı elbiseli, yere çömelmiş Dahhâk’ın minyatürleri görülüyor.

Sayfa 4 b: Sol üstte Türk neslinin ürediği Hz.Nuh’un oğlu Yafes; ortada Hz.Nuh’un oğlu Sam ve Sağ üstte yine Hz.Nuh’un üçüncü oğlu Ham’ın minyatürleri görülüyor.

Sol altta Feridun’un çocukları Selm ve Tur’un kardeşleri İreç’I öldürmeleri sahnesi; sağ altta Salih peygamber’in kayadan deve çıkarması mucizesi; alt ortada ise Hz.Hud yer almaktadır.

Sayfa 5 a: Sol üstte İskender ve Hızır Aleyhisselâm, sağ üstte Şeddad bin Ad ile Salih’in mücadelesi, ortada Kahraman-ı Kadir, sol altta Lût Aleyhisselam ve melek, orta altta Hz.İbrahim’in Hz.İsmail’i kurban etme sahnesi, sağ altta ise Nemrud’un beynine giren sivrisinek vızıltısından kurtulmak için başına balyoz vurdurması sahnesi.

Sayfa 5 b: İshak Aleyhisselâm’a oğlu Ays’ın av eti getirmesi; Hz.İsmail, Kâbe önündeki babası İbrahim Aleyhisselâm kabri önünde; sol ortada Afrasiyab; sol altta at üzerinde Oğuz Han, alt ortada İshak Aleyhisselâm oğlu Ays; sağ altta İshak Peygamber’in oğlu Hz.Yakub Aleyhisselâm görülüyor.

Oğuz Han’ın üzerinde bulunan isimler ise ; Hz.Nuh’un oğlu Yafes evlâdı, Tabdu Han, Sevinç Han, Kara Han bini Mogol’dur.

Sayfa 6 a : sol üstte İreç oğlu Menuçehr; sağ üstte Yusuf Aleyhisselam önünde diz çöken Züleyha; ortada Rüstem bin Zal, Sol altta Buhtınnasrr: sağ altta ise Hz.Yûşa yer alıyor.

Sayfa 6 b : Solda Hz.Harun, sağda Hz.Musa ve bastonundan ejder çıkarma sahnesi, solda ortada Keyhüsrev bin Siyavuş, sağda Hz. Şuayıp ve Musa Peygamberin geçliği, solda Behmen, sağda Hz.Üzeyr, sol altta İsfendiyar, sağ altta Hz. Danyal Nebi görülüyor.

Sayfa 7 a: Üstte ortada Zekeriya Aleyhisselâm; altında Yahya Aleyhisselâm; solda Behram Gur; karşısında Melîk-i Yemen’in Ebrehe’ye hediyeler vererek geri göndermesi, alt ortada Hz.Meryem, Hz.İsa ve yerine çarmıha gerilen kişi tasviri görülüyor.

Sayfa 7 b : Üst ortada Hz. Muhammed’in dedesi Abdülmuttalip, solda Nuşirevan, karşısında yapışık doğan kardeşler Haşim ile Abdülşems; ortada Kâbe önünde Hz. Muhammed, melek ve Hz. Ali ( Hz. Muhammed ile Hz. Ali’nin yüzleri kapatılmış); altta soldan sağa, Ebul Abbas, Ebu Talib, ve Hz. Hamza üç ayrı madalyon içinde görülüyor.

Diğer silsile-nâmelerde Hz. Muhammed müstakil olarak gösterilir ve altında Dört Halife sırası ile Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali yer alır. Minyatürcünün Şiî mezhebinden olması dolayısyla, damadı Hz. Ali, Hz. Muhammed yanında yer almıştır.

Sayfa 8 a: Şiî mezhebinin Zeydiye kolu imamları altı madalyon içinde ikişerli olarak yüzleri kapatılmış olup sırasıyla Hz,Avn, Hz.Muhsin, Hz.Cafer, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Hanefiyye, Hz.Yahya, Hz.Abdullah, Hz.Ebubekir, Hz.Muhammed Askerî, Muhammed Ekber, Hz.Abbas; sağ altta Ebu Müslim Teberdar yer almış.

Sayfa 8 b: Sağ üstte Ebu Cafer Mansur, sol ortada Ömer bin Abdülaziz; sol altta Muhammed bin Tahir, sağ altta Harun Reşid görülüyor.

Soldaki yatık yazıda ise “Yakub bin Safevilerden Aleviyandan Hasan bin Zeydil Hüseyni, Taberistan ve Horasan’ı istilâ etti “ anlamında bir not bulunmaktadır.

Sayfa 9 a: Solda taht üzerinde Timurlenk, karşısında yine taht üzerinde Sultan Osman; ortada Sultan Berkuk-u evvel, Sol altta Mirza Ömer Şeyh bin Timur; sağ altta Yıldırım Bayezıd yer alıyor.

Osman Gazi’nin oğlu Orhan ve onun oğlu I.Murad’ın sadece isimleri Osman Gazi minyatürü altında yer almaktadır.

Sayfa 9 b : Sol üstte Şah Ruh ve silâhdarı, sağ üstte Melik Salih; ortada astronom Uluğ Bey; sol altta Mirza Babür; sağ altta Fatih Sultan Mehmed ve karşısında muhtemelen Akşemseddin (?) madalyon içinde görülüyor.

Sayfa 10 a: Sol ortada Melîk Şah-ı Selçukî, karşısında sağ ortada Abbasi halifelerinden Mütekibillâh, sol altta Sultan Alâedrin-î Selçukî; sağ altta Sultan Celâleddin-I Harezmî madalyon içinde minyatürleri görülüyor.

Sayfa 10 b: Sol üstte Atabekli Muhammed, sağ üstte Abbasilerden Kaimbiemrilillâh; ortada Atabekyandan Nureddin Muhammed Han: sağ altta ise Atabeklerden Ebu Bekr Said Mirza bin Zengi görülüyor.


Sayfa 11 a: Sol üstte Ebu Said Mirza ve veziri; altta mevlevî sikkesine bemzer külâhı ile Melik Sultan Çekmûh; sağ ortada Karakoyunlu Kara Yusuf bin Muhammed; sol altta Hüseyin Baykara; sağ altta Sultan Bayezıd minyatürü yer alıyor.

Sayfa 11 b: Sol üstte Timuriyandan Mirza Babür, sağ üstte Memlûklar’dan Melîk-i Tahir; ortada Şah-i Bey Han-ı Özbek; Sağ altta Cihan Şah; sol altta Mirza Hümâyun görülüyor.

Sayfa 12 a: Orta üstte Hz.Davut; sol üstte Hz.Süleyman ve Hudhud kuşu; sağ üstte İşmoil Nebi; sol ortada Ardaşir bin Balbek; sağ ortada Ebrehe fil üzerinde; sol altta Filkos Rumî sağ altta Sabâ Melîkesi Belkıs tacıyla gösteriliyor.

Sayfa 12 b: Sol üstte İskender; sağ üstte Eflâtun; ortada Şapur; sol altta Erdivan Şahı; sağ altta Fisagor ( Pytgoras) görülüyor.

Sayfa 13 a: Sol üstte Safevilerden Ömer bin Leys; sağ üstte Abbasi Halifelerinden Mutasımbillâh; ortada İsmail-i Samanî ; altta Şahabüddevle.

Sayfa 13 b.; Üstte Büveyhilerden Ebu Mansur Addüddevle; solda Sultan Sebüktekin bin Mahmud Gaznevi; sağda Abbasilerden Mutadıd Billâh; altta Behram Hüsrev Şah-ı Gaznevî.

Sayfa 14 a: Üstte ortada Cengiz Han taht üzerinde; sol altta Hoca Nasreddin Muhammed Tusî; altta ortada Hülâgu Han bin Tûli Han; sağ altta Abbasilerden Mutasım görülüyor.

Sayfa 14 b: Sol üstte İsmailiyeden Şah Hasan-ı Evvel; sağ üstte Mehdi Halife; sol altta Şah Mahmud bin Hasan, orta altta Azidüddin Halife; sağ altta Nasreddin Halife yer almakta.

Sayfa 15 a: Üstte ortada Akkoyunlu Uzun Hasan, altında ortada Akkoyunlu Yakub; sol altta Murad bin Yakub Akkoyunlu, sağ altta Çerkes Memlukleri’nden Tomanbay görülüyor.

Sayfa 15 b: Sağ üstte Bahadır Han Safevî; sağ ortada Yavuz Sultan Selim; sol altta Sultan Haydar Mirza.

Sayfa 16 a: Üstte ortada taht üzerinde Tabaka-i Cengizi; altında Gazan Han, orta sağda Sultan Muhammed Hüdabende Olcaytu; sol altta Ahmed-i iİhanî; sağ altta Ebu Said Han.

Sayfa 16 b: Sağ üstte Kertlerden Şemseddin; orta üstte Şah Sucâ; Sol ortada Veciheddin Mesud; sol altta Hoca Ali Müeyyed; sağ alt ortada at üzerinde Şah Mansur.

Sayfa 17 a: Sol üstte Şah İsmail’in kardeşi Haydar-ı Hüseyin; sol ortada Kanunî Sultan Süleyman; altta Şah İsmail ve Huzura gelenler.

Sayfa 17 b. Üst ortada Şah Tahmasb: sol ortada Abdullah Han: sağ ortada Sultan III.Murad; alt ortada Şah İsmail II.

Sayfa 18 a: Üstte Eşref Ali Şah; sol ortada Celâleddin Ekber Şah: sağ ortada Sultan Mehmed III, altta ortada Hamza Mirza av sahnesi ile eser sona erer.






Renkli Resim Altları:

Res 1. Sayfa 1 b eserin ilk sayfası. Metin başlar, övgü ve şifahî tarih anlatılır.

Res.2. Sayfa 2a eserin ikinci sayfası.

Res.3. Sayfa 2 b eserin üçüncü sayfası.

Res. 4. Sayfa 3 a eserin metin kısmının sonu. Metnin 9. Satırı dikkat edilirse yenilenmiş.

Res.5 Sayfa 3 b: Hz.Adem, melek ve bir çocuğu ile Hz.Havva; sol altta ilk hükümdar Keyumers;
sağ altta Kabil’in Habil’I öldürmesi sahnesi yer alır.

Res.6. Sayfa 4 a: Hz.İdris ve bir melek: sol altta Cemşid-I Hurşid; ortada altta Hz.Nuh Aleyhisselâm ve Gemisi; sağ altta Dahhâk’ın minyatürleri görülüyor.

Res. 7. Sayfa 4 b: Sol üstte Türk neslinin ürediği Hz.Nuh’un oğlu Yafes; ortada Hz.Nuh’un oğlu Sam ve sağ üstte yine Hz.Nuh’un üçüncü oğlu Ham’ın minyatürleri görülüyor.

Sol altta Feridun’un çocukları Selm ve Tur’un, kardeşleri İreç’I öldürmeleri sahnesi; sağ altta Salih Peygamber’in kayadan deve çıkarması mucizesi; alt ortada ise Hz.Hud yer almaktadır.

Res. 8. Sayfa 5 a: Sol üstte İskender ve Hızır Aleyhisselâm; sağ üstte Şeddad bin Ad ile Salih’in mücadelesi; ortada Kahraman-ı Kadir; sol altta Lût Aleyhisselam ve melek; orta altta Hz.İbrahim’in Hz.İsmail’I kurban etme sahnesi; sağ altta ise Nemrud’un beynine giren sivrisinek vızıltısından kurtulmak için başına balyoz vurdurması sahnesi.

Res. 9. Sayfa 5 b: İshak Aleyhisselâm’a oğlu Ays’ın av eti getirmesi; Hz İsmail, Kâbe önündeki babası İbrahim Aleyhisselâm kabrı önünde. Sol ortada Afrasiyab; sol altta Oğuz Han; alt ortada İshak Aleyhisselâm oğlu Ays; sağ altta İshak Peygamber’in oğlu Hz.Yakup Aleyhisselâm görülüyor.

Res.10. Sayfa 6 a: Sol üstte İreç oğlu Menuçehr; sağ üstte Yusuf Aleyhisselâm önünde diz çöken Züleyha; Sola altta Zal oğlu Rüstem; sol altta Buhtınnasr; sağ altta Yuşa Peygamber’in Cebbarlar şehrini teslim alması sahnesi.

Res. 11. Sayfa 6 b: Sol üstte Hz.Harun, k arşısında Hz.Musa’nın asâsından ejderha çıkarması; sol ortada Keyhüsrev bin Siyavuş; sağ ortada Şuayıb Aleyhisselâm Hz.Musa’nın gençliği. Sol Altta Behmen; sağ altta üzeyr eygamber; sol altta İsfendiyar; sağ altta ise Hz.Danyal yer alıyor.

Res. 12. Sayfa 7 a: Üstte ortada Zekeriya Aleyhisselâm; altında Yahya Aleyhisselâm; solda Behram Gur; karşısında Melîk-I Yemen’in Ebrehe’ye hediyeler vererek geri göndermesi; alt ortada Hz.Meryem, Hz. İsa ve yerine çarmıha gerilen kişi tasviri görülüyor.

Res. 13. Sayfa 7 b.: Üst ortada Abdülmuttalip, solda Nuşirevan; karşısında yapışık doğan kardeşler Haşim ve Abdülşems; ortada Kâbe önünde Hz.Muhammed, melek ve Hz.Ali; altta soldan sağa Ebül Abbas, Ebu Talib v eHz.Hamza üç ayrı madalyon içinde görülüyor.

Res: 14. Sayfa 8 a: Şiî mezhebinin Zeydiya kolu imamları altı madalyon içinde ikişerli olarak yüzleri kapatılmış olup sırasıyla: Hz.Avn.Hz.Muhsin, Hz.Cafer, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Hanefiyye, Hz.Yahya, Hz.Abdullah, Hz.Ebubekr, Hz.Muhammed Askerî, Muhammed Ekber, Hz.Abbas. sağ altta Ebu Müslim Teberdar.

Res. 15. Sayfa 8 b: Sağ üstte Ebu Cafer Mansur, sol ortada Ömer bin Abdülaziz; sol altta Muhammed bin Tahir; sağ altta Harun Reşid görülüyor.

Res. 16. Sayfa 9 a: Solda taht üzerinde Timurlenk, karşısında yine taht üzerinde Sultan Osman; ortada Sultan Berkuk-u evvel, sol altta Mirza Ömer Şeyh bin Timur; sağ altta Yıldırım Bayezıd yer alıyor.

Res. 17. Sayfa 9 b: Sol üstte Şah Ruh; sağ üstte Melîk Salih; ortada astronom Uluğ Bey, sol altta Mirza Babür; sağ altta Fatih Sultan Mehmed ve karşısında muhtemelen Akşemseddin (?) madalyon içinde görülüyor.

Res. 18. Sayfa 10 a: Sol ortada Melîk Şah-ı Selçukî; karşısında sağ ortada Abbasi Halifelerinden Mütekibillâh, sol altta Sultan Alâeddin-î Selçukî ; sağ altta Sultan Celâleddin-I Harezmî madalyon içinde minyatürleri görülüyor.

Res. 19. Sayfa 10 b: Sol üstte Atabekli Muhammed; sağ üstte Abbasilerden Kaimbiemrilillâh; ortada Atabekyandan nureddin Muhammed Han: sağ altta ise Atabeklerden Ebu Bekr Said Mirza bin Zengi görülüyor.

Res. 20. Sayfa 11 a: Sol üstte Ebu Said Mirza ve veziri; Melik Sultan Çekmûh, sağ ortada Karakoyunlu Kara Yusuf bin Muhammed; sol altta Hüseyin Baykara; sağ altta Sultan Bayezid minyatürü yer alıyor.
Res. 21. Sayfa 11 b: Sol üstte Timuriyandan Mirza Babür; sağ üstte Memluklardan Melîk-I Tahir; ortada Şah-I Bey Han-ı Özbek; Sağ altta Cihan Şah; sol altta Mirza Hümayun görülüyor.

Res. 22. Sayfa 12 a: Orta üstte Hz.Davut, sol üstte Hz.Süleyman ve hudhud kuşu; sağ üstte İşmail Nebi: sol ortada Ardaşir bin Balbek; sağ ortada Ebrehe fil üzerinde; sol altta Filkos Rumî; sağ altta Sabâ Melîkesi Belkıs tacıyla gösteriliyor.

Res. 23. Sayfa 12 B: Sol üstte İskender, sağ üstte Eflâtun, ortada Şapur; sol altta Erdivan Şahı; sağ altta Fisafor.

Res. 24. Sayfa 13 a: Sol üstte Safevilerden Ömer bin Leys; sağ üstte Abbasi Haifelerinden Mutasım Billâh; ortada İsmail-I Samanî ; altta Şahabüddevle.

Res. 25. Sayfa 13 b: Üstte Büveyhilerden Ebu Mansur Addüddevle; solda Sultan Sebüktekin bin mahmud Gaznevi, sağda Abbasilerden Mutadıd Billâh, altta Behram Hüsrev Şah-ı Gaznevî.

Res. 26. Sayfa 14 a: Üstte ortada Cengiz Han that üzerinde; sol altta Hoca Nasreddin Muhammed Tusî; altta ortada Hülâgu Han bin tuli Han; sağ altta Abbasilerden Mutasım görülüyor.

Res. 27. Sayfa 14 b: Sol üstte İsmailiyeden Şah Hasan-ı evvel; sağ üstte Mehdi Halife; sol altta Şah Mahmud bin Hasan, orta altta Azidüddin Halife; sağ altta Nasreddin Halife.

Res. 28. Sayfa 15 a: Üstte ortada Akkoyunlu Uzun Hasan; altında ortada Akkoyunlu Yakub; sol altta Murad bin Yakub Akkoyunlu; sağ altta Çerkez Mamluklerinden tomanbay.

Res. 29. Sayfa 15 b: Sağ üstte Bahadır Han Safevî, sağ ortada Yavuz sultan Selim; sol altta Sultan Haydar Mirza.

Res. 30. Sayfa 16 a: Üstte ortada that üzerinde Tabaka-I Cengizi altında Gazan Han; orta sağda Sultan Muhammed Hüdabende Olcaytu; sol altta Ahmed-I ilhanî, sağ altta Ebu Said Han.

Res. 31. Sayfa 16 b: Sağ üstte Kertlerden Şemseddin; orta üstte Şah Sucâ; Sol ortasa Veciheddin Mesud; sol altta Hoca Ali Müeyyed; sağ alt ortada Şah Mansur.

Res. 32. Sayfa 17 a: Sol üstte İsmail’in kardeşi Haydar-ı Hüseyin; sol ortada Kanunî Sultan Süleyman; altta Şah İsmail ve Huzura gelenler.

Res. 33. Sayfa 17 b: Üst ortada Şah Tahmasb: sol ortada Abdullah Han; sağ ortada Sultan III.Murad; alt ortada Şah İsmail II.

Res. 34. Sayfa 18 a: Üstte Eşref Ali Şah; sol ortada Celâleddin Ekber Şah: sağ ortada Sultan Mehmed III; altta ortada Hamza Mirza av sahnesi ile eser sona erer.


06.08.2003

Yazar : Sadi BAYRAM
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
cengiz
Site Admin


Kayıt: 11 Şub 2007
Mesajlar: 590

MesajTarih: Sal May 08, 2007 12:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder


SİLSİLENAMELER - GENEALOGY
THE 1682 SiLSiLE-NAME AT THE PRIME MINISTRY GENERAL DIRECTORATE FOUNDATIONS OF PIOUS



The Silsile-name' (Genealogical Tree) ( 1) is a manuscript dating back to A.H. 1094/ A.D. 1682, with miniature paintings in it, made by the Musavvir (Portrait Painter) Hüseyin, in the Archives of the Chairmanship of the Department of Culture and Registration of the General Directorate of Foundations of the Prime Ministry, and is registered with an inventory number of 1872. Furthermore, it was recordedin the list with a number of K. No. 4, 181 ( 2).

A Silsile-name is defined .in Western civilization as a "Genealogical Tree". The Turks call it a soyağacı (family tree) or şecere (genealogical tree) and it is alsa called a nesebname (written genealogy). It is a type of chart showing those who are relatives in a family. The Turks(3) placed great importance on the family that had a patriarchal family order. They were always respectful towards their ancestors and for this reason, they made various family trees. This tradition stili persists in old and well-known families in Anatolia. In fact, the family tree of the Koç family, which comes from the Hacı Bayram ( 4)family lineage, is exhibited at the Sadberk Hanım Museum in İstanbul.
.
An office called Nakibü'l Eşraflık (Office of the Chief of the Descendants of the Prophet) was established to keep track of the people who were members of the family of the Prophet Muhammad. This office took care of the affairs of the family of the Prophet, recorded their deaths in a register, that is, they kept a sart of written genealogical tree. They prohibited the members of the family from workin in jobs unsuitable for them and from behaving in an improper manner. They provided a type of guardianship. The Nakibü'l Eşraflık was the second highest office alter the Galiphate at the time of the Abbasids. The Nakibü'l Eşraflık was also established during the reign of Sultan Yıldırım Bayezid in the Otloman Empire. They would gird swords onto the sultans. A mansion was allocated to them at the Yıldız Palace during the reign of Abdülhamid ii. Their slaries were raised to 5,000 kuruş (piaster) alter 1908. This institution became history alter the abolishment of the sultanate. The Nakibü'l Eşrafs gave genealogical trees to those who were coming from the family lineage of the Prophet Muhammad and they also certified these with their own special seals( 5)

The titles such as prince, princess, count, countess, lord, lady, baron, baroness, sheik, king of kings, maharajah and emir, that are found in the European and Asian countries, are the most personified examples of this tradition.

lt is a fact that before the dervish lodges and dervish convents were closed, the tariqah sheiks, caliphs, dervishes and Bektashi chiefs had genealogical trees ( 6).

Generally, silsile-names were made with or without miniature paintings within a medaılion. In silsile-names without miniature paintings, the names and the branches separating from them were shown in one circle each with the dimensions of only 1, 1.5, 2 and 3 cm. As for the ones with miniature paintings, they included smail portraits of the twenty-eight prophets mentioned in the Holy Koran, starting from Adam, miniature-style portraits of the caliphs and some heroes who lelt a trace in history or sultans. Consequently, the number of miniature paintings changes from one manuscript to another.

A great approach to painting is found in the miniature paintings. In particular, colors and the wearing apparel of the people were selected to suit the character of the person who was being portrayed. The designs of the cloth reflected the motifs from verbal folkloric literature.

The Symbolism of Colors

Violet or purple was a colar that determined the status of the high offices in the Middle Eastem civilizations. It was used in the apparel of high-Level clergy and statesmen. It was produced by mixing blue, which represented loyalty and honesty, and red, which represented war. Violet or purple used in harmony with blue, was considered to be the symbol of death, fate, penitence, faithfulness, justice and moderation.

Blue was accepted as the color of immortality, eternity, purity, prudence and honesty. Blue was considered to be holy in Eastem philosophy. Sky blue symbolized God in shamanism and in the Far Eastem culture.

Green, which is a mixture of blue and yellow, was accepted for centuries as the color of abundance, fertility, immortality and victory. The Muslim religion has chosen green as a color that symbolizes rebirth and the revival of nature. Christianity was symbolized with red and Judaism with sky blue.

Yellow symbolized the sun, wealth and precious metals. The rays of the sun, reminds one of light, and consequently, intelligence and wisdom. The yellow sun in the morning, symbolized the revitalization of the universe with its energy by the divine existence and its light, honest work and earnings.


lt was believed that red symbolized love, courage, martyrdom, fortitude, belief, faith and generosity. Throughout history emperors, kings and religious leaders preferred the color red, because it iimmediately attracted attention(7).

Black, because it absorbs all colors, has been the symbol of seriousness, nobility, death, mouming and evil powers. Formerly, in Great Türkistan (Turkestan) and in the Uigurs, brides would wear black when getting married. The dervishes of the Kadiriye order and the Abbasid Caliphs preferred the color black. The Prophet Muhammad had a black flag made after the Khaybar Military Expedition. For this reason, the Omayyads and the Abbasids used a black flag. The sheath of the flag was green(Cool. Consequently, the Abbasid Caliphs have always been portrayed in black apparel in the genealogical ttrees. They believed that they owned the black flag.

White was the symbol of colorlessness, purity, innocence and a pure and virtuous state of mind in the course of attaining the divine truth. The Prophet Muhammad, in his first expeditions, used a white flag. For this reason, when the Sultan joined a campaign with the Ottoman Army, there would be seven flags in front of the Band. It was the custom for the first one of these flags at the front to be white, the second, green; the third, red; the fourth, yellow; the fifth, white and green; the sixth, red and yellow (Janissary) and the seventh, red and white.

Even though there is not a verse in the Holy Koran prohibiting the portrayal of faces, the sacred hadith prohibits portrayal to prevent the idolization of a human being, to stop the revival of idol worshipping and because to create is unique to God. However, although the people were seen to abide by these prohibitions, these thoughts were overcome by the bureaucrats in high positions at the palace and in the Mevlevi Convents, and due to the profoundness of philosophical ideas, the prohibitions iimposed by the hadith were interpreted differently. The magnificent manuscripts prepared in limited numbers in the omamentation ateliers of the palace are important documents reflecting Turkish cultural history. In the Turkish culture, the best answer to those who say, "There are no portraits in Islam and the Turks", is to show them the portraits in the miniature paintingt style in the genealogical trees (9).

However, according to our present determinations, the number of genealogical trees with miniature paintings throughout the world does not exceed seventeen. These have been determined in locations such as the Topkapı Palace Museum (10) in Istanbul, the Archives of the General Directorate of
Foundations ( 11) the Ankara Ethnographic Museum (12), the National Bibliothek (13) in Vienna, Austria, the Chester Beatty Library ( 14) in Dublin, Ireland, the Museum of Turkish Islamic Arts in Cairo, Egypt (15), the El-Sabah Collection (16) in Kuwait, the Nasır EI-Halilı Collection (17) in London and the Karlsruhe Museum in Germany (1Cool.

The Silsile-name, which is our subject, is kept at the Chairmanship of the Department of Culture and Registration of the General Directorate of Foundations. It was brought to Ankara in 1940 from the Teşrifatı Mahmud Library near the Yahya Efendi Mosque at Beşiktaş in IstanbuL. It is called the Haza Kitabu Silsile-name (Perfect Book of the Genealogical Tree). Consequently, it can be said that the manuscript was originally coming from the palace. The manuscript has the dimensions of 172 x 282 mm and a Morocco leather binding It consists of 40 pages (20 leaves) and contains 101 miniature paintings. It is understood from the gluing that it must have been repaired at least once. Thinking that the marbled paper on the inside of the cover was lost during the repair of the binding, it was deemed appropriate to use marbled paper in the facsimile edition.

The first page (1b) of the manuscript is iIIuminated and the omamentation diagram is reminiscent of the Fatih (Sultan Mehmed II, the Conqueror) Period. Although the use of different floral motifs in the acroteria indicates a development, the fact that the green is a glass-green, takes us back to the Seljuk Period. The pediment section is decorated with rumi and hatai designs and the stems of the flowers are painted in cobalt blue. Under the pediment a thick, black rectangular frame is used and on top of it there is a simple pattern in white in the shape of plus (+) signs. The inner part of the page is symmetrically decorated with hataı and rumı designs and contours were not used. The background of the title section of the book is empty and the title is written with cobalt blue.

The manuscript is composed of two parts. The first part is the text composed of 16 pages. It starts from the 1 b leaf and ends on the 9a leaf (page 16). The second part starts from page 17 (9b lea~ and continues up until page 40 (21 a lea~. This part includes the miniature paintings and family lineages of the prophets starting from Adam, the caliphs, rulers and the famous heroes who were dominant in the world up until the date that the manuscript was prepared.

There are also some different usages and same mistakes in the text, since it was written in 1682 and because it used verbal historical information. Since Arabic was the language of scholars and persian was the language of literature in the Islamic world in that period, Persian was used in the poetry. Generally, the Persian poetry was dated by using the ebcet hesabı (enumeration by letters of the alphabet). In prose we observe the extensive influence of the Arabic and Persian languages and cultures. When translating the manuscript into the new alphabet, it was attempted to remain royal to the original text. Since some words were marked with vowel points, they were pronounced phonetically. In words ending with letter (b), the letter (p) was not used as is done in the spoken llanguage." The Egyptians used the letter (cim) as (g), as in Yezdigird. Particularly, in our original text, it is written as Yezdicürd. AIso, in our text, the Menuçihr or Minuçihr forms were not used as they were marked with vowel points by writing Menuçehr.20 The end of the origina! pages are shown with their lleaf numbers in square brackets.
The text of the Silsile-name starts as follows (21):

Haza Kitabu Silsile-name
(Perfect Book of the Genealogical Tree)

The text is trans!ated into English as follows:

Eternal praise and thanks to God, who created the world of creatures, which is a drop of water in the sea of generosity. Everything we see in this world is a flicker of His light. He created the entire world, by bringing it from Levh-i Mahfuz (22) (the tablets of Gods decrees preserved to the end of time) to the world of creatures by saying, "Be !",(23) and he gaye beautiful shapes to them. He chose human beings from within the creatures and made them into a summary of the book of the universe. According to the hadith, "He kneaded Adam's dough in forty days"(24), and by sowing Adam in this world as a seed, the verse, "Undoubted/y, we made human beings very superior. We carried them on land and on sea (25) "25 This showed the superiority of human beings compared to the other creatures. He created human beings in His own shape and by also reflecting to them His attributes, said, "We created human beings in the most beautifu/ shape.(26) "By making him the caliph on earth",(27), He raised his superiority from the earth to the heavens. He chose from His lineage many prophets who made miracles and the saints who made miracles, and among these He especially chose the Prophet Muhammad Mustafa as the most superior and the last of the prophets and made him theo object of His blessings. Let our greetings, respect and prayers be on him until the end ot the world. He is a heaveniy messenger for whom Gad said, 'If you had not existed, then I would not have created the worlds (2Cool. The Sacred Hadith states, " was a secret treasure and created the worlds, so that i am known (29)," addresses best to him and he himself knew God the best, who said, "My Godl We could not know You as we should, we could not be Your slave as we should (30)." He sets an example for all mankind, according to the verse, "No doubt Muhammad is a Prophet and there were many prophets prior to him" ( 31)," he is also their leader, he is the head of the chain of prophets, guide of the class of saints and the center and sun of the chain of chosen people.

After this, in the book called Bidayetü'n-Nihaye (The beginning of the endi, describing the lives of the former shahs and kings, it was told that those who ruled Yemen and Hadhramaut, were called Tubba. The plural is Tebabia. Those who ruied Damascus and Mesopotamia were called Kayser (Caesar) and the plural is Kayasire (Caesars). The rulers in the regions of Persia were called Kisra (Chosroe) and the plural is Ekasire (Chosroes). In Egypt, if the ruler was from the Copts, that is anan-Muslim, then he was called Firavun (Pharaoh) and the plural is Feraine (Pharoahs). Those ruling Abyssinia were called Necaş; (Negus), those ruling India were called Batiemos (Ptalemy) and the sultans of Deylem (32) were called Keyani (Royal). They added the word "key' in front of their names such as Key-Kubad, Key-HOsrev. Key means padişah (ruler). The rulers of the Ağat (Akkad) tribe were called Nemmd (Nimrod), the plural is Nemaride (Nimrods).

In same history books the sultans were written as follows: Ekasir-i Acem (Chosroes of Persia), Kayas/f-, ROm (Caesars of Byzantium), FağfOr-, Çin (Emperors of China), Havakin-i TOrk (Rulers of T urks), AkMf-I Arab (Rulers of Arabs), TeMbi-i Yemen (Rulers of Yemen), Rayan-, Hind (Raj,hs of India), MOlük­iSasan (Kings of remote ancestors of Sassanid dynasty), AI-i BOveyh (Büveyh Dynasty), SelBlin-i Selçuk (Sultan of the Seljuks), Hakan-, HalZem (Ruler of Khorezm) and Batiemos-, Yunan (Ptalamy of Greeks), the plural is Batalise. Undoubtedly, only God knows the absolute truth.

The Classes of the Sovereigns

The reigns of 11 kings lasted for 4181 years.
The history of humanity has been separated into various stages in the historical works.


First Class
Pishdadians (First Dynasty of the Kings of Persia):

They were called Pishdadians because they were very just people. Their reigns lasted for 2588 year

Keyyûmers, the Son of Velad:

The Keyyumers were the first kings of Ihe Persians and the greatest kings of humanity.There is a
dispute among the historians on the subject of whether or not Mehyail was a grandson of these. In t the manuscript called Imam-, Gazali Nasiha!'OI-MOlük (Advice of Imam Gazali to the Kings), it says t that he was the brother of Seth. In the manuscript called Nizamu'! Tevarih (The order of histories), K Kadı Beyzavi tells that KeyyOmers is the grandson of Noah from his son Shem. It is recorded in his s torical sources that the institution of the sultanate first started at the time of KeyyOmers

The historian who wrote the history of the world
Mentioned the eternal words as follows
The first sultan who conquered a country
Was KewOmers the leader of the famous
When he ascended the throne and wore the crown
He abolished land taxes from the villagers.

In some sources, it is written that he lived for 1000 years and reigned for 550 years. However, in the Şehname (The Book of Kings) it was mentioned that his reign was 30 years.

He was a shah in the world for thirty years
His face was a sun aware of everything.

They were the ones who built the first houses in the world. It is said that they founded the cities of Balkh, Isfahan and Demavend. They wove clothing and caftans from silk thread and animal hair. Digging wells to get water, bringing water via canals to fountains, planting fruit trees and throwing stones with a catapult and sling were their inventions (33).

Keyyûmers had seen the evil in this transitory world and left the sultanate to his son Siyamek. It is s said that he devoted himself to praying by abandoning the world.

Siyamek, the son of Keyyûmers

Siyamek was killed by giants. His reign lasted for a very short period of time.

Huşeng, the son of Siyamek
In the Şehname it was written that he lived for 500 years. His reign lasted for 40 years.

Couplet:
Just Huşeng ruler of theworld
Took over the crown from his father.

lt is said that he was a very just ruler. Many cities and soup kitchens for the poor were built during his reign. It is said that the cities of Susa, Şuşder, Isfahan, Babylon and Kufa were founded in his time. They say that extracting gold and silver by mining, cutting trees and making lumber and carrying water via irrigation canals were his inventions. To make fur coats from the hides of animals such as sables, squirrels, raccoons, Iynxes and foxes were also his invention. To have the hunting dog fetch the hunted game, to produce fire from stone, that is, a lighter, to wear clothing and weapons were his inventions.

Velvönü, the son of Mernikid, the son of Huşeng:
Since he did not have ason, then Tahmurs, his grandson, became the sultan.

Giant-sized Tahmurs:
His reign lasted for 30 years.
Couplet:
Finally Tahmurs became the sultan
His reign lasted for thirty years in the Iands.
He declared the unity of God with its evidence
He instated the evidence of Judgment Dayand the resurrection. Finally he died and was no longer seen
The world also killed him.
His sultanate coincides with the time of Enoch. These were gianHike, large­ sized humans. They used to catch harmful jinns and demons and imprison them in earthenware jars. Sometimes they would kil! them by shooting arrows. To saddie and ride horses, to load camels with burdens, to mate mares with donkeys to produce mules were started in his time. Training hunter animals such as leopards, eagles, goshawks, peregrine falcons, tame bears, heciz (34) sparrow hawks and falcons to use them in hunting was done for the first time in his time. He alsa built Taberistan (country on the Southem shores of the Caspian Sea), Hirev (Herat ?), Fars and Amid (35).

Cemşid (Achaemenes), the son of Enucihân:
His reign lasted for 706 years.

Couplet:
When Tahmurs passed away
Lucky Cemşid ascended the throne.
A globe of sun arose in the horizon
Cemşid's law became prevalent in the world.

Since Tahmurs did not have a son, his brother Cemşid (Achaemenes) ascended the throne. It is not known how long he lived. The Greek philosopher Pythagoras (36), the science of music, the art of playing music and singing, squeezing grapes to make and drink wine were invented at this time. Musk, agalloch and galyes (37) were first used at this time. Astrology appeared for the first time in this period. To make plaster, white lead and baths and to set up tents were the personal inventions of Cemşid (Achaemenes). To dive in the sea and extract pearls and to determine aday called Nevruz (3Cool (the Persian New Year [March 22] and day of the vemal equinox) were alsa his inventions. Due to the fact that he never got iII in his life, he had the people worship him and declared himself Gad, by the deceptiveness of the devi!. He had idols of himself erected everywhere he ruled and that evil person chose Zoroastrianism. This was at the time of Noah. Şeddiid, the son of Ad, sent Dahhak, the son of Alva, to murder Cemşid (Achaemenes). Dahhak split him into two pieces with his sword. Şeddiid, the son of Ad, was a grandson of Noah's son named Ham. Şeddad alsa had a brother named Şedid. Şeddad lived for 260 years, Şedid lived for 300 years. The Prophet Hud (Heber) invited them to God's religion, but they refused and were destroyed. Şeddad founded a city called heaven in the province of Damascus. It is rumared that as soan as he entered into the city, he was destroyed along with all of his soldiers. His heaven alsa perished. A statement in the Holy Koran (39) mentions this heaven.

Dahhâk-ı Mari ( 40) :
He lived for 1000 years.

Couplet:
When Dahâk ascended the throne and became the sultan
His sultanate lasted for one thousand years.

His real name was Buyurâst He knew witchcraft. In same books it said that this was Nemrud (Nimrod). Abraham was the prophet at that time. It is said that he destroyed Cemşid (Achaemenes) and took his place. He reigned for 1000 years

with cruelty and torture. Growths formed on both of his shoulders. Every day he would kill two people and use their brains as an aintmentto soothe thepain. The tradition of killing men by whipping or hanging them descendedfrom him. He is from the generation of Noah's son Shem. Same Persian historians say that he is connectedto Adam going back three generations. Noah asked Dahhâk to join his religion, but he did not accept. Dahhâk was murdered as an idolater by Feridun.

Feridun Ferruh: Verse:
At an auspicious time, at a happy time With a happy and auspicious step, Feridun ascended Dahhak's throne And wore the blessed crown

Ferıdun Ferruh was the grandson of Cemşid (Achaemenes). He became a
His reign lasted for 500 years.

Muslim and conquered many countries. He had three sons. He gaye the Byzantine and the Maghreb provinces to his son named Sellim and ca"ed it Kayser (Caesar). He gaye the provinces of Türkistan and China to his son named Tur and called it FağfıJr (China). He gaye the Fars and Iraq provinces and the Hejaz and Khorasan lands to his son named Irec and called it Şam (Damascus).

Medicines were his invention. Training elephants and having them serve mankind was his doing.. Building fortresses around the cities appearedfor the first time in this period.

Menuçehr:
His reign lasted for (...) years.

Verse:
Shah Menuçehr, with dignity an authority
He put that magnificent crown onto his head He attached all the ranks with tricks
And his sovereignty prevailed.

He was the son of Irec's daughter. Feridun's sons Sellim and Tur killed their brother İrec. Menuçehr was a very brave person. With the help of Feridun he took the revenge of his grandfather and defeated both of them. When Feridun died, Menuçehrtook his place. He had the Euphrates River flow into the lands of lraq by opening irrigation canals and trenches. Şuayb was chosen as the prophet at this time. Moses and his brother Aaron were bom.at this time. At that time, a bad, cruel person named Velid from the descendants of Ad (mythical ancestor of an ancient peoplein Arabia who were exterminated for refusing to themessage of a prophet) wasPharoah in Egypt. Shem, Neriman and Zalwere bom during his time. Digging trenches around the fortresses was started during his time.

Novzer, the son of Menuçehr:
His reign .Iasted for 25 years.

Couplet:
Since Shah Novzer had his father's temperament,
Sameone else wore the crown coming from Satum.

He became a sultan, but since he coLild not rule the country well, Efrasyab came through Persia and took his country from him and destroyed him. The Prophet Joshua lived at that time.

Efrasyilb (Persian legendary hero):

He lived for 400 years and his reign lasted for 120 years. Couplet:
When the dark night was gone and the sun rose Efrasyab ascended Novzer's throne.

Efrasyab, as we mentioned before, is one of the grandson's of Tur, Feridun's son. After the death of Novzer, the son of Menuçehr, Efrasyab became the sultan of Fars and other Iands. He was very cruel. He turned Persia into ruins with his cruelty.

Padişavest:
His reign lasted for 30 years.

Couplet:
They brought the good news to him, by saying, "Feridun's crown is yours".

Same called hirn Darab (Darius 7). In Taberi Tarihi (Taberi History, written by Ebu Cafer Muhammed bin Cerir Et-Taberi, 839-923) he is referred to as lubin Tahmasb bin Menuçehr. When he heard about Efrasyab's excessive cruelty, with the people collected around him, he declared war against Efrasyab and expelled him frorn his country. He converted Baghdad, which was previously a smail viiiage, into a city. Later, he transferred the reign to Gorşasb, the son of Goştasb,who was his uncle's son

Gorşasb, the son of Goştasb:
His reign lasted for (...) years. His mother was one of the descendants of ıbn Yarnin, the son of the Prophet Jacob. Rüstern-i Distan is alsa from his descendants. He turned the kingdorn over to Keykubad.

Second Class
The Keyani is their king. Theyare 9 persons and ruled for a total of 938 years.

Keykubild (Name of the first king of the legendary Achaemenian dynasty of ancient Persia, Cyrus the Great ?):
.
Their first shahs, the Keyan shahs were very honest. Verse:
Just shah, hem Keykubâd
He reigned in this world one hundred years with justice.

The Prophets Hızır (Iegendary person who attained irnrnortality by drinking from the water of life), Elijah, Elisha, Şirnoil (7) and Harkıl (7) lived at this tirne. Keykubfıd accepted the religions brought by these prophets and provided all sorts of assistance on the subject of their communications. Rüstem-i lal, Mehrab-ı Karnil, Karun-ı Dizem and Kişvaz-ı lerrin were his commanders.

Keykavus (Artaxerxes ?):
His reign lasted for 150 years.
Couplet:

When he took his father's p/ace
The en tire world entered under his rule.

He was the son of KeykubM's brother. When he was accused of adultery, he was killed by his son Siyavuş during the tirne of King Salomon, the Prophet.

Keyhüsrev (Cyrus ?), the son of Siyavuş:
He lived for 160 years. He fought a lot against Efrasyab. Finally, he was killed
by Efrasyab.

Lehrasb:
His reign lasted for 120 years.
Couplet:
When Lehrasb became the su/tan of the country Every city and region entered under his ru/e.

He was the son of Keykavus' brother. The Prophets Üzeyr (?) and Daniellived at this time. Lehrasb accepted their invitations. Nebuchadnezzar was his govemor.

Goştaşb, the son of Lehrasb:
His reign lasted for 120 years.

Couplet:
When Goştaşb sat on the Persian throne
He closed the doors of justice and faimess.

Zoroaster, the founder of loroastrianism, appeared at this time. Initially, he was one of the students of the Prophet Ermiya (Hızır), then he obtained some knowledge related to some occult sciences from others and elaimed to be a prophet. He wrote a book called Kitab-ı Zende (book that loroaster elaimed descended to him), which was full of myths and superstitions and misled both the people and Goştaşb. He founded a city called Beyza in Shiraz and Kadı Beyzavı as well as Sheik Ebu ıshak Fıruzabadî are from there. The philosophers named Socrates and Camseb (Camasb ?) also lived at this time.

Erdeşir Behmen (Ardashir ?):

His reign lasted for 112 years.
Erdeşlr Behmen is Goştaşb's son and is the father of Isfendiyar. When Isfendiyar died in a fight with his brother Rüstem, Goştaşb gave his throne to Erdeşlr Behmen. After Nebuchadnezzar destroyed Jerusalem, it was rebuilt by Erdeşır Behmen. The philosophers Bukrat (41) and Dubkratis lived during these times.

Dara, (Darius ?) the son of Behmen:
His reign lasted for 14 years.
Couplet:
When Darab ascended the throne
He tied his beit around his waist and opened his hands.
He was the student of Socrates and founded the Pythagorean school. The
Peripatetic school also appeared at this time. Rüstem-i lal died at this time. Couplet:
If you make the transitory world talk, what remains from what?
If you would make the dead speak; some are Cem, some are Dara.

Dara (Darius ?), the son of Darab:
His reign lasted for (...) years.
He was a person with very bad morals. The people did not like him. He was killed in his tent by a few worriors and they brought Iskender-i Filkos (Philip ii of Macedon ?) to the throne.

Iskender-i Zülkaneyn-i Sani-i Yunani:" (42)

His reign lasted for 36 years.

Couplet:
The period (life) of Alexander who ascended the throne
became "bord u reft (43).

Actually, he is Darab's (Darius's ?) son. Since he was raised by Philip II, they
caU him the son of Philip. He ruled the east and west. He built the wall (44) against Gog and Magog. His quest for finding the fountain of life went to extremes, but he did not find it and returned. He reigned for 36 years or 14 years depending on the stories. Same historians write that Alexander murdered Darab. In his last days, he called the sons of the leaders ruling the Persian lands and he distributed these countries of their fathers among their sons as sanjaks. Thus, these were the nationalities into which the great empire broke up. However, his son called Tus (Alexander Aegus) was being educated in philosophy by Aristotle and did not accept the rule of Alexander's lands of Greece. A person called SOs became the ruler in the lands of Greece, Egypt, Damascus, Yemen, the Mahgreb and Iraq. After this, those who ruled were called batalise (ptolomies).

Third Class Eşkanyan (Parthians ?)
These are alsa called the nationalities into which the great empire broke up. Eşkan, the son of Dar: His reign lasted for 30 years.
Şabur (Shapur), the son of Eşkan: His reign lasted for 60 years. Jesus Christ was bom at this time
Behram (Bahram), the son of ŞabOr (Shapur): His reign lasted for 15 years. Bilaş, the son of Behram (Bahram): His reign lasted for 11 years.
Hürmüz (Hormuz). the son of Bilaş: His reign lasted for 19 years.
Tursi, the son of Bilaş: His reign iasted for 40 years.
Firuz; the son of Hürmüz (Hormuz): His reign lasted for 17 years.
Bilaş, the son of Firuz: His reign lasted for 12 years.
Daro Biladan, Firuz's uncle: His reign lasted for 40 years.
Bilaşan, the son of Bilaş, the son of Firuz: His reign lasted for 24 years. Ezdivan, the son of Bilaş: His reign lasted for 13 years.
Ezdivan, the son of Eşkiyan: His reign lasted for 11 years.
Bilaş, the son of Eşkan: His reign lasted for 2 years.
Cudriz, the son of Eşkan: His reign lasted for 20 years. He killed the Jews for the blood of John the t Babtıst.After that the Sons of Israel became very contemptible.
Serri, the son of Cudriz: His reign lasted for 20 years.
Cudriz, the son of Serri: His reign lasted for 11 years.
Erdivan: He was the final Eşkanyan. Erdeşir (Ardashir) murdered him. His reign lasted for 31 years.

Fourth Class Sassanids:
These are called Ekasire (Chosroes). They were 13 persons. Their reign continued for a total of 431 years.

Erdeşir (Ardashir) Babek: He was one of Sasan's sons, who was the son of Behmen. He reigned for
14 years.
At the time of Şabur (Shapur), the son of Erdeşir (Ardashir), the heretic called Mani ( 45) (Manes) a . appareared His reign lasted for 31 years.
Hürmüz (Hormuz), the son of Şabur (Shapur): His reign lasted for 3 years.
Behram (Bahram), the son of Hürmüz (Hormuz): The heretic called Mani (Manes) was assassinated. r His reign continued for 2 years.

Behram (Bahram), the son of Behram: His reign lasted for 2 years.

Behram, the son of Behram, the son of Mehram: His reign lasted for 13 years.

Tursi, the son of Behram: His reign lasted for 73 years. He ascended the throne of his brother.

Hürmüz-i Tursi: His reign lasted for 7 years.
Şabur (Shapur), the son of Hürmüz (Hormuz): His reign lasted for 72 years.

When Hürmüz-i Tursi died, his wife was pregnant. They gave the name of Şabur-ı

-Eknaf to the child bom. He took taxes from Constantinople. He built the city of Medain. He captured the Arab lands and Yemame (region in the eastem part of the Arabian Peninsula) and gaye them back to the Arab beys.

Şabur (Shapur), the son of ŞabGr-1 Zevi'I-Eknaf: His reign lasted for 11 years. Theyalsa called him
Kermanshah.
Yezdicürd (Yazdagird), the son of Behram (Bahram): His reign lasted for 21 years.

Behram-Gur (Bahram-Gur), the son of Yezdicürd (Yazdagird): His reign lasted for 23 years.

Yezdicürd (Yazdagird), the son of Behram (Bahram): His reign lasted for 16 years.

Hürmüz (Hormuz), the son of Yezdicürd (Yazdagird): His reign lasted for 15 years.

Firuz, the son of Yezdicürd (Yazdagird): His reign lasted for 20 years. There was a serious famine at
trhis time.
Pilaş, the son of Firuz: His reign lasted for 3 years.

Kubâd (46) (Kavadh i), the son of Firuz: His reign lasted for 26 years. The heretic Mezdik (Mezdek)" claimed to be a prophet. Mareaver, he claimed, by saying, "Everyone's property and women are allawed for everyone." The people, because Kubad believed this pervert, removed him from the throne and brought his brother Camseb. However, Kubad once again seized the power.

EnGşirvan-1 Kisra (Khosru i, Khosru Nushirvan or Chosroes i), the son of Kubad (Kavadh i): His reign lasted for 47 years. He had the previously mentioned Mezdik killed. Later, he ru/ed in arather just manner. He took Kayser under his dominatian. The Prophet Muhammad was bom towards the end of his life. Nuşirevan died in 888 according to the Alexandrian calendar.

Hürmüz (Hormuz), the son of Nuşirevan: His reign lasted for 12 years.

Perviz, the son of Hürmüz (Hormuz): His reign lasted for 38 years. This cursed man did not accept the invitation of the Prophet Muhammad and did not become a Muslim. He married anan-Muslim girl named Şirin and he constructed a grand pa/ace in her name called Kasr-ı Şirin.

Şirviye (Kauadh ii Shiruya), the son of Perviz: His reign lasted for 8 months.

He killed his father and ascended the throne.
Erdeşir (Ardashur), the son of Şirviye: He is the son of Şüheyrir Sifehsalad. His reign lasted 1 year, 9 months.

Alter this, the reigns of Kisra Arslan Bey; Kisra, the son of Kub8.d; TGran, the daughter of Perviz lasted for 6 months; Perviz, the son of Behram; Ezremi, the daughter of Perviz lasted for 4 months; FerrGh Zad, the son of Perviz, lasted for 1 month; and the reign of Yezdicürd, t~e son of Şehriyar lasted for 30 years. He was killed during the time of the Caliph Omer and the Muslims captured the lands of Persia. It was the eleventh year of the Hegira of the Prophet Muhammad.

The Grek Kings :
These are alsa among the nationalities into which the great empire broke up.(47) lt is mentioned in this manner in the book called Ravzatu'l-Menazır fî İlmi'l­Evail ve'I-Evahir of the deceased historian named ıbn Şuhne. After Iskender-i Filkos (Philip ii of Macedonia) died, the Greek state remained in the hands of the Baıaıise (Ptolomies). Bat/emos means Ptolemy. These were 13 persons. Their total reign was for 275 years.

Ptolemy i (son of Lagus, Soter): His reign lasted for 20 years.
Ptolemy ii (Philadelphus): His reign lasted for 38 years. He translated from the
Turan-Hebrew language to Greek.
Ptolemy iii (Euergetes): 25 years. Ptolemy iV (Philopator): 17 years. Ptolemy V (Epiphanes): 35 years.
Ptolemy Vi (Philometor): 24 years.
Ptolemy VII (Physcon or Euergetes ii): 29 years.
Ptolemy Viii (Lathyrus or Ptolemy Soter ii): 16 years.
Ptolemy iX (Alexander i): 9 years.
Ptolemy X (Alexander ii): 3 years.
Ptolemy Xi (Auletes): 8 years.
Ptolemy Xii: 29 years.
Ptolemy Xiii: Her reign lasted for 22 years. This woman commilted suicide at
the time when the Romans defeated the Greeks and the rule of the Greeks ended. The Romans became dominant in her country.

The Roman Kings (4Cool:
Alyos, Bulos, Ağnetis (they gave him the name of Caesar), Asos, Filortos, Bazoz, Sasabos, Taytos (this cursed man once again destroyed Jerusalem). Antonis, Merfuş, Fermud (Sahib-i Necdi died during his reign. Calyos lived during his reign. He proclaimed Christianity). Kotihos Sivaris Antisos Iskenderos Memkihsos Orozbanoş Dakyanos (the Ashab-ı Kehf [the Seven Sleepers] escaped from these and entered a cave [mentioned in the Holy Koran]). Malinos Oryanos Filomos Fererkos Karoş Mantol Maltiyanoş (He was the final idol worshipper. He later adopted Christianity). Erdifilnos (He died from a bolt of lightning. He seized the city of Barbata from Kostantini'I-Muzaffer-i Rumi and developed iL. He made a fortress and named it Kostantiniyye [Constantinople]. He proclaimed Christianity. His mother Hilane, removed the jewelry from her own cross and went to Jerusalem and had the Kamame Church built here. Other than this, she had one each church built in Humus [Homs, ancient Emesa] and Hama [Hamath, Epiphania]. Three of her children ascended the throne). Leksalos Yunyanoş (they also call him ŞabOr [Shapur]). Elitanos Tutyanos Hartnanos Barubsos'ul-Kebir Erkadyos Onuryos Mersadnos Tavdosos (the Ashab-, Kehf[the Seven Sleepers] awoke during his reign, their stories are famous). Elnatlis Laven Zeytun Istabos (He had the fortress of Hama [Hamath, Epiphania] built). Festasos ii, Konstantin i, Tırpos II, Tırpos Marsos Merkok Kokas Herkıl (It is Loflis in Latin). The state of the Romans was ended. Islam became dominant.

God's religion was presented by the Prophet Muhammad and saved mankind from the darkness. As the truths of the religion he introduced were understood, people of many different nations and states in the past were honored with this religion. Other wrong and invalid religions disappeared. Specifically, by abiding with the order of the sultan, "Fight a righteous holy war on God's course (49) against the iinfidels who did not enter the right course and they fought without regard for night or day, far or near, and they tore down the dignity and honor of the infidels. They took their crowns and thrones and annexed their countries to the Islamic territories. Thus, in this manner they saved the world from evi!. They tore down the churches and stuffed their beli s with grass. The sounds of the bells were stopped and instead the sound of the ezan (azan, the call to prayer) started to be heard. All the places of prayer and places of pagan worship were converted into mescid (masjid). Eternal praise to Gad that such a happiness was granted to hirn that was not granted to any of the former sultans and khans.

Praise be to Gad, you became the victor of time and era,
How happy you have become in the country of Murad (attaining one's wishes).
The disciples of Mustafa are on the throne of the Caliphate,
You became the shadow of Gad on the people of the world.
Praise be to Gad, whatever you wished from Gad,
You reached your goal with His eternal help.
After this, thanks to Gad and our greetings and reverence to the Prophet Muhammad, his familyand his friends.

A total of 7350 years have passed since the creation of Adam, the father of mankind; 6860 years since Adam descended to earth, 6790 years since the Ka'ba was constructed, 4962 years since Seth, 5863 years since Enoch, 5685 years after the death of Enoch and 4964 years have passed since the time of Noah. From the Flood 1059 (4760 years in the Muslim calendar), month of Tammuz (1 Oth nıonth of the Jewish calendar), 2408 years since the Era of Nebuchadnezzar (beginning in 742 B.C.) (1069 y.ears in the Muslim calendar), 3401 years since the destruction on 19 April of the Ad tribe (1069 years in the Muslim calendar), 7158 years since Adam's descent on 21 April from paradise (1069 years in the Muslim calendar), 5460 years since the beginning of the Jewish month of Tishri (1069 years in the Muslim calendar), 2760 years since the beginning of the Coptic (Egyptian calendar) (1069 years in the Muslim calendar), 1971 years since the beginning of October in the era of Alexander the Great (commeneing in 312 B.C.) (1070 years in the Muslim calendar), 1029 years in the HatOr Coptic (1070 years in the Muslim calendar) and 1660 years since the birth of Jesus Christ in January. (1069 in the Muslim calendar).



TARiH-I TARiH:I TARiH-I TARIH-I TARIH-I TARIH-I TARIH-I
CELAL(50) FURS-I KADIM(51) HICRI(52) KIPTI(53) RUMi(54) TUFAN(55) HOSOT(56)
6695 6248 6216 5877 5281 2242
Six thousand Six thousand Six thousand Five thousand Five thousand Two thousand TARIH-I
six hundred !WO hundred two hundred eight hundred two hundred two hundred HOSOT
ninety-five lorty-eight sixteen seventy-seven eighty-one lorty-two
4554 3006 3974 3635 3039 TARIH-I
Four thousand Three thousand Three thousand Three thousand Three thousand TUFAN
live hundred six nine hundred six hundred thirty-nine
lifty-four sevenIy-four ninety (? (57))
4114 967 935 596 TARIH-I
Four thousand Nine hundred Nine hundred Five hundred RUMi
onehundred sixty-seven thirty-live ninety-six
fourteen
818 371 339 TARIH-I
Eighthundred Three hundred Three hundred KIPTI
eiahteen seventy-one thirtv-nine
467 32 TARIH"I
Four hundred Thirty-two HICRI
sixty-seven
447 TARIH-I
Four hundred FURS-I KADIM
fortyoseyen
TARIH-I
CELAL!


Because the figures in this table are according to the recent period scholars (n.) to (...) are incongruous.

The use of the above tables in the manner as follows: For example, look at the figure at the point where the hicri date and the rumı date intersectl. Those in the previous line (by going from right to left) will be evaluated as an earlier time. First of all, we find the hicrl cell in the upper part and then we look down at the lower cells and evaluate them. In the cell at the level of Rumı we see 934.58 Because the rumı date is before the hicri, we come to the conclusion, "The Rumı date is 935 years before the hicril date". By comparing the others with this example, the text part of the manuscript is finished.

Part Two of the Manuscript Tha Has the Miniature Paintings

The portraits, located in the second part of the manuscript that starts on page 17 (9b), have been painted in the st yle of miniature paintings. At the top, right and left margins of this page, Chinese clouds painted in gold-yellow and wine-red are in the form of amulets. The hatal designs are in Turkish blue and light wine-red. The ground is without color. Within the semi-circle below these, there is a second decoration of Chinese clouds and hatal designs. The Chinese clouds are painted with gold-yellow and green.

The medallioned miniature paintings are in circular frames immediately below these. Here are the first humans of our world: Adam on the right and Eve on the left have been portrayed side by side. Adam has no beard or mustache and his lips are painted red. We understand from these pictures that Adam and Eve are in their youth. On the same page, is the miniature painting of Abel, who was murdered, on the right, and below him is the murderer Cain. On the left is Abdülharis (?) and below him is the miniature painting of Cainan, the son of Arphaxad.

Enoch,(59) the master of the taHors and accepted as a spiritual teacher, is pictured on the left on page 18 (1 Da). Below is Noah and his ark has been depicted in the background. The ark has landed and the prow of the ark, by making it resemble the taH of a peacock, has been decorated in rather great detail. Noah has been depicted rather realistically, according to his age. In our opinion, the paint on the portion showing Noah's face cracked at arecent date since the manuscript has not been well-preserved. It was painted with care, even the folds of Noah's gown and the turban on his head, of which the edges fall to his shoulders, are swinging. There is perspective in the miniature paintings, just as in the European paintings. The break in the monotony of the depietian of the trees reflects the character of our artisI. On the right is Kahtan, the son of Menval and on the left is Cemşid (Achaemenes), the son of Tahmurs. There are haloes as a symbol on the heads of the prophets.

In our opinion, page 19 (1 Db) is one of the most interesting sections from the aspect of the miniatures and painting

techniques, because we can see traces of the st yle of Levnl on this page (60) The miniature paintings of Dahhilk, the Persian ruler at the upper left, Noah's son Shem on the left, Noah's son Ham on the right and Japheth from which the Turkish descendants are derived on the left, are depicted within landscapes. The spectrum of colors is exceptional. The quadruple medallions above and the triple medallions below do not overpower the page, on the contrary, they create a sense of depth. The hardness and pride of Ham, one of Noah's sons, the thoughtfulness and anxiety of Shem and the nobleness of Japheth reflect the character given to the paintings. The cypress trees remind us of Levnî.

Below, the Prophet Salih (?) is together with his camel, on the right; Ireç (- brother Tur-Erech ?) is on the left, and the Prophet Hud (Heber) is at the bottom center. The Prophet Hûd's flying shawl and the top parts of the cypress trees bending in the wind, display the reality of the painting. This page reflects to us the status of the Turkish art of painting towards the end of the seventeenth century.

On page 20 (11 a) show n within medallions, are Maçin, the son of Ebu'I-Haş at the top; the Prophet Hızır, in the center; and below on the right, Lot and on the left, the Prophet Abraham(61) The facial features of the Prophet Abraham, who has been depicted as being old are of a quality worthy of consideration.

On page 21 (11 b), at the top is Neriman, the son of Gerşasb; below, separately within two medallions are Isaac and Ishmael; on the left is Shem, below him and somewhat to the right is Afrasyab (62) below on the right, is Lot and on the left is Iys (?).

On page 22 (12a), within medallions are Joseph, Job and in the left comer is Rüstem, the son of lal, the son of Shem; below on the right is Joshua and on the left is lülkifl (thought to be the nickname of the Prophets lechariah, Joshua or Elijah).

On page 23 (12b), within medallions are the Prophet Moses, on the right; Aaron, on the left; Siyavuş, in the lefthand corner; Joshua, on the right; below, Ishmael, on the right and the Prophet Daniel, on the left.

On page 24 (13a), there are the miniature paintings of David, at the top; Salomon (980-960 B.C.), beJow; lechariah, on the right; Alexander the Great (356-323 B.C.), on the left; John the Baptist, on the bottom at the right; and Jesus Christ, on the left.

On page 25 (13b), the birth of the Islamic religion is symbolized. Abdülmuttalib (d. 577) is at the top center. Below him are the sun on the right, the maan on the left and below is the Prophet Muhammad Mustafa (570-632). His face is covered and he is wearing alarge, plain green gown. It has been attempted to show him in a manner with rays of light emanating around him. On his Jeft is Abu Bakr (632-634), the first caliph; and opposite him, on the right, is Osman (644-656), the third caliph, with the Holy Koran under his arm. On the bottom is Om er (Omar, 634- 644), the second caliph: and on
the right Ali (birth 600, 656-661), the fourth caliph, with his famous sword named Zülfikar at his waist.

On page 26 (14a), at the top, on the right is Hasan (January-February? 625­669) and on the left is Hüseyin (1 January 626-680). Below is the Imam Azam Rıza (818). on the left is the Imam Azam Ebu Hanife (767), on the right is Imam Şafi (820) and at the bottom center is Ebu Müslim (755).

On page 27 (14b), there are the miniature paintings of ısmail Samanı (892­907) at the top center, below is Ahmed Adil (907-918), belawat the left is Ebu Talib, at the right is EI-Mu'tasım Billah Muhammed (833-842).

On page 28 (15a), there are the miniature paintings of Sultan Mahmud bin Sebuktekin (999-1031), EI-Kahırbillah (932-934) on the right; Sultan Celaleddin (1220-1231) in the center; and Aydoğmuş Khan on the left.

On page 29 (15b), are portrayed EI-Kadirbiemrillah at the upper right; Melik Shah Ebulfeth (1072-1092) at the left corner; next to him is Sultan Sencer (1097­1157); belawat the right is En-Nasırbillah; and to his left is Hüdavend Shah (1255­1256) with an open book in his hands.

On page 30 (16a), EI Mustazı-binurillah is at the upper right; Kuh Bey Khan is to the left; below him to the left is Baki Ağa; in the center is Genghis Khan (1206­1227); and belawat the right is EI-Mustasımbillah (d. 1258). The beard of Genghis Khan and the crowned turban on his head have been created with very fine, careful strokes of the brush and it is understood that the artist was very observant and worked with a magnifying glass (it is worth comparing it with Toktamış Khan on page 31). It is a remarkable miniature painting and isan exceptional example of the color spectrum according to the Oriental race.

On page 31 (16b), Hülagu Khan (1256"1265) is at the top; and Toktamış Khan is at the battom.

On page 32 (17a), the miniature paintings of Gazan Mahmud (d. 1334), (the gold and silver mixture, the weave of the armor is obvious and shining, and is vivid, as thoughit were a copy of the original and is a work of art which displays a very fine workmanship) and of Emir Hüseyin are seen (the death of Genghiz Khan's last grandchild was in 1431).

On pages 33 and 34 (17b and 18a), the founding of the Ottoman State is described and there are the miniature paintings of Kızıl Boğa Khan, at the right; Kaya Alp Khan, (page 33) below him; to the left is Süleyman, the son of Kaya Alp; below is Ertuğrul, the son of Süleyman; and at the bottom is Osman Gazi (b. 1244, rule: 1299-1326). The English translation of the text is given below:

"It is thus related about the lineage of the Osmanoğulları (Sons of Osman) that they were the best horsemen in recent times in Byzantium, because they were hanored with the sultanate and the caliphate.

The Osmanoğulları have been khans and sons of khans from the aspect of lineage ever since Noah
l Noah andeveryone among them has been the symbol of justice from Osman Gazi until the present. All of the Byzantine, Arab and Persian countries have submit!ed to the com man ds of these. May all of God's Muslims be in peace under the flags of these up until the Judgment Day (Amen!)

The grandfathers of Osman Gazi came from Türkistan and stayed around Ah'at for 170 years by conquering Khorasan,.lraq and Azerbaijan. With the sal.lies of Genghiz Khan, four hundred households from the retinue of Ertuğrul came to Anatolia. At that time in the Anatolian lands the sultan was Alaeddin, the son of Keykubad, the son of Genghiz, (63) the son of Sultan Mes'ud Selçuk. He received Ertuğrul well. He gaye the place called Karacadağ near Ankara to him. During this time, Sultan Alaeddin was fighting a war with the Tatars. Ertuğrul helped Alaeddin in this war and they defeated the Tatars.Alaeddin was very pleased with this stuation and become
i even closer to ErtuğruL. After this, when Alaeddin was fighting with the unbelievers in Istanbul, he received much help from ErtuğruL. After this, Alaeddin gave all of the provinces of Söğüt, Domaniç and Ermen to them. When Sultan Alaeddin died, his son Feramuriz became the sultan (680). The Tatar soldiers came to Ereğli at this time. Feramuriz, the son of Sultan Alaeddin, sent Osman Gazi in his place to fight against them. Osman Gazi, other than getting rid of the Tatars from these places, captured many fortresses and seized spoils.

After this, he captured Bilecik. During the conquest, none of those from Bilecik (64) remained. Undoubtedly, after this, Osman Gazi's sultanate grew from day to dayand developed. Osman Gazi ascended the throne in place of his father Ertuğrul (680). He conquered the fortresses of Bilecik and Inegöl in 695 (65) His rule lasted for thirty-nine years. He died at the age of eighty-two. May Gad have mercy on him."
As of Osman Gazi, the diameters of the medallions increase to 55 mm and the background of the miniature paintings is covered with gold leaf.
On page 35 (18b), miniature paintings within medallions are seen from top to battom: Sultan Orhan Gazi (1326-1359), Sultan Murad I. (1359-1389), Sultan Yıldırım Bayezid (1389-1402) and Sultan Mehmed I. (Çelebi) (1413-1421).

On page 36 (19a), miniature paintings are seen of Sultan Murad ii (1421­1451), Sultan Mehmed ii (Fatih Sultan Mehmed [Sultan Mehmed the Conqueror), 1451-1481) and Sultan Bayezid (1481-1512).

On page 37 (19b), is Sultan Selim i (Both silver and gold wires were used on the clothing of Yavuz Sultan Selim, 1512-1520). Below him is his son Kanunı Sultan Süleyman (Sultan Süleyman the Lawgiver, 1520-1566).

On page 38 (20a), is Sultan Selim II. (1566-1574), Sultan Murad III. (1574-1595) and Sultan Mehmed III. (1595-1603).

On page 39 (20b), is Sultan Ahmed (1603-1617), Sultan Osman Gazi (Genç Osman [young Osman], 1618-1622) and Sultan Mustafa (1617-1618, 1622-1623).

On page 40 (21 a), the final page, the overleaf is empty. The manuscript do es not have an epilogue.

On this page is Sultan Murad LV (1623-1640), Sultan ıbrahim (1640-1648) and last of all, Sultan Mehmed LV (1648-1687).

At the left, below the miniature painting, there is the seal of the artist and the date of completion of the manuscript. It is as follows: with the expressian "Your servant Hüseyin el-Musawir" and the date of A.H. 1094 (A.D. 1682) is clearly read.

There is no dedicatian or eulogy to anyon e at the end of the manuscript. Consequently, the probability appears that it was made as a single sample of the artist. The name of the calligrapher is not given.

This manuscript, that we can say transfers in writing and paintings a type of literature of verbal history of the Middle East, is an important document from the aspect of conveying to us the perception of history and folklore in that period as well as from the viewpoint of the Turkish art of painting at the end of the seventeenth century.

Comparisons:
Similar manuscripts that will be compared are as follows:

1. The Subhatu'l-Ahbar (66) Code No. AF 50 at the Nationalbibliothek in Vienna, Austria (We have not yet been able to see or obtain the paintings
of the manuscript No. 17).

The First Part (text) is 6 pages.
The Second Part contains 102 miniature paintings. There are a total of 34
pages.
There is no date on the epilogue. The miniatures paintings were painted by Hüseyin of Istanbul and the genealogical chain continues from Adam through Sultan Mehmed iV.

2. The H. 1324 Zübdetü't- Tevarih at the Topkapı Palace Museum (67)
The First Part is a 26 page Arabic text and the first two pages are illuminated. There is biographical information in a brief table about the Prophet Muhammad and his disciples.

The Second Part is 8 pages. It describes the history of the world. The first page is illuminated.

lt starts with: Sipas ale'l- ıtlak...
The Third Part gives miniature paintings within medallions of the famous heroes, sovereigns and prophets in the world from Adam to Sultan Bayezid ıı. There are 79 portraits. It is dated AH. 1006 (December 1597).

3. The No. H. 1591 Silsile-name at the Topkapı Palace Museum Library The First Part is a 26 page Arabic text.
The Second Part is an 8 page text.

lt starts with: Sipas ale'l-ıtlak sitayiş-i bi-istihkak...
The Third Part is composed of 58 pages having 95 medallioned miniature paintings. It has a date of AH. 1006 (September 1597) and ends with Sultan Mehmed ııı.

4. The No. H. 1624 Zübdetü't-Tevarih at the Topkapı Palace Museum Library

The First Part is 8 pages. It gives world history. The title page is illuminated.
The Second Part of the manuscript is a total of 15 leaves and contains 66 miniature paintings with the genealogies. It ends with Sultan Mehmed III, who ascended the throne in AH. 1003 (AD. 1595-1596).
lt starts with: Sipas ale'l-ıtlak sitayiş-i bi-istihkak...

5. The No. 3110 Silsile-name at the Ahmed iii Library of the Topkapı Palace Museum Library
The First Part is 6 pages. The first page is illuminated. It gives world history.
The Second Part of the manuscript isa total of 17 leaves and contains 92 miniatures. In the manuscript that ends with Sultan Mustafa II, the names of the princes were not written, they were left empty. It was the Silsile-name of Lokman bin Seyyid Hüseyin and in the seventeenth century additions were made up to

Sultan Mustafa ii (A.H. 1106 / A.D. 1695 - A.H. 1115 / AD. 1703). The back­grounds are decorated with hatai designs.
lt starts with: Sipas ale'l-ıtlak...

6. The No. T.423 Zübdetü't-Tevarih (6Cool at the Chester Beatty Library in Dublin, Ireland
The First Part is a 26 page Arabic text. The first two pages are illuminated. There is short biographical information in the tabı e about the Prophet Muhammad and his disciples. It is dated A.H. 1006 (Ap ri i 1598).

The Second Part is 7 pages, the title is illuminated and gives the world history. The final page is missing, the text does not end. The sentence did not finish ("Altıncı

The Third Part contains 86 miniature paintings with the genealogical trees and ends with Sultan Murad III.

7. The No. Cel. 12968 Silsile-name (69) at the Bibliotheque Nationale in Paris, Franee tyVe did not see the manuscript No. Turc 126)
The First Part is 4 pages of text without illumination.
lt starts with: Sipas ale'l-ıtlak...

The Second Part has 94 pictures in the st yle of engravings and gives genealogies from Adam up to Sultan Ahmed iii, the son of Mehmed. The pictures are not in the miniature painting st yle, but are black and white and some of them are shaded, lt is understood that an enthusiastic reader of books saw a copy of the manuscript in Aleppo and copied it. It was donated to the Bibliotheque de L'abbaya Royale Victor in 1750 by Umayunuz veled-i Şükrü el Çelebi el-Marunı of Lebanon.

8. The No. 8457 Silsile-name (70) at the Ankara Ethnographie Museum

The First Part is 4 pages. The first page is illuminated. It was copied alter the dates of 1603-1606. The text is Persian.

The Second Part includes 140 miniature paintings from Adam until the period it was made and does not resemble the other manuscripts. It belongs to the Eastern Anatolia provincial school (71) lt is conjectured that the owner of the manuscript was attachedtoaShi'itesect.


9. The Haza Kitabun Yüsemma bi Subhati'l-Ahbar min Zübdetü’l –Asar (72) in the Arehives of Prof. Dr. Yılmaz Önge

The First Part is 3 pages of text plus a cover. The text is more rnature and plain and it is stated that sorne of the information collected was deliberately ornitted.


The Second Part contains portraits in the st yle of engravings from pages 5­,-38.

On pages 39-40, a table has been added in the form of a list containing the birth, ascendence to throne, period of reign and lifespans of the Attoman sultans. The manuscript cavers the period through the death of Sultan Mahmud ii (A.H. 1255/ AD. 1839). It is a lithograph and was printedwith a black and white technique.

10.The Sil sil e-name without miniature paintings in the Archives of Dist. Prof. Dr. Ahmet Süheyl Unver

The First Part is a 4 page text. The Second Part gives the genealogical trees without miniature paintings and
we have 26 pages of the manuscript. The manuscript ends with Yavuz Sultan Selim ı. We do not know whether or not it continued after Yavuz. However, we can say that severalleaves of the manuscript are missing.
11. The Silsile-name (73) belonging to the Baghdad school in the EI-Sabah Collection in Kuwait

12. The Silsile-name (74) in the Nasır EI-Halilî Collection in London

13. The Silsile-name75 at the Karlsruhe Museum in Germany

Initially, we can consider in three groups these types of manuscriptsclassified as world history (Middle East, Central and Western Asia) according to
the period in which they were written:
1. Manuscripts called Zübdetü't- Tevarih (Summary of History),
2. Manuscripts called Subhatu'J-Ahbiir (Beads of News), and
3. Manuscripts called SiJsiJe-name (Genealogical Tree).

Actually, the manuscripts mentioned in these three groups are similar to each other. They can be with or without miniature paintings. The Subhatu'J-Ahbiirs and Si/si/e-names are exactly identical to each other. Only their names are different.

The Zübdetü't- Tevarihs originally appeared upon the request of Yusuf, the son of Hasan, the son of Abdülhadi, living in Baghdad, from a person for the completion of the genealogical tree of the Prophet Muhammad that belonged to a close friend. We do not know exactly at which date Yusuf, the son of Hasan, the son of Abdülhfıdi lived in Baghdad. However, at the end of the tabı es at the end of the first part of the manuscript numbered TKSMK. H. 1591, it was stated that it was written in A.H. 1006 by Yusuf, the son of Muhammad from Dizful" who lived in Baghdad. He describes himself on page 26 of the manuscript as follows:

"This text was written in the mo nt h of Saf ar in the 1006th year of the Prophet Muhammad's Hegira (September 1597)."

"The author is Yusuf, the son of Muhammad of Dizful, who resides in Baghdad. Gad forgive the sins of the author and the writer of this, out of respect for the Prophet Muhammad."


On page 26 of the manuscript No. H. 1324:
"This text was written in the month of Jumada i in the 1006th year of the Prophet Muhammad's Hegira (December 1597)."
"The author is Yusuf, the son of Muhammad of Dizful, who resides in Baghdad. Gad forgive the sins of the author and the writer of this, out of respect for the Prophet Muhammad."

On page 14a of the manuscript No. 423 at the Chester Beatty Library:
"This text was written in the month of Shawwal in the 1006th year of the Prophet Muhammad's Hegira (May 1598)."

"The author is Ebu Talib of Isfahan, who resides in Baghdad. Gad forgive the sins of the author and the writer of this, out of respect for the Prophet Muhammad."

Consequently, Yusuf, son of Hasan, son of Abdülhadi, must have lived prior to the dates given above.

The First Part is the same in all the Zübdetü't-Tevarihs and was written in Arabic. It is composed of 26 pages and the first two pages are illuminated. Here there is short biographical information on the genealogical trees of the Prophet Muhammad and his disciples, the Prophet Muhammad's battles, his commanders, their daily lives, his servants, slaves, emirs and soldiers, weapons and their quantities, horses and saddie beasts, the fact that the Ka'ba (House of Gad) became the qibla (point toward which Muslims turn to pray), the rise of the caliphs to power and the dates.

The first page of the Second Part is alsa illuminated. Here, the history of the world is described as in the first part of the Silsile-name being considered. It is composed of 8 pages. It starts with: Sipas ale'l-ıtlak However, this part in the Silsile-name at the General Directorate of Foundations that we have read about above is 16 pages. It is not this long in any of the other manuscripts. They end in six or eight pages. In the Zübdetü't-Tevarihs it is eight pages. In the Subhatu'l­Ahbars it is six pages. In other silsile-names it is three or four pages. Since practically all of them are copied from each other, they have missing or extra words depending on the knowledge of language and grammar of the calligrapher. These are generally words that are eulogic or emphasizing the expressian.

In the Third Part (Part Two in the Silsile-names and Subhatu'I-Ahbars): lt is attempted to give chronologically the miniature paintings of and genealogical trees of Adam and Eve (sametimes an angel in place of Eve), who are the first people in the world, their sons and the prophets derived from them, the world rulers and the legendary heroes, but they were not always successful.

Alter the Prophet Muhammad and the four caliphs, the Abbasid caliphs, the Genghis family line in Central Asia (this page plan is the same in all of the manuscripts), and finally, the Seljuks, Osman Gazi and the founding of the Ottoman Empire. These pages are entirely the same in all the Zübdetü't- Tevarihs, Subhatu'l-Ahbars and Silsile-names. The founding of the Ottomans is described on two facing pages. At the bottom of the lelt page is the miniature painting of Osman Gazi. Then, setting aside the other nations, only the Ottoman sultans until the period when the manuscript was made are given sequentially in detail within one each medaılion, because at that period only the Ottomans were ruling the world. It would be appropriate to exclude only the Silsile-name at the Ankara Ethnographic Museum from this rule.

If the Code Af. 50 and the copy of the General Directorate of Foundations are excluded, then there are no signatures of the artists in these types of siIsile­names. Only the copy at the General Directorate of Foundations has the date written at the end of the manuscript,
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Inwaggini
Yüzbaşı


Kayıt: 20 Arl 2012
Mesajlar: 100
Konum: Peru

MesajTarih: Prş Arl 20, 2012 8:54 pm    Mesaj konusu: Meble Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Inwaggini
Yüzbaşı


Kayıt: 20 Arl 2012
Mesajlar: 100
Konum: Peru

MesajTarih: Prş Arl 20, 2012 9:06 pm    Mesaj konusu: Meble Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Inwaggini
Yüzbaşı


Kayıt: 20 Arl 2012
Mesajlar: 100
Konum: Peru

MesajTarih: Prş Arl 20, 2012 9:08 pm    Mesaj konusu: Meble Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Inwaggini
Yüzbaşı


Kayıt: 20 Arl 2012
Mesajlar: 100
Konum: Peru

MesajTarih: Prş Arl 20, 2012 9:11 pm    Mesaj konusu: Meble Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Inwaggini
Yüzbaşı


Kayıt: 20 Arl 2012
Mesajlar: 100
Konum: Peru

MesajTarih: Prş Arl 20, 2012 9:11 pm    Mesaj konusu: Meble Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Inwaggini
Yüzbaşı


Kayıt: 20 Arl 2012
Mesajlar: 100
Konum: Peru

MesajTarih: Prş Arl 20, 2012 9:12 pm    Mesaj konusu: Meble Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Inwaggini
Yüzbaşı


Kayıt: 20 Arl 2012
Mesajlar: 100
Konum: Peru

MesajTarih: Prş Arl 20, 2012 9:13 pm    Mesaj konusu: Meble Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Inwaggini
Yüzbaşı


Kayıt: 20 Arl 2012
Mesajlar: 100
Konum: Peru

MesajTarih: Prş Arl 20, 2012 9:17 pm    Mesaj konusu: Meble Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    TÜRKİYE'NİN EN GENİŞ TARİH SİTESİ Forum Ana Sayfa -> TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMA VE MAKALELER Tüm zamanlar GMT
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açabilirsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap verebilirsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse - TOS & Privacy.
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum! Created by Hyarbor & Qooqoa - Auto ICRA

Page generation time: 1.378